Kapıkaya Delikli Mağarası

Isparta Kapıkaya Antik Kenti

Kapıkaya Delikli Mağarası

Haber & Fotoğraflar Şahika Öner

Bugün doğa yürüyüşçüleri tarafından son senelerde keşfedilen, Isparta’da Ortalama 1450 rakımda doruklarda, dağı andıran kayalar arasında saklanmış Kapıkaya’ya gidiyoruz. İlk durağımız her zamanki gibi Karacaören oluyor. Yeşille mavinin buluştuğu bu yerde, sabah çaylarımızı içiyoruz. Karacaören Barajı, İçerisinde Sığla Ormanlarını barındırarak, tabiat koruma alanı oluşturmuştur. Yansımalar her zamanki gibi göz dolduruyor.

Güneyce ve Çukur Köyleri arasındaki Antik Kente doğru yola çıkıyoruz. Köyleri arkada bırakarak, bazen çamlarla renklenmiş yoldan, bazen taşlı, iki yanı yüksek kayalarla çevrili ıssız yerlerden ilerliyoruz. Yokuş adeta bir yılan gibi kıvrılarak bizi Kapıkaya Antik Kenti’ne ulaştırıyor.

Kapıkaya Antik Kenti; Pamphylia ovasına hakim bir konumda bulunmakta, karşısındaki Sandalion Kalesi, bugünkü Ağlasun İlçesi, Harmancık Köyü ile birlikte, güneyden gelip Pisidia’nın içlerine ilerleyen yol ağının güvenlik ve kontrolünü sağlamak amacıyla kurulduğu tahmin ediliyor. Yükseltisi 1700 metreye kadar ulaşan doğu-batı uzantılı bir dağ silsilesinin güney yamacında bulunuyor.

Kapıkaya, çok zorlu bir coğrafyaya sahip olup, yapılaşması çok geniş alana yayılmıştır. Bugün Kapıkaya adıyla bildiğimiz ve Helenistik dönemde inşa edilmeye başlandığı düşünülen kentin antik adı, zamanında burada yaşamış yüzlerce kavim olmasına rağmen bilinmemektedir.

Kentin adı tespit edilemeyen Sandallion, Minassos, Tityassos gibi kentlerden birisi olduğu düşünülmektedir. Şehir Hellenistik Dönem’de kurulmuştur. Eğimli arazide yer alan kentin güney tarafı surla çevrili, kuzey tarafında ise yüksek bir kayalık bulunmaktadır. Kente girişte, nişler oyularak ostotekler (külkabı) yapılmıştır.

Kentin doğu ve batı yamacında teraslar oluşturulup, yapılar yerleştirilmiştir. Güneydeki geniş düzlükte 5 sıra oturma basamaklı at nalı biçimli toplantı alanı, doğusunda işlevi belli olmayan kentin en büyük binası bulunur. Tapınak olabilecek bir yapı ve haç planlı bir şapel yer alır. Kentte lahit mezar ve kapak üzerine mezar sahibinin işlendiği iki adet lahit kapağı ve heykeller yer almaktadır.

Torosların kucağında, karaçam, ardıç ve sedir ağaçlarının çevrelediği sarp kayaların yamacındaki Kapıkaya harabeleri bizi puslu bir havada karşılıyor. Tarihin izleriyle dolu bu yerde, fotoğraf çekiyor. Çevreyi dolaşıyoruz.

Sırada Kapıkaya Mağarası var. Kentin güneybatısından, iri kayalar arasından antik basamaklardan, adeta keçi yolu bile denilmeyecek incecik yoldan, yukarı doğru ilerliyoruz. Ayağımızın ancak birinin zor sığdığı, bir yanı uçurum yoldan yukarı doğru ilerlerken, Toroslar bizi zorluyor.

Kapıkaya Mağarası; Merkez ilçeye bağlı Güneyce Köyü’nün 4 km güneyinde Kapıkaya Tepesi’nde bulunuyor. Delikli Mağara olarak da bilinmektedir. Girişi 40 Metre, toplam uzunluğu 87 metredir. Muhtemelen tarihi dönemlerde kutsal alan olarak kullanılmıştır. Hacminin çok geniş olması nedeniyle sığınak olarak da kullanılmaya çok uygun görünüyor. Köylüler yıllarca koyun ve keçilerini mağarada barındırmışlardır.

Mağaranın önündeki ceviz ağacı adeta, kapı görevi yapıyor. İçerideki duvarlar, nemli, ışık vurdukça mavi ve grinin tonlarına çevriliyor. Fazla derinlere gitmek mümkün olmuyor. İnişte, çıkış kadar zorluyor. Aşağıda toprağı öpesim var. Karacaören seyir terasında, mola ve çay saati günün yorgunluğunu alıyor. Sabahki puslu havanın yerine, bulutlarla süslenmiş güneşle parlayan bir akşamüstü yaşıyoruz.

Her şeye rağmen Akdeniz bölgesinin kuzeyinde yer alan Isparta bölgesinde, yeni yerler keşfettik. Doğa havası içerisinde olmak ayrıcalıktır. Bence herkes kendi bölgesi içinde, vakit buldukça, tabiatla buluşup, yeni yerlere keşfe çıkabilir…

*****

Read Previous

Şebnem Ekşib & Sayıların ve Renklerin Sırlı Dili

Read Next

14 Ekim 2021 Perşembe Tiyatro Rehberi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: