Altan Erkekli ve Tiyatro

Altan Erkekli ve Tiyatro

Safter Çevirgen Yazdı

Günümüz Türk Tiyatrosu’nun temellerini oluşturan orta oyunu geleneği anlatım biçimini genel olarak baz alan, yine o döneme ait müzikal ve sanat müziği parçalarının aralara serpiştirilmiş bir şekilde sahneye uyarlandığı müzikli hicivli bir güldürü olan Ortadaki Oyun‘un Anadolu Turnesi nedeniyle Mersin‘de bulunan değerli Dostum Oyuncu Altan Erkekli ile Mersin Yenişehir kültür Merkezi‘nde; Tiyatro ve Sanat üzerine sohbet edip, hasret giderdik.

Değerli Oyuncumuz Altan Erkekli‘nin Sanatsal Gelişimini ve görüşlerini İstanbul Sanat Magazin Okurlarına sunuyorum.

Meraklısı için not olarak; Ortadaki Oyun Yazarı ve Yönetmeni Veysel Diker. Müziklerini Özge Metin yaparken Altan Erkekli ve Veysel Diker‘de Seyircilere bu hicivli bir güldürüyü sunuyorlar.

Tiyatro, çoğu zaman yalnızca bir sahne sanatı olarak görülür. Oysa özellikle Türkiye gibi toplumsal kırılmaların yoğun yaşandığı ülkelerde tiyatro; halkın aynası, vicdanı ve hafızasıdır. AST kuşağı, sanatın yalnızca eğlendirmek için değil, düşündürmek ve toplumla konuşmak için de var olduğuna inanıyordu. O dönemin oyuncuları sahneye yalnızca rol yapmak için çıkmıyordu; halkın acısını, öfkesini, umudunu ve direncini taşımaya çalışıyordu.

Altan Erkekli

Altan Erkekli’nin oyunculuğunda hissedilen sıcaklık ve samimiyet biraz da buradan gelir. Çünkü onun oyunculuğu teknikten önce insana dayanır.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, onun sanat yolculuğu Türkiye’de tiyatronun dönüşümünü de anlatır. Sahneden televizyona, sinemadan halkın gündelik hayatına uzanan bir çizgi… Ama bütün bu yolculuk boyunca değişmeyen şey, onda hissedilen insani sıcaklıktır. Belki de bu yüzden insanlar onu yalnızca bir sanatçı olarak değil, bir dost, bir ağabey, bir memleket yüzü gibi görür.

Ve bazı dostluklar da tam böyle dönemlerden doğar. Gençliğin idealleriyle, kulis kokularıyla, uzun prova geceleriyle, sanat üzerine edilen tartışmalarla… Yıllar geçse de o günlerin ruhu kaybolmaz. Çünkü tiyatro yalnızca sahnede oynanan bir sanat değil; insanın hayatına işleyen bir kardeşlik biçimidir.

Altan Erkekli’nin halk üzerindeki etkisini yalnızca popülerliğiyle açıklamak eksik olur. Türkiye’de birçok oyuncu tanınmıştır ama çok azı halkın zihninde “bizden biri” hissi bırakabilmiştir. Onda bu duygu vardır. Kimi zaman bir Anadolu öğretmeni gibi, kimi zaman mahalleden tanıdık bir ağabey gibi, kimi zaman da halkın içinden çıkmış bir bilge gibi görünür. İnsanlar onu yalnızca oynadığı karakterlerle değil, taşıdığı insani tonla hatırlar.

Safter Çevirgen – Altan Erkekli

Onun sanat hayatı boyunca kurduğu bağın temelinde yapay bir yıldız imajı değil, sahicilik vardır. Türk tiyatrosunda bazı isimler dönemsel olarak parlar; bazı isimler ise bir kültürel hafızaya dönüşür. Altan Erkekli bu ikinci gruptadır. Çünkü o yalnızca replik ezberleyen bir oyuncu değil; Anadolu’nun sesini, halkın gündelik ruh hâlini ve memleket duygusunu taşıyan bir anlatıcıya dönüşmüştür.

Tiyatronun toplum üzerindeki etkisi de tam burada başlar. Bir toplum bazen siyasetin söyleyemediğini tiyatro sahnesinde duyar. İnsan, kendisini bir karakterin acısında görür; bir oyunun içinde kendi hayatına rastlar. Bu yüzden tiyatro yalnızca sanat değil, toplumsal bir hafızadır.

AST geleneği de bunu yıllarca sürdürdü.

Altan Erkekli gibi oyuncuların etkisi yalnızca oyunculuk başarısından değil, toplumla kurdukları bu vicdani ilişkiden doğdu.

****

Read Previous

Nurgül Yeşilçay, Bebişleri ile Artcontact İstanbul’da

Most Popular