SİS 2020’de, ABD’den ve Viyana’dan Hocalar Vardı 

SİS 2020’de, ABD’den ve Viyana’dan Hocalar Vardı 

Haber : Necati MUMAY

  • Prof. Dr. Thomas A. Bauer: “Hastanın sağlık okuryazarlığının olması, hekimin sözlerini dinleyerek kurallara uyması beklenmektedir”
  • Prof. Dr. Juergen Grimm: “Komplo teorileri pandemiyle mücadeleyi olumsuz etkiler”

Yeditepe Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle, Yeditepe Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 26 – 27 Kasım 2020 tarihlerinde pandemi koşulları nedeniyle çevrim içi platformda gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı 6. Sağlık İletişimi Sempozyumu (SİS)’nun bu yıl ki teması Covid-19’du. Sağlık ve iletişim alanındaki uzmanları bir araya getiren sempozyumda iki gün boyunca, pandemi süreci başta olmak üzere sağlık ve iletişim alanlarının kesişim noktaları konuşuldu, güncel sorunlar tespit edildi ve çeşitli çözüm önerileri paylaşıldı.

Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri’nden ve Viyana’dan duayen hocaları da ağırlayan sempozyumun “Keynote Speeches” özel oturumunda Viyana Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi İletişim Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Thomas A. Bauer, Prof. Dr. Jurgen Grimm ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Maryville Üniversitesi’nden Dr. Olaide Oluwole-Sangoseni konuştu.

“Hastanın sağlık okuryazarlığının olması, hekimin sözlerini dinleyerek kurallara uyması beklenmektedir”

Prof. Dr. Thomas A. Bauer “Sağlık İletişim Çalışmalarında Söylem Mantığının Değerlendirilmesi” başlıklı konuşmasında sağlık iletişimindeki bireysel ve sosyal metaforlardan hekim hasta ilişkisine kadar birçok konuda sağlık iletişimi kavramına ışık tuttu. “Sağlık kurumunda işbirliği içerisinde çalışan hekim, hemşire ve hastane yöneticilerinin yetkinlikleri ve görevleri iletişim yoluyla dağıtılır. Bu işbirliği ve yapılacak olan işin olması gerektiği biçimde halledilmesi sürecinde iletişim temel bir bileşendir. Ayrıca hastanın bir birey olarak yaşamsal bağlamı da bu sürecin içerisindedir” diye konuşan Prof. Dr. Bauer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mevcut durumdaki hekim – hasta iletişiminde hekim profesyonel konumdayken hasta sezgisel konumdadır. Hekim ifade özgürlüğüne sahipken hasta ise yardım arayan; muhtaç pozisyonundadır.  Hekim çevreyi kontrol etmek hakkında sahipken; hasta o çevreye bağımlıdır. Tercih edilen hekim – hasta iletişiminde hekimin empati yapması; hasta ile işbirliği içinde başarıya odaklı bir şekilde çalışması ve dikkatini hastaya vermesi beklenmektedir. Bu durumda hastanın ise sağlık okuryazarlığının olması; sorumluluk sahibi olması; hekimin sözlerini dinleyerek kurallara uyması beklenmektedir.”

Prof. Dr. Bauer ayrıca uyum iletişimi ve fark iletişimi bağlamında hasta ve hekim arasındaki diyalogun öneminin altını çizdi.

“Komplo teorileri pandemiyle mücadeleyi olumsuz etkiler”

Prof. Dr. Jurgen Grimm de “Sağlık Riski Olarak Radikalleşme: Komplo Teorileri ve Corona Krizi” başlıklı konuşmasıyla ruh sağlığını bozan ve radikalleşmeye neden olan komplo teorilerine değindi. Prof. Dr. Grimm, 29 Ağustos’ta yaklaşık 40 bin kişinin Berlin’de devletin pandemi nedeniyle aldığı önlemleri maske ve mesafe kuralına uymaksızın protesto ettiğini, ekim ayında da Viyana’da benzer protestoların gerçekleştiğini ifade ederek, “Covid-19 pandemisi sürecinde bazı komplo teorileri insanların zihinlerini meşgul etti. Bunlardan birkaçı; 5G antenlerinin insanların beynini yıkadığı, Bill Gates ve ilaç endüstrisinin daha fazla kâr elde etmek için pandemiyi yaydığı, Çinlilerin dünyayı ele geçirmek için yaptıkları silah araştırmalarının pandemiye yol açtığı gibi iddialardı. Bu komplo teorilerinin neden olduğu temelde üç sorun var: Pandemiye karşı alınan önlemlerin geçersiz olması, insanlarda düşmanca paranoyaların gelişimi, istikrarsız ve çılgın bir toplum olma yolunda radikalleşme” diye konuştu.

Komplo teorilerine inancın çeşitli imgelerle ilişkili olduğunun da altını çizen Prof. Dr. Grimm şunları söyledi: “Komplo teorilerine olan inancın nedenleri, bireylerin hayalgücündeki baskın bir tehditten sıyrılma yeteneklerinin düşük olmasıyla ilişkili korkunç dünya görüşleridir. Buna ek olarak inanılan komplo teorilerindeki düşman imgesi, bireylerin tehdit durumundan sorumlu tuttukları kişi ya da kurum olarak görülmektedir. Örneğin Bill Gates ya da Çinliler gibi…”

Sempozyuma Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Maryville Üniversitesi’nden katılan Dr. Olaide Oluwole-Sangoseni ise iletişim kavramına bakışını anlatarak başladığı konuşmasında etkili bir sağlık iletişimin nasıl olması ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini paylaştı.

İki gün süren sempozyumda 48 bildiri sunuldu; sunulan 24 bildiride Covid-19 pandemisi tartışıldı. Yurt içinden ve yurt dışından sekiz davetli konuşmacının güncel konularda sunumlarının gerçekleştiği sempozyumun açılış konuşmalarını Yeditepe Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Enstitüsü Müdürü ve SİS Organizasyon Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Suat Gezgin, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve SİS Organizasyon Komitesi Eş Başkanı Prof. Dr. Erkan Yüksel ve Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Cingi, “Dünden Bugüne Hasta-Hekim İletişiminin Dönüşümü”, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Pandemi Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Seçil Özkan, “Salgın Kontrolünde Risk İletişimi ve Toplum Katılımı”, Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Torun, “Pandemi Sürecinde İletişim ve Sosyal Etkileşim Aracı olarak Müzik”, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Özmen, “Kaçç, Kaçç!”, T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Taşdemir de “Pandemi Sürecinde SABİM” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdiler.

*****

Read Previous

Savaş İlhan’ın Heykelleri Çok Beğenildi

Read Next

Şair Bülent Ecevit’le Şiir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: