‘‘Jüpiter’in Mirası’’nda adalet ikilemi…

‘‘Jüpiter’in Mirası’’nda adalet ikilemi…

Anibal Güleroğlu Yazdı

İnsanların kötüler ve haksızlıklar karşısında dik durabilmesini sağlayan en önemli unsur nedir? Bu sorunun cevabı kimilerine göre ‘Güç’ ya da ‘Para’ olabilir. Kimileri de ‘Kötüler kadar kötü olma’ mantığını öne sürebilir. Ancak gerçek şu ki, bir Latin atasözünün ‘Erdemlerin kraliçesi’ olarak tanımladığı ve Freud’un da ‘Medeniyetin ilk şartı’ olarak gördüğü ‘Adalet’in kurallara dayalı varlığı bu noktada asli unsurdur. Zira gücün yıkıcı değil yapıcı yönde kullanıldığı, yasalara dayalı adaletin hâkim olduğu yerde insan hayatı önde tutulduğundan ne zorbalık hüküm sürebilir ne de iyiler ezilir. Kısaca, herkes hak ettiğini bulur.

Öte yandan kötülüğü yükselen değer yapmaya çokça müsait insan doğasıyla şekillenen dünya düzeninde adaletin sapmalara maruz kaldığı, kurallardan bağımsız olarak kendi içinde ikilemler geliştirdiği de bir gerçek. Bir bakarsınız adaleti kurallara göre uygulamak isteyenlere karşı tavır geliştirilmiş… Bir bakarsınız adaletin özündeki yasalar güçlüler karşısında çaresiz kalıp zayıfları ezer olmuş. Hani ünlü yazar Balzac ‘Kanunlar örümcek ağları gibidir: zayıfları ağa yakalanır, güçlülerse ağı delip geçer’ demiş ya… İşte o hesap!

Velhasıl; ‘En büyük fazilet’ olarak da tanımlayabileceğimiz ‘Adalet’ genel anlamda ve ilke bazında herkes için elzem olan… Buna karşılık duruma-kişiye göre değişim gösterip güçlüler tarafından istismar edilebilecek hale gelme ikilemini bünyesinde barındıran bir kavram.

Dolayısıyla adalete farklı argümanlarla yaklaşıp fikir jimnastiği yapmak mümkün. Nitekim ‘‘Jupiter’s Legacy/Jüpiter’in Mirası’’ dizisi de adalet ikilemini temeline alan işlerden ve bize neler anlattığına, hangi mesajları öne çıkarttığına bakarak yorumlanmayı hak ediyor.

SÜPER KAHRAMANLARIN MESAJ ÇATIŞMASI

Kahramanlar insanlığın vazgeçilmezinden. Nitekim Marya Monnes tarafından dillendirilen ‘Kahramanı olmayan bir ulusun, geleceği de olamaz’ sözü bu vazgeçilmezliğin boyutunu göstermekte. Dahası, kişilerin kahramanlık merakının ötesinde ulusların mesaj yayıp kendilerini yüceltmeleri için de biçilmiş kaftan kahramanlık öyküleri.

Nasıl ki, bu noktada en çok rağbet görenler Amerika’nın gücüne dair algı yaratma görevini üstlenen süper kahramanlar. Geçmişten günümüze çeşitli kahraman gerek sinemada gerekse dizilerde kendilerine düşen görevi yerine getirmekte. Kuşkusuz hepsinin ana kaynağı çizgi romanlar. Hâlihazırda sekiz bölümlük ilk sezonuyla Netflix’te yerini alan ‘‘Jupiter’s Legacy/Jüpiter’in Mirası’’ dizisi de bunlardan biri.

Mark Miller-Frank Quitely ikilisi tarafından yaratılan çizgi romandan aynı adla televizyona uyarlanan ‘‘Jupiter’s Legacy/Jüpiter’in Mirası’’, süper kahramanların ilk neslini anlatırken onların kurallarını vurgulayıp, görevi çocuklarına teslim ediş sürecinde iki nesil arasında açığa çıkan görüş farklılıklarına değinen… Ve tüm bunları 1929’da Amerika’da yaşanan ekonomik krizle günümüz dünyasının yozlukları arasındaki git gel yaparak ele alan bir yapım.

Süper ebeveynlerle süper çocukları arasındaki çatışmacılıktan yola çıkıp adalet kavramının nasıl algılanması gerektiğini sorgulatan diziyi kısaca özetlersek… Üç çocuğun oyun tablosunu, süper gücün açığa çıkışıyla ve güçlerini kötülere karşı kullanırken öldürmeyi değil onları durdurup polise teslim etmeyi öğütleyen süper babanın kendi gibi özel güçleri olan çocuklarına yaptığı nasihatçi konuşmayla gösteriyor yüzünü.

Karşımızdaki kötü dahi olsa onun da yaşam hakkı olduğunu hatırlayıp bu doğrultuda ‘vicdan-ahlak-merhamet-adalet’ dörtlüsüyle davranmak gerektiğini vurgulayan ve kötülerle mücadelede güvende olabilmek için zekice davranmanın önemine dikkat çeken dizi, bu mesajcı içerikle yaptığı açılışın ardından ne şekilde yol alacağını hiç vakit kaybetmeden gösteriyor bize.

Borsada öngörülmeyen düşüş haberini Kara Yıldız’ın süper zindanda gözetim altında tutulacağı söylemiyle birleştiren akış, yerde duran bozukluğu aydan bile görebilme gücündeki en baba süper kahraman Sheldon’ın mutfaktaki beceriksizlik tablosuna geçip 60 yıllık evliliğin ailevi sorunlarına dalış yapıyor. Böylece bu süreçte temposu düşük biçimde ilerleyen yapım, aksiyondan ziyade aile bireylerinin duygularına ve süper kahramanlık olayının ortaya çıktığı geçmişin anılarına ağırlık vereceğini de baştan belli ediyor.

Bu mantık doğrultusunda küçüklüğünden beri bildiğini okuyup sonunda süper kahraman yerine uyuşturucu düşkünü cüretkâr modele dönüşen kızı Chloe ile nasıl konuşacağını bilemeyen… Oğlu Brandon’ın güç kullanımından bir türlü hoşnut olamayan Sheldon ve karısı Grace, çocuk yetiştirme problemi yaşayan ailelerin süper kahraman yüzü olarak gösteriyorlar kendilerini. Tabii beraberinde ‘‘Jüpiter’in Mirası’’nın mesajcı ve kıyaslamalı yönü de açığa çıkıyor iyiden iyiye.

Şöyle ki; Kötülere karşı ölümcül şiddet kullanmaktan çekinmeyen Brandon’ın gücünü ve öfkesini kontrol etmeyi başaramamasıyla kuşak çatışmasına ayna tutan içerik bu arada yaşanan görüş farklılıklarıyla da ‘Adaleti sağlama’ ikilemine köprü kuruyor.

Baba-oğul ikilemini yansıtmanın ardından 1929 yılının Chicago atmosferine dönüş yapan dizi, Sheldon’ın babasının çelik fabrikasında, abisi Walter ile birlikte çalıştıkları gençlik yıllarına götürüyor bizi. Süper kahramanların henüz süper güçlerine kavuşmadıkları zamanları yansıtma işini, ‘borsa-faiz’ olayındaki fikir ayrılığıyla başlatan senaryo, yaşanan ekonomik krizi yüzeysel ama vurucu bir mesajcılıkla yansıtıyor izleyicisine.

‘Havada süzülmek istiyorsan o eşikten atlaman gerekir’ sözüyle iş-para dünyasında ilerlemenin formülünü ve Amerikan rüyasını gerçekleştirmenin fedakârlığa dayalı sırrını açıklayan yapımda ayrıca ailenin önemi de sıkça dillendiriliyor… Ki, bu noktada dua ve inanç konusu aile ortamıyla özdeşleştirilmiş ayrı bir mesajcılık konumunda!

Nitekim dua ve inanç kavramlarının gerekliliğine, ailecek yenilen yemekte, masa başı dua ve şükür tablosuyla örneklik eden dizide, iyi karakter ve düzgün ahlâk geliştirmeye yönelik mesajların bolca tekrarlanması yeni nesli şiddetten uzaklaştırma hedefini hissettirmekte.

İlk bölümünü geçmişle günümüzü harmanlayarak işlerken, süper kahramanlık aksiyonunu arka plana atan… Böylece karakterlerini ve dönem atmosferini aile ilişkileriyle bağlantılı biçimde verme amacını netleştiren dizinin öne çıkan mesajcısı kim derseniz… Hayat boyu çalışıp yaratılan mirasın aslında kişinin kendi tabutundan başka bir şey olmadığını ve her şeyin bir tabutta bittiğini vurgulayıp intihar eden babasının acısını içinden atamazken ‘Birini ancak o ölünce tanıyorsun’ gerçeğiyle yüzleşmek durumunda kalan Shaldon!

Zira ‘Öldürmek çözüm değildir. Başka bir çözüm yolu her zaman vardır’ diyen eski düşünce tarzını yeni nesle aşılamaya çalışan içerikte, geçmişiyle günümüz arasında gidip gelen Shaldon’ın çok yönlü varlığı gerek süper kahramanların doğuş amacını aktarmak, gerekse olayı amaçsız aksiyon olmaktan çıkartıp algılara oynayabilmek adına bolca kullanılmış halde.

Bu gerçek ışığında dizinin, adalet kavramına uzanan, iyilik-kötülük ikilemindeki mesajcılığını ve günümüz dünyasına yaklaşımını irdelemeyi sürdürürsek…

‘Bazılarına göre özgür irade bugün dünyaya boyun eğdiren şeydir’ diyen dizide günümüz insanının bölünmüşlüğüne, siyasette izlenen yolların yanlışlığına, ortalıkta Nazi mantığıyla dolaşanlara ve dünyayı kurtarmak için yapılanların boşa gittiğine dair söylem oldukça kuvvetli. Gelinen noktadaki olumsuzlukları, İkinci Dünya Savaşı’ndaki kıyım ve ırkçılığa karşı daha etkili şeyler yapılmamasına bağlayan senaryo, bu tezin karşısına da sonrasında yaşanan Kore, Vietnam tablosunu koyup süper güç olmanın ikiyüzlü zorluğunun altını çiziyor. Böylece bir bakıma Amerika’nın dış politikasına-ırkçılık mantığına yönelik özeleştiride bulunuyor.

Dünyanın ilk koruyucuları sayılan ‘Adalet Topluluğu’ üstünden ‘Kötülüğe engel olurken nasıl davranmalı? Gerektiğinde öldürmek mi doğru olan, yoksa öldürmeden engellemeye çalışırken canından olup toplumu tehlikeye atmak mı’ sorularını tartışmaya açan dizi, ‘Ölümcül güç, yasal destek olmadan adil değildir’ mantığını parlatıp yeni nesilden ve toplumun çoğundan yükselen ‘Kötülükle her ne şekilde olursa olsun mücadele edilmeli. Kötüleri durdurmaya çalışırken öldürmek en basit çözümdür’ düşüncesiyle çatıştırıyor.

Anlayacağınız toplumu koruyup adaletin sağlanmasına yardımcı olma görevini üstlenen polislerden bazılarının kötüleri yargılamadan kitlesel infaza kalkışma fikrinin yanlışlığını dillendirip günümüzde yaşanan polis şiddetlerine de göndermede bulunan içerik, baştan sona insan hayatının ve adalet mantığının önemi üstünde durmakta.

Peki… Yaşanan olumsuz gelişmeler neticesinde taraf değiştiren George karakteriyle ‘Her şey senin bakış açına bağlıdır’ felsefesi geliştirerek adaletin iyilik ya da kötülükle sağlanmasına farklı bir pencere açan… İlaveten borsanın çöküşü-iş insanlarının yıkımıyla kriz sürecindeki Amerika atmosferine bir bakış atan… Çeliğin, ABD’nin yükselişindeki payını dillendirip Kapitalizme karşı Marksizm savunucularının ağzının payını vermeyi de ihmal etmeyen yapımda aksiyon hangi noktada başlıyor derseniz…

Günümüzde kötülüğün çok daha muğlâk olduğunu ve siyasilerin de aralarında bulunduğu yeni tarz kötülüğü işaret eden başlangıç bölümünde aksiyonun çıkış noktası, Kara Yıldız’ın süper zindandan kaçışı oluyor… Ki, bu olay sadece aksiyon için değil aynı zamanda kötülükle mücadelede izlenecek yolu sorgulamayı başlatmak ve yozlaşan dünya düzeninde Sheldon’ın mesajlarının önemini daha iyi hissettirmek adına da bir başlangıç oluyor.

Tüm bunların ötesinde… Güçlerini, dikkat çekmek ve insanları ezmek için değil, dünyayı kurtarmak ve daha az talihli olan insanlara yardım etmek için kullanma konusunda sıkça vurgu yapan dizinin ana karakter tablosuna gelince…

Amerika’yı kötülerden kurtarma görevini üstlenen babalarının küçükken yanlarında yeterince olamayışına içerleyerek dik başlı bir genç kıza dönüşme şımarıklığındaki Chloe… Babasının kendisini sevmesi için onun 120 yıllık mücadelesini devralıp onun gibi Ütopyalı olmaya çalışan ve kötülerle mücadelede gerekirse onları öldürmekten çekinmeyen Brandon… Kural tanımayan Brandon’ın, süper güç potansiyeline rağmen adaleti sağlama yönteminde kendisinden farklı görüşe sahip olduğu için, yerini alamayacağını düşünen baba Sheldon… Onlara akıl veren Walter Amca… Ortamı dengeleme durumundaki süper anne Grace… Ve Sheldon’ın sonradan taraf değiştiren en iyi arkadaşı George ile felçli mucit süper Fitz!

SONUÇTA; Süperlerin, düzeni koruma kurallarına bağlı kalıp kurtarıcılık kisvesiyle ülkeleri yönetme hevesinden uzak durmaları gerektiği mantığına hâkim hikâyenin ana hedefi, ‘Adaleti sağlarken kimseyi öldürmeme’ kuralını dikte etmek! Bu hedef gerçek yaşamda tutar mı? Dünyanın karmaşa ve kötülükten beslenen tablosu maalesef olumlu cevabı güçleştiriyor.

‘‘Jüpiter’in Mirası’’ndaki adalet ikilemi cephesinde hal böyleyken yan karakterlerini, süper kahramanların doğuş sürecini ve olayların gelişimini değerlendirmeyi izleyiciye bıraktığımız dizinin değerlendirme açısından da ikilem yaratmaya müsait olduğunu söylemek isterim.

Bazı izleyiciler tarafından ilk etapta farklı ideolojilere sahip süper kahramanların dünyasındaki ikilemi yansıtmaya çalışan ancak bunu yaparken kimi zaman temposunu oldukça ağırlaştırıp genç kahramanların diyaloglarıyla içerik sığlığına düşen ve klişeleriyle-efektleriyle beklentinin gerisinde kalıp hayal kırıklığı yaratan Amerikan kahramanlık dayatması görülebilir mesela.

Öte yandan, ‘‘Jupiter’s Legacy/Jüpiter’in Mirası’’ için doğrudan süper kahraman aksiyonu diyerek bir beklentiye girmek ve olumsuz yorum getirmek yerine, yozlaşmış insanlığın gerçeklerini ortaya koyup unutulmaya yüz tutan doğruları-değerleri zihinlere yerleştirmek isteyen ve bunu da süper kahramanlar aracılığıyla yapan… Duygusal yönü, aksiyona ağır basan farklı kurguya sahip bir uyarlama dememiz de mümkün. Takdir neticede izleyicinin olsa da… Tavsiyemiz, çizgi romanla kıyaslanmadan değerlendirilerek izlenmesinden yana!

 guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

*****

Read Previous

11 Mayıs 2021 Salı İftarda Ne Yemeli

Read Next

Bayram kahvesini yudumlarken…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: