Muhakemede Ölçme ve Tartma Sanatı

Muhakemede Ölçme ve Tartma Sanatı

Perihan Koca Yazdı

Üzerinde gölgelerin dolaştığı sanatımızda, haykırmaktan sesi kısılan Sanatın sessiz çığlıklarına kulak vermek mi, bir fiske de benden mi dersiniz? Ya da diyenlerden misiniz?

Herkes eline bir terazi, bir cetvel almış anladığı/anlamadığı, gördüğü/göremediği, bildiği/bilmediği/ bildiğini zannettiği her husus ve kişi hakkında ölçüp, tartıp, ya ahkâm kesiyor, ya da yorum yaparak, ruh karartıyor ya da bir nebze de olsa ışık tutarak ruh katıyor.

Amma!..

Hiç kimse terazinin kefesine kendini oturtmuyor, boyunu ölçmüyor.

Böyleleri; Kendi ağırlığını, kendi ölçüsünü bilmeden ısrarla birilerini, birşeyleri ölçüp, tartmaya devam ediyor. Çok makbul bir şey yapmış gibi etrafındakilere de algı yaratarak zehirleme cesaretini gösteriyorlar.

Had bilme sanatını aklımda tutarak ve hatırlatarak, izninizle bu hususa biraz daha dikkat çekeceğim.

Büyük sanat sahnelerinden, küçük sanat sahnelerine varıncaya kadar sanatın ışığını açık tutmaya gayret ettiğimiz günümüzde, Sanata emek ve gönül verenler ile sanatın ışığında buluşanların (doluşanları ayrıca değinmiştim) sık sık muhakemesini gözden geçirmesinde yarar görenlerdenim. Terazimizin kefesinde önce kendimizi tartmalı, elimizdeki cetvelle önce kendimizi ölçmeliyiz.

Dip not: Buradaki sahne kavramı sanat sahnesi anlamındadır.

Neye ya da kime göre karar verip de hitaplarda bulunduğumuzu, öne çıkardığımızı, geriye iteklediğimizi ya da yargıladığımızı iyi bilmeliyiz.

Hazır yeri gelmişken tırnak içi bir başka hususu da söyleyeceğim. Yan yana geldiğimiz, aynı ortamda bulunduğumuz bazı dostlarımızın da sanat saygısını akılda tutmaları sanatın selameti için iyi olacaktır.

Hitapta ve herhangi bir kutlama da seni takdir ediyorum!, iyi şeyler yapıyorsun! gibi boydan büyük sözlerle karşısındaki küçültülmemelidir!. Elbette bu hitaplar hitap edileni küçültmez ama hitap eden kişinin kendisini açığa çıkarır.

Beğeninin de, takdirin de, başarı dileğinin de üslubu, amacını aşmamalıdır.

Evrensel dildeki hitapta ‘’SANATÇI’’ tanımının karşılığı Ressam ve heykeltraşlardır. Ülkemizde ise kavram kargaşası yaşanmaktadır.

Sözlerime daha önceki yazılı sohbetlerimde değindiğim hususu bir kez daha yineleyerek devam etmek isterim.

SANAT VE SANATÇI: Görüneni, Görünmeyeni, Duyulanı, Duyulmayanı, Görerek/ Duyarak/ Hissederek/ Düşünerek/ Yorumlayarak, hayal gücünün devreye girmesiyle, yaratıcılığı yetenek ölçüsünde şekillendirip, ruh katarak, estetikle ortaya konan evrensel bir ifadededir. Bu ifadeyi ortaya koyan kişiye de Sanatçı denir. Sanatçı eseri ile bağlantı kurar. Sanatçının ortaya koyduğu eser ile onu izleyen, okuyan, duyan, gören, hisseden kısaca algılayan kişiler arasında da duygusal bağ kurulur.

‘’Sanatın herhangi bir dalında uğraş veren kişiler ilgili alanlarınca adlandırılırlar. Resim yapana Ressam, Şiir yazana şair vb. gibi ve İlgili olduğu sanat dalında ürün veren her kişinin ortaya koyduğu her çalışma da Sanat Eseri değildir…

Burada dikkat edilecek hususları örneklendirirsek; Her resim yapan Ressam değil, Her ressamın ürünü de sanat eseri değildir. Her beste yapan bestekâr değil, her mırıldanılan melodi Beste değil, her beste de Eser değil, Her şiir yazan şair değil, her şiirin de kalıcı eser olmadığı gibi…

Sanatçı, Sanatçı adayı ya da ortaya koyduğu ürüne paralel ismini alan (Yazman, Şair, Ozan, Şarkı / Türkü Yorumcusu, Müzisyen, Yazar Vb…) kişi; Ortaya koyduğu çalışmasında ( bu bir sanat eseri de olabileceği gibi vasat ya da vasatın üstünde bir ürün de olabilir) maddi kazanç, beğenilme ya da anlaşılma kaygısı taşımamalıdır. Görsel, işitsel ya da diğer alanlarda ortaya konan, göz önüne serilerek izleyicisiyle buluşturulan bu çalışmalar, Sanat tarihinde yerini alabilir, güncel de kalabilir, gündemden çabuk da düşebilir.’’

Değerli sanat dostlarım terazimizin kefesi dolu, cetvelimizin boyunun uzun olması dilek, arzu ve gayretlerimle yazılı sohbetimizi burada sonlandırıyorum.

İnternet üzerinden de ulaşacağınız ‘’Güfte Renginde Şiir Ritminde’’ Kitabımdan alıntı bir şiirimi, yağlıboya resmimin görselini ve youtube’da yayımladığım Muhayyer Kürdi Makamında Aynı Camdan Bakan İki Çift Gözle İkimiz isimli şarkımı yüce gönüllerinize bırakıyor, sanatın ışığında güzellikler diliyorum.

İSTANBUL

Kalbura çevirdin canım ülkemi

Her taşın altında senin ismin var

Ateşler içinde yaktın ülkemi

Her canın aklında kirli ismin var

Git artık bu vatan kusuyor seni

Ne bayrak ne toprak istiyor seni

En cahil akıl da biliyor seni

Her canın ahında kanlı ismin var

Uykudan uyanın güzel evlatlar

Pusuda bekliyor hain kurşunlar

Allahtan korkmayan kara şeytanlar

Her canın kahrında yüzsüz resmin var

Bak ülkem ağlıyor sana İstanbul

Doymuyor hainler kana İstanbul

Düştükçe bu kollar yana İstanbul

Her canın yadında senin ismin var

www.perihankoca.com – www.sanatinrenkleri.com

perihankoca9@gmail.com – perihan_koca@hotmail.com

Twitter & Facebook & Instagram

*****

Read Previous

Derin Alya Gençel & “Sudan Gelen Mucize”

Read Next

Öğrencilerin Çantaları

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Most Popular