Levent Seçer’den bir Öykü; “Beni Affet”

 

Levent Seçer Yazdı

Hayatının en büyük hatasını yapmıştı Şükran. Belki o yaşlarda küçüktü aile kararına karşı gelemezdi. Babası onu bir akşam yanına çağırmış ve uzun uzun yaşadıkları sıkıntılardan söz etmiş, borç batağı içinde olduğunu ve borçlarını ödeyemediği taktirde hayatına son vereceğini , bu itibarsızlıkla yaşamanın anlamı kalmadığını ona anlatmaya çalışmıştı. 17 yaşın verdiği heyecanla anlamıştı bazı şeyleri Şükran, ama babasına karşı duyduğu saygıdan olacak ona bir şey diyemedi. Babası onun evlenmesini istiyordu, hali vakti yerinde olan zengin bir ailenin oğluyla evlendireceklerini anlatmaya çalışıyordu.

Bak kızım biliyorum daha küçüksün ama yaşını büyütürüz. Durmuş beyin oğlu nazım ile senin evlenmeni istiyorum, hani geçen sene yazın tatilde bize gelmişlerdi seni çok beğendiklerini söylediler, sende kabul edersen Durmuş beyin oğlu Nazımla seni evlendirelim, üstelik bana maddi olarak sıkıntılarımda borçlarımı ödememde yardımcı olacak borç verecek, yoksa içinde yaşadığım bu zor durumdan dolayı saygınlığım itibarım yok olacak. Böyle utanarak yaşamak bana acı veriyor, şaşkındı Şükran babası anlatıyor ama onu duymuyordu bile, ama anlamıştı küçükte olsa babasının maksadını, ne yapacağını bilemiyordu uzun süre dinledi babasını, ona saygısızlık edemem o benim babam ama gene de aklıma gelen neyse söylemeliyim diye düşündü.

Hayır babacığım ben şimdi evlenmek değil okumak istiyorum, ve insanlığa faydalı öğrenciler yetiştirmek öğretmen olmak istiyorum hayalim bu. Babasına baktı anlatırken sanki ağlamaklıydı, aslında iyi bir insandı babası Mustafa, iki evladı vardı onlar için bugüne kadar elinden gelen her fedakarlığı yapmıştı, ablası ondan 4 yaş büyüktü ablasını çok seviyordu, peki babamın bana anlattıklarından onun haberi var mıydı diye sordu kendine. Ama ilk fırsatta onunla konuşmalıyım babamın bu anlattıklarına karşılık onunda babamla konuşması ve benim böyle bir evliliğe evet demeyeceğimi anlatması gerek diye düşündü. Babası Mustafa kararlıydı .

Şükran hala babasının söylediklerinin etkisindeydi, o bunları düşünürken babası ” kızım hemen bana cevap verme istersen daha sonra konuşuruz, ama bu kararımın olmasını gerçekleşmesini istediğimi bilmelisin, inşallah hayırlı olacak ben buna inanıyorum” Bir süre baktı kızına onun telaşlı ürkek halini seyretti baba Mustafa, onun okumak istediğini topluma yararlı insanlar yetiştireceğini söylediğinde haklıydı belki de. Kendisi okuyamamış babasından kalan küçük bir servetle başarılı bir iş adamı olmuştu, ama daha sonra tüm servetini kaybetme tehlikesini yaşıyordu, ne olmuştu da bu duruma düşmüştü kendisi bunu bilmiyordu, aslında bildiği tek şey inandığı doğru olduğuna inandığı değerlerdi, etrafındaki her kese inanmış her şeyini düşünmeden paylaşmıştı. Şimdi o insanların tek biri yoktu yanında, itibarına onur ve gururuna düşkün bir insandı, bugüne kadar çocuklarıma tek bir haram lokma yedirmedim ama şimdi ben çaresiz kaldım. Bile bile kızını nasıl kurban ederdi okumak istiyorum demişti, öte yandan kurtuluşunun anahtarı da kızını oğluna isteyen adamın elindeydi. Ne yapacağımı bilemiyorum çaresizim, ama mutlaka bir çare bulmalıyım en son bu evlilik olmalı diye düşündü.

Şükran annesini daha küçük yaşlarda kaybetmişti, annesi alımlı güzel bir kadındı, ama o günleri hatırladıkça hala çocukça bir korku yaşardı. Annesinin Babasıyla sık sık kavga ettiklerini, odasında uyuyamadığı gecelerde hep ağlayarak dinlerdi. Anlayamadığı tek şey, neden her gün babası eve geldiğinde kavga ederlerdi, küçüktü belki anlamıyordu çok şeyi, ama gene de bir şeylerin doğru gitmediğini anlıyordu. Babası son günlerde çok sinirli ve sürekli annesine ve kendilerine sinirleniyordu, davranışları sanki değişmiş o sevimli uysal sevgi dolu iyi kalpli insan gitmiş yerine başka biri gelmişti. Ablasına sormayı denedi o ne diyecekti, belki de onun bildiği bir şeyler vardır diye düşündü. Babasıyla konuştuğu günün akşamı karar verdi ablasına durumu anlatacaktı.

Ablası Şükranın, telaşlı gergin tedirgin halini gördüğünde merak etmişti onu bu kadar gergin karamsar yapan halin ne olduğunu düşünüyordu. Uygun bir zaman olsun istedi ama daha fazla dayanamadı sordu Şükrana. ”Bana anlatmak istediğin bir şey var sanırım sevgili kardeşim, hadi gel yanıma otur anlat bakalım nedir bana anlatmak istediğim çok merak ediyorum” Bunu söylerken gülümsemişti ablası, sakin olduğu belli sanırım durumdan haberi yok, benim belki de bir aşk meselesini paylaşabileceğimi düşünüyor diye geçirdi içinden. Kendini toparladı kararlıydı konuşmalıydı ablasıyla, üstelik abla kardeş pek bir şey paylaşmazlar bir araya geldiklerinde, oysa abla olmak kolay d eğildi, insan her şeyini ablasıyla paylaşmalı ona anlatmalı dertlerini, ama ablam benimle sanki yıllardır yabancı gibi, ama gene de ben onu çok seviyorum. Hadi şükran daha fazla meraklandırma bana ne söylemek istiyorsun dedi ablası.

Babam dedi Şükran ,babam benimle çok önemli bir şey konuştu bundan senin haberin var mı? ” ne konuştu seninle bilmiyorum, ama bana da beni daha fazla merakta bırakmadan söylersen bilmek isterim”. Babam geçen sene yaz tatilinde bize gelen Durmuş beyin oğlu Nazım ile benim evlenmemi istiyor, üstelik onlar beni çok beğenmişler, söyle bana abla bu mümkün mü, üstelik benim yaşım daha küçük, babam bunu nasıl yapabilir ve benim adıma karar verebilir? Ablası uzun uzun dinledi kardeşi Şükranı, aslında haklıydı babasının böyle bir konuda onlara da kararını açıklamadan önce konuşmalıydı, daha Şükranın kararını almadan, ya da genç bir kızın buna nasıl bir tepki verebileceğini düşünmeden onunla konuşması akıl alacak gibi değildi. Aslında babasının davranışlarından yaşadıklarından içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan sergilediği görüntü de, onun içinde bulunduğu çaresizliğin farkındaydı. İş durumundan kaynaklanan bir birikimin yansımasıydı babasının çaresizliği, yoksa her ikisini de çok seviyordu bunu biliyordu, belki bu evlilikten dolayı damadın babasıyla bu sıkıntılarını çözebileceğini düşünüyordu. Yoksa halk arasında kızını üstelikte yaşı küçük kızını para karşılığı sattı dedirtecek kadar onursuz biri değildi. Bugüne kadar ne istedilerse yapmış almış onları anneleri öldükten sonra bir gün olsun yalınız bırakmamıştı. Ama şimdi babasının gerçekten çaresizliğini düşünüyordu abla Ayten. Şükrana baktı hala suskun gözleri yaşlı çaresiz ablasının söyleyeceklerini duymak için heyecanla bekliyordu. Bende de kabahat var dedi kendi kendine, bende onu ihmal ettim ona iyi bir ablalık yapamadım bunu biliyorum, ama şimdi bende çaresizim Allah’ım ne yapmalıyım. Babamla konuşmalıyım ama bana vereceği cevabı biliyorum kararlı olduğunu görüyorum, canım kardeşim nede güzel alımlı melek gibi yaşı küçük ama kocaman serpilmiş güzelleşmiş tıpkı annem.

Hayır hayır bu evlilik kararını babam yeniden düşünmeli bu mümkün değil, ayrıca kardeşinin okumak ve öğretmen olmak istediğini biliyordu. Babamla bende konuşmalıyım diye düşündü Ayten. Babasının ticari itibarını kurtarmak adına evladını kurban olarak vermesinin yanlış olduğunu düşünüyordu, konuşacaktı kararlıydı ama nasıl, bunun için zamanı beklemeliyim diye düşündü. Kardeşine tekrar söz verdi yanına geldi ellerini tuttu kendine çekip kucakladı sevgiyle, ” üzülme sakın ben konuşacağım babamla belki ikna ederim sakın üzülme” dedi. Mutluydu Şükran üstelik ilk kez yıllar sonra ablası ona sevgiyle sarılmış onu sevmiş ve ona destek olmuştu. Keşke bunu daha önceleri yapsaydı beni sevseydi ne olurdu, benim ondan güzel olmam, ya da anneme benzemem benim suçum değil ki. Ama yine de mutlu oldu kısacık bir sevinç yaşadı, ablam bundan sonra beni sevsin diye içinden dua ediyordu.

Annesini çaresi olmayan bir hastalık yüzünden kaybetmişti. Anneler tüm evlatlarını severler onları hiç ayırmazlar, ama ablası onu her zamana kıskanmıştı annesinin kendisini sevmesini, hatta babası çocuklar bir gün annenize benzeyen bir kadın çıkarsa karşıma evlenirim yoksa asla evlenmem dediğinde , onu çok sevdiğini anlatmıştı bu sözleriyle. Ama asıl ben sizin bir başka kadına anne demenizi isteem, ve benim evlatlarıma bir başka kadının hükmetmesini istemem diye evlenmemişti. Ablam benden büyük olduğu için babamı her fırsatta evlenmeye teşvik etmişti, ama babam bunu kabul etmemişti, ama o babam şimdi sana kıyamam senin ağlamana dayanamam diyen babam, beni kendi elleriyle kurban ediyordu bunu anlamakta zorlanıyordum. Biliyordum içine düştüğü çaresizliği, ama beni satarak bu bataklıktan kurtulmak istemesi sanırım çaresizliğin en zor zamanıydı.

Durmuş bey hatırı sayılır zengin biriydi, oğlu Nazımı hatırlamaya çalıştı Şükran, evlenebileceğim biri değil, ben sevmeliyim içimden bir şeylerin kıpırdaması gerek bunu hissedemiyorum, kendime de ona da huzurlu bir yaşam getirmez bu evlilik. Babası biliyorum hemen karar verme zamanla seveceksin bu çocuğu babası çok iyi bir insan demişti. Ama benim tarzım olmadığı gibi evlilik asla şu anda istemediğim düşünmediğim bir şey, okumak ve öğretmen olmak istediğimi babam biliyor, inşallah bu kararından vaz geçer diye kendini teselli etti Şükran. Ablası babamı ikna edebilir onu her zaman dinlemiştir diye düşündü. Bu seferde inşallah ablam bunu başarır bunca yıl bana hep sevgisiz davrandı, belki de ilk kez günah çıkaracak kendisini affettirecek bunu biliyorum. Ama küçükte olsa her şeyin farkındaydı, insanın düşmanını yanı başında içinde sakladığını da biliyordu Şükran.

Ertesi sabah babası tekrar şükranı çağırdı yanına , ” kızım birkaç güne kadar bana kararını açıkla seni istemeye gelecekler hazırlık yapmalıyız” Ablamla da konuşalım mı baba onunda fikrini alalım ne dersin, olur ama değişen bir şey olmayacak kızım, ben bu evliliği istiyorum sağlığımda senin hiç olmazsa mutlu olduğunu göreyim, ablan buna niyetli değil baksana hala kimi bekliyor anlamadım. Annenizi kaybedeli yıllar oldu, sırf sizin için ben evlenmedim bunu daha önce defalarca söyledim, ama şimdi kararlıyım üstelik Nazım iyi bir koca olacak buna inanıyorum.

Baba izin verirsen ablamı çağırmak istiyorum hazır bu konu açılmışken yalvarırım bir defada ona soralım olmaz mı? Peki kızım dedi babası çağır ona da soralım ama oda evet diyecektir bundan eminim, seni sevdiğini senin mutlu olmanı istenmez mi? Abla Ayten konuşmalar üzerine kendi gelmişti babasına bu konuyu sormaya kararlıydı Şükrana söz vermişti. Kapıdan çıkmak üzere olan babasına doğru yürüdü , geldin mi kızım bende seni bekliyordum, sen ne dersin kardeşinin evlenmesine geçen yaz gelmişlerdi bize. Durmuş beyler oğlanları Nazıma kardeşini istemeye gelecekler, evet ama babacığım Şükran küçük ve üstelik okulu var, ayrıca okumak ister, daha sonra düşünseniz doğru olanı da bu değil mi? Haklısın kızım haklısın ama benim durumum da malum iflasın eşiğindeyim, bu evlilik olursa itibarımı koruduğum gibi mallarımı kurtaracağım, ayrıca onlar saygın iyi bir aile. Şükran için her şeyi yapmaya hazırlar, kardeşin orada huzur içinde olacak dedi babası. Ben buna razı değilim baba, bana kızacaksınız size ilk defa hayır diyeceğim ama ben razı değilim. Bizde hakkın emeğin çok bunu asla unutamayız, ama bırak kardeşimin hayatını umutlarını alma elinden, hiç olmazsa okulunu bitirsin istediği eğitimi tamamlasın sonra evlensin daha güzel olmaz mı? Şayet onlar buna rıza gösterirse beklesinler. Şimdi giderse okuma şansını kaybeder bunu biliyorum dedi Ayten.

Canım ablam yıllarca sana karşı hep kızgındım bana yakın olmadığın için, ama şimdi özür dilerim beni düşündüğün savunduğun koruduğun için, sevmiş demek ki beni ama bir türlü bunu gösterememiş diye düşündü içinden Şükran. Babası Ayten in bu sözlerine karşılık tek söz etmedi, işim var gitmeliyim kendinize iyi bakın daha sonra tekrar konuşuruz. Babaları gittikten sonra iki kardeş bir süre bakıştılar konuşmadılar, sessizliği bozan Şükran oldu, ablacığım babam acaba bu sözlerinden sonra kararından dönecek mi acaba? Bilmiyorum Şükran bilmiyorum, benim tanıdığım babam bir karar aldıysa bundan asla geri dönmez, ama bu senin hayatın şimdi daha sorumlu biçimde karar vereceğine inanıyorum üzülme sakın inşallah hayırlısı olur. Ablasının söylediklerini duymuyordu Şükran, basının sonradan kararından vaz geçebileceğini düşünmüş olsa bile içindeki endişeyi bir türlü atamıyordu, babam beni göz göre göre kendi itibarını korumak adına mal gibi satmaya kararlı diye düşündü.

Durmuş bey onun için tek kurtuluştu, babası belki kurtulacaktı ama onun hayatı nasıl devam edecekti, bu evlilik gerçekleşirse onu bekleyen zorluklar sıkıntılar belki de adına sevgi dediğimiz o duygu sadece kelimelerde kalacaktı, sevginin yaşanmadığı kapkaranlık bir dünyanın içinde yaşayacaktı, aksini hiç düşünmüyordu işte asıl önemli olansa buydu. Annesini düşündü gözlerini kapadı, canım annem keşke şu anda yanımda olsaydın beni çocukken koruduğun gibi gene bağrına basar kimselere vermezdin, hala kokun ilk günkü gibi taptaze anneciğim, neden beni tek başıma bırakıp gittin, keşke bende yanında olsaydım seninle orada ellerimiz hiç ayrılmazdı. Beni sımsıcak kucağından hiç indirmezdin. Ablasının geldiğini görmedi, ağlıyorsun sen dedi ablası, hadi üzülme sil gözyaşlarını bak o güzel gözlerine yakışmadı o yaşlar, merak etme sonuna kadar dayanacağız, babam iflastan kurtulmak için başka çareler arasın, bunu nasıl yapar bize ne kadar değer verdiğini biliyorum, ama onu şimdi tanımakta zorlandığımı düşünüyorum, bu istediği olmayacak diye teselli etmeye çalıştı kardeşini Ayten. Teşekkür ederim abla sağ ol üzüntüme ortak olmaya çalıştın anlıyorum, ama ben gene söylüyorum babam kararlı beni evlendirecek bunu biliyorum, şimdi izin verirsen odama çıkmak saatlerce ağlamak annemi hayal etmek istiyorum. Haklısın Şükran çok haklısın keşke o şimdi burada olsaydı buna izin vermezdi, biliyor musun bende onu çok özledim, gözleri dolmuştu ablasının biliyorum ablacığım senide çok severdi annem ama gerçek olan şu anda yanımızda değil, ama bildiğim tek şey o şimdi melekler arasında bizi seyrediyor değil mi abla dedi Şükran.

Bir an hüzünlenmişlerdi ikisi de abla kardeş belki de ilk defa bu kadar birbirlerine yakındılar. Ablasının ilk defa bu kadar sevecen sıcak şefkatli haline hala inanamıyordu Şükran, biliyor musun abla bazen babam yaptığı hatayı anlayarak bu kararından vaz geçsin diye durmadan dua ediyorum, insan öz kızını kendini kurtarmak için nasıl mal gibi satar buna inanamıyorum. Benim mutluluğumu istediğini sanmıyorum, onun istediği iflasını itibarını kurtarmak , peki sorarım sana abla, yarın Durmuş beyin oğlu babasının iflastan kurtarmak için yardım ettiği para verdiği bir adamın kızına nasıl davranacak? Bu durum zaman içinde onu etkilemeyecek mi abla. Ben onu sevemeyeceğim içimde sevgi olmayacak, sonra bana eziyet işkence hakaret dolu bir mutsuz hayat yaşatacak bunu biliyorum görüyorum abla çığım. Belki de yanılan ben olurum ama bunun günümüzde örnekleri yok mu? Kardeşini sessizce dinleyen Ayten haklı hem de çok haklı diye düşündü.

Onun ellerini tuttu gel hadi bunları düşünme artık, merak etme bu evlilik olmayacak buna izin vermeyeceğim diyerek Şükranı teselli etmeye çalıştı. Aynı günün akşamı baba Mustafa Efendi geç geldi eve, aslında merak etmişlerdi iki kız kardeş babalarını, bugüne kadar babaları hiç böyle yapmamıştı geç gelmemişti iş seyahatlerinin dışında eve, bunun içinde merak etmesinler diye haber vermeyi ihmal etmezdi. Birlikte karşıladılar babalarını, yorgun bir hali vardı bir şey olduğu belliydi, canı bir şeye sıkılmış olmalı besbelli diye düşündü Ayten. Babacığım seni çok merak ettik keşke haber verseydin bu kadar üzülmezdik dedi Ayten. Biraz işlerim vardı kızım çok yorgunum, hadi siz de yatın artık bakın çok geç olmuş bende yatacağım sabah sizinle konuşmak istiyorum. Babası iyi geceler diyerek odasına çıktığında bizimle ne konuşacak acaba, öyle sanıyorum Şükranın konusunu bizimle tekrar konuşmak isteyecek bundan eminim diye düşündü. Kardeşi Şükrana dönerek, kesinlikle senin evlilik konusunu bizimle konuşacak, ama içimden bir ses yaptığının doğru olmadığını düşünmüş olmalı bize bunu söyleyecek dedi. İkisinin de heyecanları yüzlerinden belliydi meraklanmışlardı, şimdi sabaha kadara ben uyuyamam Abla dedi Şükran, bende canım benimde gözüme uyku girmeyecek yarın dilerim güzel bir gün olur hadi şimdi her şeye rağmen uyumaya çalışalım biraz. Şükran ablasına hayırlı geceler dileyerek odasında yatağına uzandığında hep ablasının güzel sözlerini düşündü, gerçekten ablamın dediği gibi babam yarın bu kararından vaz geçtiğini mi söyleyecek acaba, eğer bu dileklerim gerçekleşirse nasıl mutlu olurum nasıl sevinirim inşallah öyle olur, ama yatsam da uyuyamam sabaha kadar zaman nasıl geçecek bilmiyorum. Yine de de biraz olsun dinlenmeliyim yarın güzel bir gün olacak buna inanıyorum dedi.

Abla Ayten sabahın ilk ışıklarıyla uyandı. Güneş yeni doğmakta, gece sabaha kadar yağan yağmur, bahçenin çimleri üzerinde bıraktığı ıslaklığın kurumasıyla ortaya çıkan toprak kokusu insanın içini ısıtıyordu. Şükranı kaldırayım inşallah biraz uyumuştur sürekli ağlamaklı üzgün perişandı zavallı diye düşündü. O bunları düşünürken Şükran çoktan kalkmıştı. Günaydın abla nasılsın, ben iyiyim sen nasılsın uyuya bildin mi?, bir iki saat sanırım hepsi o kadar abla, babam kalktı mı hiç sesini duymadım, onlar bu konuşmaları yaparken babaları Mustafa evin alt katında salonda çoktan uyanmış onların uyanıp gelmelerini bekliyordu, hadi çocuklar aşağıya gelin bana bir kahve yapın sizinle konuşacağım diyen seslendi. Şükranın kalbi heyecandan çarpıyordu, tamam baba çığım ben şimdi kahveni yapar getiririm dedi Şükran. Hadi Şükran babamın kahvesini yap ve aşağıya gel bende şimdi babamın yanına ineceğim dedi ablası. Şükran babasının kahvesini getirmiş hep bir aradaydılar uzun süre konuşmadılar, baba Mustafa kahveyi içerken dalıp gidiyor sürekli sigara içiyordu, babam hiç bu kadar sigara içmezdi, bugün ardı ardına yakıyor birini söndürüyor diğerini yakıyordu, onu ilk defa böyle görüyorum dedi Ayten.

Sessizliği Babaları bozdu sanki ikisinin de heyecandan kalpleri duracaktı, kısa konuşacağım çocuklar ikinizde dinleyim, annenizi kaybettikten sonra canımı her şeyimi hayatımı size adadım, siz bana ondan emanettiniz bir gün olsun bir yeriniz acısa benim canım yanardı, üzülseniz ben ağlardım, geceyi sabahı gündüzü düşünmedim sizin için mücadele ettim hiçbir şeyinizi eksik etmedim, ama günlerdir öğrendiğim çok önemli bir şey vardı. Paradan çok daha önemli olan şey, sizler evet sizdiniz, ben demek ki hala bunun farkına varamamışım, her şeyi satın almak yetmiyormuş, neredeyse ben evladımın katili olacaktım, kendimi kurtarmaya çalışırken canımı evladımı bile diri diri ölüme yolladığımın farkında değilmişim, Anneniz şimdi burada olsaydı belki de beni asla bağışlamazdı. Şükrana döndü gel kızım yanıma dedi ellerini tutu onu sevdi şefkatle kucakladı bağrına bastı, Ayten gördükleri karşısında şaşkındı, babası ilk kez ağlıyordu. Beni affet kızım dedi baba Mustafa, bu evlilik olmayacak seni kimseye vermeyeceğim okuyacaksın üstelik annende bunu isterdi, beni affet kızım affet sen kendi sevdiğin insanla kendin karar vereceksin bir gün bana bunu söylediğin de ben gözlerimi kapayarak senin kararına saygı duyacağım. Abla Ayten sevinçten ağlıyordu, evet babacığım en doğru olanı buydu, sen bizim için bunca zamandır, evlenmedin kendini kurban ettin yıllarca bizim için yaşadın şimdi en doğru kararı verdin. Annem de bizi görüyor oda şimdi çok mutlu dedi. Babasının ellerini öptü heyecanlıydı sağ ol baba diyebildi sesi titriyordu. Şükran ağlıyordu babasına sarıldı canım babam biliyordum beni küçük kızını sevdiğini dedi, birbirlerine sarıldılar.

Baba Mustafa kızlarını sevgiyle sardı sarmaladı öptü kokladı. Beni tekrar affedin sizi canımdan çok seviyorum, ölene kadar sizi hiç sevmekten vaz geçmeyeceğim siz benim canımdan kanımdan bir parçamsınız, Ağlıyordu baba Mustafa, ağladığını çocuklarından kaçırmaya çalışsa da yapamıyordu, ama bildiği tek bir şey vardı oda mutluydu. Kızı Şükrana dönerek, onun ellerini sıkıca tuttu, bağrına bastı, ağladığını görsün istemiyordu.

BENİ AFFET BENİ AFFET Güzel kızım affet diyebildi.

*****

Read Previous

Temmuz Esintisi’nden mutlu haber

Read Next

Bodrum’da Eğlence Mekanları Açıldı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: