Duyma ve Duyurma Sanatı

Duyma ve Duyurma Sanatı

Perihan KOCA Yazdı

Değerli sanat dostlarım öncelikle geçirmekte olduğumuz bu sancılı süreçte, pandemi, deprem, sel, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk gibi tüm sıkıntıları hissederek ve duyarak insan yüreklerinizi selamlıyorum.

Sizlerden ayrı kaldığım bu süreç içerisinde sanatçının tatili olmaz tavrımı koruyarak üretmeye, sanatla soluklanmaya devam etmenin yanı sıra dünya işleriyle ve canım ailemle yaşamın güzelliklerini duymaya, özümsemeye ve yüreğimde yoğurup gönlüme akanları önce kendime sonra kulağını kabartanlara duyurmaya çalıştım.

Duymak derken, duymanın iki türlü hali vardır. Duyurmanın ise birçok yolu ve yöntemi vardır.

Her zamanki gibi haddimi bilerek ilim dilini ehillerine bırakıp, bilimin bendeki öğretilerini sanat ruhuyla, yürek sözüyle, gönül diliyle, sanatçı eliyle yoğurarak duyma ve duyurma sanatı hakkında sizlerle sohbet etsem beni duyar mısınız?

Duymanın birinci hali maddi, diğeri manevidir.

Maddi duyumlarda teknik olanaklar ile kulağın duyma özelliği esas konudur.

Manevi duyumlarda ise iki türlü yaklaşımda bulunarak yaşadığımız bu canım ülkemde, bu eşsiz evrende, insan olmanın en güzel vasıflarından biri olan bu beş duyu organlarımızdan biri olan Duyma duyu organımızla sizlere yazı dili ile seslenerek, kendimi duyurmaya çalışacağım.

Maddi duyma: Kulağın duyma refleksi ile (yani maddi duyma/ sağır olmama) kulaktan beyne doğru ulaşan sesler ile alakalıdır. Bu sesler akıl süzgecinden geçerek tasniflenirler. Burada akıl hanesinde kalanlar süresi dolunca süratle unutulurlar.

Ve/Veya duyulan bu sesler akıl hanesinde karşılık bulamadıklarından, düşünce yapısına, inançlarına, siyasetine, ahlakına, geleneklerine, göreneklerine, kültürüne, vb… gibi menfi ve müspet anlamda uygun değilse, kulağa ulaşan gürültü gibi algılanıp süratle elenerek beyni meşgul etmelerine fırsat verilmeyenlerdir.

Çoğul ve yaygın olan bu duyma tarzı çok da yapıcı, iyileştirici ve sorun giderici bir yöntem değildir. Genellikle, siyasetçiler, bürokratlar, fanatikler, baskı görenler, kulaklarının kepçesini çanak gibi tek yöne çeviren pasif dinleyiciler ve benmerkezciler arasında daha yaygın kullanılan bir yöntemdir.

Bu maddi duymada, beyne ulaşıp akıl süzgecinden geçip de yüreğe ulaşanlar ise manevi duymadır.

Yürekte uzun süre yaşarken vicdan ile birlikte hareket ederek duyarlı olmayı, duygusal bakmayı, Empati kurmayı, sosyal ve toplumsal duyarlılığı beraberinde getiren sıcak ve saran bir yöntemdir.

Bu manevi duyma hali, daha çok sanatı içselleştirenlerde (sanat üreten ve sanat sevenler), aile içi örgüde, aşkta, ölümde, kayıplarda, hastalıkta, vb. daha çok bireysel, zaman zaman da toplumsaldır.

Yukarıda Manevi duymayı iki yaklaşımla açıklayacağımı söylemiştim. Birincisini maddi duyum ile eş zamanlı açıklamaya çalışarak kendimi size duyurmaya çalıştım.

İkinci yaklaşımım ise varlığından haberdar olduğumuz, söylemlerle dilimizde dolandırdığımız gönülden dinlemek dolayısıyla duyma özelliğidir.

Kulağın duyma özrü olanlar (sağırlık) ve olmayanların başardıkları gönül kulaklarıyla duyma halidir.

Tırnak içi örnek, tıpkı görmeyenlerin (körlük) gönül gözleriyle görmesi gibi.

Sağırların sıklıkla kullandıkları bu yöntem kulak arkası edilmeden dikkatle irdelenip öğrenilmesi gereken bir güzelliktir.

Kulakları duyma yeteneğine sahip kişilerce Gönül kulağıyla duyma yeteneği ne yazık ki çok yaygın olarak kullanılan, tercih edilen ve/veya geliştirilen bir yöntem değildir.

Oysa duyu organlarımızın bu muhteşem yeteneklerini gönülden duyabilsek ve gönülden duyurabilsek insandan insana, insandan doğaya, insandan evrene, bireyden bütüne, bireyden bireye ve bir’e ulaşmaya olan yaşam yolculuğunda sanatsal dokunuşlarla yaşasak, güzelliklerle çoğalsak, daima sevgiyle evrilsek ne güzel olur.

Bu arada Duyma sanatının deryasında yüzerken duyurma sanatının en güzel karşılığının iletişim olduğunu sohbetin rotasında sizlerde görüp duymuşsunuzdur.

Geriye duyurma teknikleri kaldığından, sayısız vasıtaları olan bu duyurma yelpazesinde eminim sizlerin içinizden geçirdiğiniz örnekler bu sohbeti tamamlamıştır. Ben öyle hissederek sizleri duyuyorum.

Değerli dostlarım, hazan mevsiminin yaprak dökümüyle yinelenen hüzün yağmurunda Çiçek Annemin ardından İhsan dayımın son vedasıyla bir kez daha sizlerle yazılı sohbetimize ara vermek zorunda kaldım.

Bu vesile ile sonsuzluğa uğurladığımız, fiziken aramızdan ayrılıp, ruhen yüreğimizde yaşayan tüm sevdiklerimize rahmet, hüznü yaşayanlara sabırlar diliyorum.

Bir sonraki yazılı sohbetimizde buluşmak üzere yağlıboya remimin görselini, bir şiirimi ve Youtube yayımladığım bir Kaşı biraz öne eğsen – Bir can ağlar isimli şarkımı

beş duyu organıyla güzellikleri duyumsayan yüce gönüllerinize bırakıyor, sanatın ışığında daimi güzellikler diliyorum.

BİR YÜREK YIKILDI

Bir yürek kaç kez yıkılır!

Yıkıldıkça haykırır derinden

Büyüyerek sözler

Kaç yüreğin kulağına gider

Kaç yürekten geri döner

Sözler ağlatan sözler

Sessiz iniltilerle

Gözlerden süzülürler.

Perihan KOCA

NOT: Duymanın İlmi açıklamasını alıntı yaparak paylaşıyorum. İşitme olayı, sırasıyla aşağıdaki basamaklarda gerçekleşir:

Ses kaynaktan çıktıktan sonra ses dalgaları kulak kepçesi tarafından toplanır ve kulak yoluboyunca taşınarak kulak zarının titreşmesi sağlanır.

Kulak zarının titreşimleri orta kulak kemiklerine iletilir. Orta kulak kemikleri ses titreşimlerinin gücünü artırarak iç kulağa, oval pencereye verir.

Oval pencereden içeri giren ses titreşimleri, öncelikle iç kulağın başlangıç kısmı olan dalızdan geçer ve daha sonra vestibular kanal içindeki sıvıda basınç dalgası yaratır.

Sıvıda oluşan bu dalga, timpanik kanala geçer ve yuvarlak pencereye çarparak yok olur.

Vestibular kanaldaki basınç dalgaları, kohlear kanaldaki temel zarı titreştirir. Bu titreşimler, tüylü duyu hücrelerinin tektoral zara değip uzaklaşmasına neden olur.

Tüylü duyu hücrelerinin tektoral zara değip uzaklaşması, buradan nörotransmitter maddesalgılanmasını ve sinaps yaptıkları duyu nöronlarına uyarı iletilmesini sağlar.

Beynin işitme bölgesinde impulslar değerlendirilir ve işitme olayı gerçekleşir.

İç kulakta işitme merkezinin dışında vücut dengesinde görevli merkezler de bulunur. İç kulakta bulunan kesecik (sakkulus), tulumcuk (utriculus) ve yarım daire kanalları vücut dengesinin korunmasında görev alır.

www.perihankoca.com

www.sanatinrenkleri.com

perihankoca9@gmail.com

perihan_koca@hotmail.com

Instagram & Facebook & Twitter & Pinterest

*****

Read Previous

25 Eylül 2020 Cumartesi Tiyatro Rehberi

Read Next

Neşet Ertaş Özel Konserle TRT 2’de Anılacak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: