Halı, Bir Fetiş…
Eyüp Büyükbostancı Yazdı

“Odana serdim hali.
Boyun ireyhan dali.
Gören maaşallah desin.
Kimin var böyle yari.”
En eski el dokuma ürünlerinden olan “halı” sözcüğü, “çeyiz” anlamına gelen “kalıt” sözcüğünden türemiştir. Zamanla, – Kalıt > Kalı > Halı – değişime uğramıştır. Türk toplumunda bu sözcük, genç kız çeyizini çağrıştır. Evlenme düşü kuran genç kızın çeyizindeki en önemli ürün halıdır. Dokuduğu halıda, düşlerideki erkeğe özlemlerini, iç dünyasını yansıtır. Orta Anadolu’dan derlenen “Odana Serdim Hali” türküsü bu durumu çok güzel özetler.

Bilinen en eski halı olan Pazırık Halısı‘ndan (*) gününüze, el dokuması halı, önemli sanatsal obje ve evlerin “Olmazsa Olmaz”ı kimliğini korumuştur. Türkiye’de de, Selçuklu’dan Osmanlı’ya Avrupa’ya en çok satılan ürünlerimizin başında gelenlerinden biri halıdır.

Geçmişte aileler, değerli yün ve ipek halılarını yere serip üstüne basmaya kıyamamış, duvara asmıştır. Dokunması zor ve uzun zaman alan, edinilmesi kolay olmayan halı, teknolojinin gelişmesiyle, özellikle yüksek gelire sahip olmayan aileler için de ulaşılabilir fiyatlı ev eşyası durumuna gelmiş ve yere serilmiştir.

Halılarımız, geleneksel kültür kodlarımızın özünü barındıran eserlerimizdendir. Ancak kültürümüzdeki değişim halılarımızı da etkilemiştir. Binlerce yıllık bir gelenek, günümüz koşullarında yeniden yorumlanmalıdır.
Halı, artı değerleri olan ve artıdeğer yüklenmeyi hak eden,’geleneksel’den ‘modern’e, dünden bugüne, bugünden yarına taşınmayı hak eden bir dost.

(*)Pazırık Halısı, halı dokumacılığının iki ana tekniğinden biri olan Türk / Gördes düğüm tekniği ile dokunmuş, bilinen ilk halıdır. Rus arkeologlarca Altay Dağları’daki Pazırık kurganlarından 5.sinde bulunmuştur. Günümüzden 2500 yıl öncesine tarihlenir. Her her kenarı 10 cm. olan bir kare içinde 3.600 düğüm vardır. 1.83 x 2 metre ölçülerindeki halı St. Petersburg’daki Hermitaj Müzesi’de sergilenmektedir.
*****





