Karıncalar Hakkında Neler Biliyoruz?

Karıncalar Hakkında Neler Biliyoruz?

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Karıncalar hakkında çok şey bildiğimizi söyleyemem! İnternette gördüğüm Şerife Bayraktar’ın yazısı ilginç, çok şey anlatıyor. Yazarına ve internet’e teşekkür ederek, siz okurlarımın yararlanması için sunuyorum…

  • Karıncalar, kendi vücut ağırlıklarının 20 katını kaldırabilirler. 35 kg. ağırlığında ve 10 yaşındaki bir çocuğun; bir karınca kadar güçlü olabilmesi için, 700 kg. kaldırması gerekir.
  • Dünya üzerinde, 35 bin karınca türü mevcuttur.
  • Çoğu karınca türü, sıcak iklimlerde yaşar.
  • Yaklaşık 9. 500 karınca türü bilinmektedir. Bilim adamları, bunun yaklaşık iki katının, henüz keşfedilmeyi beklediğine inanmaktadır.
  • Tüm böcekler arasında, en büyük beyin karıncanınkidir.
  • Bir karıncanın ortalama ömrü, 45 ila 60 gündür.
  • Bir karıncanın beyninde, yaklaşık 250 bin beyin hücresi bulunur. Bir insanın beyninde 10 bin milyon beyin hücresi mevcuttur. Dolayısıyla, 40 bin karıncalık bir koloninin beyin hücresi toplamı, bir insanınkine denktir.
  • Bazı karıncalar, günde yedi saat uyur.
  • Bir karıncanın dışı, sert kabuktandır, buna dış iskelet adı da verilir.

  • En büyük karıncanın uzunluğu, 2,54 cm dir.
  • En küçük karınca, 0.1 mm dir.
  • Bir karınca kolonisinin nüfusu, yüz binlerden, milyarlara varabilir.
  • Karıncalar, sadece dokunmak değil, koku almak için de antenlerini kullanırlar.
  • Karıncaların, akciğeri yoktur. Oksijen, vücutlarına tüm bedene yayılmış küçük deliklerden girer; karbondioksit de, aynı deliklerden çıkar.
  • Tüm böcekler gibi, karıncaların da altı bacağı vardır.
  • Karıncalar, gri, kırmızı, kahverengi, siyah, sarı, mavi ya da mor olabilirler.
  • Karıncanın vücudu, üç bölümden oluşur: Kafa, göğüs(gövde), ve karın (kuyruk kısmı).
  • Karıncalar, koloni denen büyük gruplar hâlinde yaşarlar. Her karıncanın, kolonide belirli bir görevi vardır.
  • İşçi karıncalar, yuvadan çöpü alıp, dışarıya, özel çöplüğe taşımakla görevlidirler.
  • İşçi karıncalar, dişidir. Koloninin çoğunluğunu, dişi karıncalar oluşturur.
  • Köle-Yapıcı karıncalar, başka karıncaların yuvalarına saldırır ve yumurtalarını çalar. Bu yumurtalar kırılıp, yavru karıncalar çıktığında kolonide köle olarak çalışırlar.

  • Kraliçe karıncaların, doğduklarında kanatları vardır. Başka koloniler kurmak için uçup giderler; sonra kanatları düşer.
  • Kraliçe karınca, 15 yıla kadar yaşayabilir ve bir kez çiftleşmesi gerekir.
  • Her karınca kolonisinin, en az bir, bazen de birden fazla Kraliçe’si vardır.
  • Ahşap karıncaları, önemli yırtıcı böceklerdir ve geniş bir koloni oldukları takdirde, günde binlerce böcek toplayabilirler.
  • Ahşap karıncaları, düşmanını, ağzını açarak tehdit ederler.
  • Normal şartlarda, Marangoz karıncalar canlı ya da ölü ağaçlarda yuva yapıp, kütükleri ya da ağaç gövdelerini çürütürler. Öte yandan, yuvalarını evlere, telefon direklerine ve diğer insan elinden çıkma ahşap yapılara da yapabilirler.
  • Yaprak-kesen karıncalar, yağmur yağarken yaprak kesmezler, ve keserken şiddetli yağmura maruz kalırlarsa, yaprakları genellikle yuvanın dışında bırakırlar.

  • Petek karıncaları, çorak mevsimlerde hayatta kalmak için, kayda değer yöntemler geliştirmişlerdir. Yağmurlar sırasında, bu karıncalar, işçilerini, su ve nektarla beslerler. Bu işçiler, yiyecek fazlasını, sindirim sistemlerinin, kursak denen bölümünde depolarlar.
  • Karıncaların başlıca düşmanı, insanlardır. Yuvalarını ve yaşam ortamlarını yok edip, böcek ilaçlarıyla onları öldürüyor, hatta bazı yerlerde onları yiyor.
  • Karıncalar, 100 milyon yıldan uzun süredir, Dünya üzerinde yaşamaktadır ve gezegenin her yerine yayılmış durumdadırlar.
  • Dünya’nın bilinen 100 milyon yıllık, en yaşlı karıncası, bir amberin içinde korunmuş şekilde bulunmuştur. Adı Sphecomyrma freyi olan ve eşek arısına benzeyen bu karınca, Harvard Üniversitesi, Zooloji müzesinde, sergilenmektedir.
  • Pompei de ölen Roma generali ve bilgin Plinius(MS 23-79)(Pliny’nin amcası), Doğa Tarihi adlı ansiklopedisinde, karıncaların, insanlardaki şeker hastalığını teşhis ettiğini yazıyor: “İnsanlar, idrarlarını, karınca yuvasına bırakıyorlar ve karıncaların, idrarı, yuvalarına taşıyıp taşımadıklarını gözlüyorlar. Eğer karıncalar, idrarı yuvalarına taşıyorlarsa, kandaki şeker seviyesinin yüksek olduğu anlaşılıyor.”
  • -Güney Amerika’da yapılan antropoloji ve etnobiyoloji çalışmalarında, yağmur ormanlarında yaşayan ilkel kabilelerin, şeker hastalığını, hala karıncalarla test ettikleri, rapor ediliyor.

*****

Read Previous

11 Haziran 2021 Cuma Günün Sergileri

Read Next

38 Sanatçı 39 Galeri’de Sanatseverlerle Buluştu

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: