Faruk Atalayer’i Uğurlarken

Faruk Atalayer’i Uğurlarken

Harika Ören Yazdı

Faruk Atalayer hocamızı 21 Kasım’da kaybettik. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Temel Sanat Eğitimi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Faruk Atalayer ne yazık ki Covid 19 nedeniyle hayatını kaybetti. Birkaç ay önce geçirdiği Apandisit ameliyatının ardından güçsüz düşen bünyesi virüse yenik düştü.

Faruk Atalayer

Öğrencilerinin ardından gönül sızısıyla duygularını paylaştığı Faruk Atalayer; 1971 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini bitirir. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Temel Sanat Eğitimi öğretim üyesi olarak çalışır. EFSAD’de Estetik ve Görüntü Düzenleme İlkeleri derslerini 15 yıl gönüllü olarak vermeyi sürdürür.

Türk Mitolojisi özel ilgi alanıdır. Sanatta ve tasarımda yaratıcılık vazgeçilmezi olur. Basılan 12 kitabı vardır. Ulusal dergilerde çok sayıda yazısı yayınlanır. EFSAD internet sitesinde yazıları yayınlanmaktadır. İnternet üzerinden ulaşılan 1000’e yakın makalesine ulaşmak mümkündür. Eskişehir’de karma resim sergilerine katılır. Kişisel sergiler açar.

‘’Tasarım, Sanat ve Aşk’’ ve ‘’Temel Tasarım ve Yaratıcılık’’ kavramları üzerinde yürüyen Atalayer hocanın derslerinde, betimlemeleri arasında kulağa şiir gibi gelen küfürleri ‘’Vay anasını sayın seyirciler !’’dedirten söylevleri vardır.

Faruk Atalayer ‘’Mimar çizgiyle dans eden kişidir. Mimarlık bir yaşam biçimidir ve Plastik Sanatlar’ın odak noktasıdır. Benzer bakış, benzer görüş herkeste var. Zihinsel olarak benzerlerinizden farklı olmanız gerekir. İnsan olmak, güzel insan olmak gerekir. Eski Atasözleriyle kodlanmış bir toplumuz. Üzüm üzüme bakarak değil, üzüm güneşe bakarak kararır.’’ Diyerek, gençlerin bakış açılarını genişletmeye, tapuları yıkmaya ant içmiş bir eğitim uygular.

Faruk Atalayer

Atalayer hocanın, Mehmet Akkaya’nın ‘’Korkuluk Cumhuriyeti ‘’sergisi için yazdığı satırlar ‘’Çocukluk dönemi koşullanma ve güdülenmelerin ölçüleri, anlamları, sınırlar; aşırı korku ve kaygı yaratır. Arzu, istek ve eğilimlerin: daha güçlü korku ve kaygılarla bastırılması, insanı bağımlılığa, dengesizliğe, sinirliliğe ve kapalı, kesin bir ataletsizliğe-eylemsizliğe hapseder. Meraksızlığı ve ilgisizliği ‘temel tutum’ haline gelir. Benliği esir eden bu korku ve kaygılarını aşamayanlar asla ‘yaratıcı yaşam’ geliştiremezler.’’ tapularla savaşının sebebidir. Düz yetiştirilen kafaların at gözlükleriyle savaşır.

Sanat ve eğitim camiasının yakından tanıdığı Yrd. Doç. Dr. Faruk Atalayer’in hayatını kaybettiği açıklanınca; sevenleri ve öğrencileri sosyal medya üzerinden üzüntüleri paylaştılar.

Bir öğrencisi, Faruk hocasını anlatırken “Daha ilk dersinde beynimizi tokatlayan bizi dumura uğratan ‘Ben nereye düştüm?’ dedirten, her hafta mutlaka bir ‘Sarışın’ fıkrasıyla dersi taçlandıran; yeri geldiğinde mükemmel laf sokan; akıllara durgunluk veren 3000 renk sömestr ödeviyle meşhur; çılgın mailleriyle bir efsanedir Faruk hocam. Ah! Keşke mezun olduktan sonra da kıymetini bilseydik!’’ notunu düşmüş, sayfasına.

‘’ Fakülteden emekliliği ondan ders alamayan öğrenciler için büyük kayıp olur. O genç bünyelere sihirli iksir etkisi yapan dersleriyle, konusunda cevherdir. ‘ ’Bunu da bir öğrencisi yazmış.

Faruk Atalayer

You tube kayıtlarında bulunan ‘’ Sanat Dönencesi’’ programında Türk Mitolojisi ve aşk üzerine üzerine Ümit Zeyni ‘yle yaptığı söyleşiler tekrar tekrar dinlemeye değer. Muhteşem anlatımı, engin bilgisi, yerinde vurgularını destekleyen beden dili, içten ve samimi duruşuyla Ataerkil Dönem anlatılarını Faruk Atalayer’den büyük bir keyifle dinlemek mümkün.

‘’A.Ü.G.S. Fakültesi’nde görevli, kendine has tarzı kadar eğitimciliğiyle nam yapmış, Temel Sanat konusunda üzerine adam tanımadığım, hayal gücü sınır tanımayan, insan psikolojisini tamamen çözmüş, kişinin aklından dahi geçmeyecek şeyleri fark etmesini sağlayan gerçek bir üstat’’ demiş bir başka öğrencisi.

Öğrencileri tarafından bu kadar sevilmek, onların gönüllerinde yer bulmak zor iştir.

Kendisiyle tanışma şerefini tadamadım. Bu, benim için büyük bir kayıp.

Faruk Atalayer’i ebediyete uğurlarken, küçük bir katkım olsun istedim. Güzel Sanatlara gönül verip, onca öğrenci yetiştirmiş kişiliğine bir borç olarak gördüm.

Mekanı Cennet olsun. Sanat Dünyası’nın başı sağ olsun. İzmit/ 22 Kasım 2020

*****

Read Previous

Uygur, ATAFOD’da “Fotoğrafik Düşünme Tarihi”ni Anlattı

Read Next

Osman Pamukoğlu & İttihat ve Terakki – İsyankâr Doğanlar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: