Kekova & Üç Ağızlar

Kekova & Üç Ağızlar

Haber ve Fotograflar : Şahika Öner

Türkiye’nin en güzel beldelerinden biride, Kekova’dır. Kekova, Antalya ilinin Demre ilçesi yakınlarında Kaleköy ve Üçağız açıklarındaki küçük, kayalık bir adadır. Geçmiş senelerde iki kere gittiğim bu yere, temmuz ayında iki kere daha gitmek, benim için ayrıcalıktı. Yat Turizm çok geliştiği Kekova’da yatla, koyları gezip, antik çağların tarihine şahit olacağız. Batık kenti görerek, deniz içindeki Likya Kaya Lahitlerinde yürüyeceğiz.

Kekova, kaynaklara çoğu kez “Kakava” diye geçmiştir. 4.5 km²’lik yüzölçümü vardır. Üç Ağız koyun iç tarafındadır. Üç ağızı, adanın doğusunda ve batısında bulunan kanal şeklindeki iki giriş oluşturur. Simena’nın antik yerleşmesi doğu girişine hakim bir manzara ile Kale Köyü’nün civarında uzanır. Koyda, deniz seviyesine kadar yuvarlanan taşlar, bir takım küçük adalar oluşturmuştur. Eski çağlarda, kayalardan yontulan büyük taş bloklar inşaat amacıyla kullanılmıştır. Kale Köy’de pansiyonlar ve kafeler bulunmakta, adaya teknelerle ulaşım sağlanmaktadır. Bölgeye Kekova adını veren ada, Kale Köyü’nün önünde uzanan büyükçe bir adadır. Ucunda yer alan Tersane Koyu’na tekneler yanaşabilir. Burada Bizans Devri’ne ait bir kilisenin apsisi ile karşılaşılır. Kazı yapılmadığı için tarihini bilmediğimiz bu adanın her tarafı kalıntılarla doludur. Tersane Koyu’na göre sağ tarafta denize batmış dükkanlar ile sol tarafta batık şehrin su içindeki kalıntıları görülebilir. Kıyıya takip ettiğimizde, evlerin yarısının sulara gömüldüğünü ve merdivenlerin denize indiğini görebiliriz. Ayrıca denizin içinde temeller ve ev tabanlarını da görmek mümkündür.

İtalyan işgalinden sonra adanın hangi ülkeye ait olacağı konusunda Türkiye ve İtalya arasında bir süre uzlaşılamamış, daha sonra ada 1932 yılındaki anlaşma ile Türkiye’ye bırakılmıştır. Kuzey tarafında ikinci yüzyılda depremlerle yok olan antik Dolkisthe kentinden kalma batıklara yer yer rastlanır. Kekova, Bizans döneminde yeniden kurulup gelişmiş fakat gelişmesi Arap istilaları yüzünden devam edememiştir. Kekova ve çevresi 18 Haziran 1990’da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sit alanı ilan edilmiştir. Tüm yüzüş ve dalışların hükümet tarafından özel izin alınarak yapılması kararlaştırılmışsa da sonraki yıllarda bu yasak, tarihi batık olanlar haricindeki yerler için kaldırılmıştır. Batık kentin karşısında yer alan kale köy (Antik adıyla simena), bu yörenin en tipik yerleşimidir. Tipik kalesi, kale içinde bir tapınak kalıntısı, kaya mezarları, kayalara oyulmuş Likya bölgesinin en küçük tiyatrosu ve kalenin ardındaki sırt üzerinde çok sayıda Likya lahti adeta bölgenin simgesi haline gelmiştir. Kale köy’ de antik evler, duvarların büyük bir bölümü ile ayaktadır. Kıyıdaki hamam harabesi “ Aperlai halkı ve meclisi ile birlikte diğer şehirleri tarafından imparator Tutisa armağan edilmiştir. Kitabesiyle Roma döneminin canlı bir tapınağıdır. Kale Köyü’nün yukarısında bir de kale bulunmaktadır. Akdeniz rüstiği ile bin yıllık tarihin muhteşem birleşimi olan kale Rodos Şövalyeleri’ne aittir. Sahildeki teknelerden indikten sonra, uzun bir merdiven kaleye çıkabilirsiniz. Merdivenin sağında solunda evler yer almakta, evlerin balkonundan çiçekler merdivene doğru sarmaktadır. Küçük pansiyonların bulunduğu bu yerin dondurması da meşhurdur.

Ben en son TC DOĞA Grubu, Nebahat Bozkurt önderliğinde gittim. Keyifli saatler içerisinde, elimizden geldiğince Pandemi kurallarına uyduk. Tekne ile Kekova size çok güzel bir görsel şölen sunmaktadır. Koylarda denize girilip, su sporları yapılabilir. Akdeniz Bölgesinin en güzel yerlerinden biri olan Kekova kendine özgü deniz mavisi ve batık şehri ile sizleri bekliyor. Sakin koyları ve egzotik havası ile tatil için tercih edilen yerlerden biridir.

*****

Read Previous

Babacanoğlu’ndan Bir Öykü Küçük Oyunlar

Read Next

7 Ağustos 2020 Cuma Günün Sergileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: