YEMİNİMİZ VAR HAYAT!

YEMİNİMİZ VAR HAYAT!

Harika Ören Yazdı

Ne kadar inatlaşırsan inatlaş yine de seni EN GÜZEL yerinden yakalayacağız. Yeminimiz var hayat!’’ der Nazım Hikmet Ran. Öyle güzel anlatır ki üstüne söz söylenmez…

Yeni yaşıma sağlıkla girmeye şükür demeye kalmadan 6 Şubat’ta Güneydoğu Anadolu’da 11 ili etkileyen, Hatay’ı yerle bir eden 50 binin üstünde can alan, geride binlerce sakat insanımızı, ailesiz çocuklarımızı, evsiz-barksız depremzedelerimizi bırakan büyük bir afetle karşılaştık. Canım öylesine yandı ki sevgili arkadaşım Şahnaz Yılmaz ailesiyle göcük altında yaşamını yitirdi. Ülkece onarılmaz bir tokat yedik.

Ölümler, hastalıklar, üzüntüler-doğumlar, keyifli zamanlar, mutluluklar, yokluklar, varlıklar; hepsi de dibine kadar yaşanası duygulardır. Yastayız ama el ele yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Yaşam acımasız ama hepimizin tek bir yaşamı var ona sahip çıkmak zorundayız.

Doğduğumuz andan ölüme doğru giden yolda yürüdüğümüz süreyi- yaşam yolculuğunu- tren yolculuğuna benzetmişimdir. Tren yol alırken manzara devamlı değişir. Güneşli, yağmurlu, soğuk rüzgarların estiği karın dondurduğu, güneşin başınızı okşayıp içinizi ısıttığı günlerden, uykulu, uykusuz gecelerden geçer gidersiniz. İstasyonlarda inenler yaşamınızdan çıkanlar ya da çıkardıklarınız; binenler ise kucak açtıklarınız ya da bir şekilde yaşamınızda yer alması gerekenlerdir. Mevsimler değişir, yaşam çalkantısı devam eder ta ki siz son istasyona gelene kadar. Arkanıza bakarsınız. Yaptıklarınız ardınızda, yapamadıklarınız aklınızda heyhat! Nasıl da su gibi akmıştır yaşam yolculuğu.

Rahmetli babam Dr. Haluk Sümer’le bir gün mutfağımızda camdan dışarıyı seyrederek çaylarımızı yudumlarken şöyle bir dalıp gitmiş; dönüp, gözlerinin de sorduğu soruya dahil olduğu bir cümle söylemişti. “Hiç anlayamadım biliyor musun kızım. Ben ne zaman bu yaşa geldim. Her şey dün gibi oysa. Evliliğimiz, çocukların doğumu ve torunlar. Ben ne zaman bu yaşa geldim. Hiç anlamadan…’diyerek içini çekmişti.

Yaşantımdaki ilk kırılma noktasını, eşim kısa dönem askerliğini yaparken kızımla katıldığım -ki o 4 yaşındaydı- Darülaceze’de Türk Kadınlar Birliği Beşiktaş Şubemizin Anneler Günü yemeğinde yaşamıştım. O kapıdan giren Harika ile çıkan Harika artık aynı değildi. Yaşam öncelikleri değişmişti.

İkinci kırılma noktam ise içime mıh gibi işleyen babamın sözleriydi. Sonra ilk 10 kilometre içinde tutulduğumuz 1999 Gölcük Depremi; şimdide 2023 Kahramanmaraş Depremi.

İnsana bahşedilen biricik yaşamı en güzel yerinden yakalama gayretindeyken, hayatın yüzümüze çarpan tokatıyla silkelenirken; bütün olanlara rağmen hayatı en güzel yerinden yakalama çabamızı sürdürmeliyiz. Kendi şarkımızı bulmalı ve yüksek sesle söylemeliyiz. Kendimizi ifade etme yollarımız çok farklı olabilir. Asıl olan fayda-maliyet hesabıdır.

Okudum. Gittim, gördüm. Düşündüm. Denemeler yaptım. Ve bir gün edindiğim tecrübeleri ‘’Paylaşım Kesem’’de biriktirdiğimin farkına vardım. Kendimi en iyi ifade ettiğim yolun insanların yaşamlarına dokunmak, yaşamlarını bir damla olsun kolaylaştırmak yolunda adımlar atmak olduğunu, kimsenin kalbini kırmanın bir anlamı olmadığını, bunun sadece iki taraflı sıkıntı yarattığını, ölümden başka her şeye bir çare bulunabildiğini, gönül almanın, paylaşmanın, güzel sözler söylemenin, sevgiyle, iyilikle paylaşmanın beni hafifletip, mutlu kıldığını bildim. ‘’Paylaşım Kesem’’in ağzını açtım. Gretel gibi her ileri adımımda geride sevgi dolu şefkatli bir dokunuşla iz bırakmanın değerli olduğunda karar kıldım.

Ve, bunu rahmetli sevgili eşim Vecdi Ören’in dediği gibi “Kalp temiz, kul hakkı yemek yok’’ anlayışıyla yapmaktayım. Ebediyete uğurladıklarım daima kalbimdeler. En güzel anılarıyla dilimde, gönlümde onları yaşatırken, önümdeki hayatı es geçmiyorum.

Nefes aldığım süre içinde zaman zaman kendimi Can Yücel’in “Mutlu Yıllar’’ dileyen dizeleriyle tamamlıyorum; “Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya/Rengarenk batan günü al karşına/Bir renk de kendinden kat/Çocuklar gibi temiz ve berrak/Kapat gözlerini bir hikaye yarat/Vazgeçme hissedilir biraz da sıcaklığını kat/Kalbindeki elleri bırakma sıkıca tut/Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt/ Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama/ Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver/Bir tebrik bir arama bin umuttur insana/ Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana.’’

Her şeye rağmen “yeni yaş = yeni umutlar” modunda Paylaşım Kesemi açtım.

Bahar, Mimozalarla geldi bile. Leyleklerin göçü an meselesi… Ne kadar inatlaşırsan inatlaş, yeminim var hayat! 2023’de de ben de seni en güzel yerinden yakalayacağım.

İstanbul 17 Mart 2023

*****

Read Previous

17 Mart 2023 Cuma “Muhteşem İkili” Küçükçekmece’de

Read Next

“Hayatı Gülümseten Sanatçı ”Mine Arasan’ı kaybettik

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Most Popular