ÇAMLIYAYLA’DA…

ÇAMLIYAYLA’DA…

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı.

Çamlıyayla’ya dehşetli kar yağmış, fırtına esmiş. Karın yağışından, fırtınanın esişinden bir ay kadar zaman geçtiği halde damların diplerinde, ağaçların aralarında kar var.

Yüksek yerler, yani tepeler, dağlar zaten karlı. Kardan fırtınadan evlerin çoğunun çatısı çökmüş, ağaçların dalları kırılmış, kökü sökülmüş. Hasar görmeyen ev yok gibi.

Bizim evin arkasında bir küme buzlanmış kar duruyor. Bahçeye, yola doğru inen beton merdivende çatlamalar olmuş, fosseptik çukuru çökmüş, çitler yıkılmış, ağaçlar kırılmış, sökülmüş.

Evi açtık, sonra da suyu, elektriği. Su borusunda patlak varmış, sular dışarıya fışkırdı. Hemen vanayı kapattık. Neyse ki yayla bitiminde Ergene’den bidonlarla getirdiğimiz sularımız vardı… Bol bol yetti bize.

Ağaçları, asmaları budadım, yıkılan çitleri onardım. Böğürtlen tavlarını yeniledim. Bordo bulamacı (bakır sulfat); taban gübresi verdim. Merdivenin, fosseptik çukurunun çöküntülerini çimento yardımıyla onardık.

Yaylada eşim ben, kızım (20-22.03.2017) vardık. Hepimiz birden çalıştık. Yorgunluğumuzu evin balkonunda aldık. Yemeğimizi yedik, çayımızı, kahvemizi içtik burada. Karlı dağları, ormanları seyrettik, derenin şırıltısını dinledik.

Bütün bunlar güzeldi ama, güzel olmayan bir şey de yaşamadık değil. Bir sokak kedimiz vardı. Biz gelince hemen koşar gelirdi eve. Üç gün kaldık gel(e)medi. Öldü mü, kaldı mı bilmiyorum, çok üzüldük. Torunum soruyor kediyi, ona bir şey diyemedik.

*****

About Kemal Gönüleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.