Hatay’da Bir Gün

Hatay’da Bir Gün

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Bir anı:

  • Aloooo!

Muti Elmas Samsun’dan arıyor.

  • Aloooo!

Sabahattin Şen Almanya’dan arıyor.

İkisi de arkadaşım. Düziçi İlköğretmen Okulu’nda birlikte okumuşuz. Diyorlar ki bana; “Düziçi mezunları 29 Nisan 2006 günü Öğretmenevi’nde toplanacak, köy enstitülerinin kuruluş yıldönümü kutlanacak, sen de gel!”

29 Nisan’da, Has-Hatay otobüsüne bindim, geldim Hatay’a, Öğretmenevi’ne vardım. Yıllardır görmediğim arkadaşlar gelmişler. İlkin, Gaziantep- (Oğuzeli’nden Salih Oğuz tanıdı beni. Bizim okuduğumuz yıllardan epeyce arkadaş gelmiş, onlarla kucaklaştık, konuştuk, özlem giderdik.

Yıllardır hiç görmediğim müzik öğretmenimiz Hüseyin Şanlı oradaydı. Beni tanımakta zorlandı. Ahmet Özdemir, Mahmut Şakir öğretmenlerim de gelmişlerdi. Ahmet Bey yazar, yazarlık adı, Ahmet Z. Özdemir; Mahmut Şakir, Ankara-DTCF’nde tarih öğretmeni.

Bini aşkın insan gelmiş Hangi birisini sayayım. Süleyman Çiçek, Zeki Yurdal, Osman Taştan, Kemal Zorlu, Ali Kavak, Mithat Zan, Ali Ozanemre, Ali Metin, Mehmet Göl ve eşi, Harun Avşar, Mister Remzi Çetin, abovvvv! Bana “Aloooo!” diyen dostlarım gelmemiş. Ölenler de olmuş. Ali Boran, İsmail Dondurmacı, Hayri Tekeoğlu! Bana “Aloooo diyen arkadaşlar kim bilir neden, gel(e)mediler…

Aziz Sen Patrus Senpiyer Kilisesi

Harun Avşar’ın babası okulun kütüphane müdürüydü. Sorduğunuz kitap hakkında hemen bilgi verir. Yardımcı olurdu. Harun Bey, Ahmet Özdemir, Mehmet Göl beni arabasına bindirdi, dünyanın en eski kilisesi Aziz Sen Patrus Senpiyer Kilisesi’ne götürdü. Petrus, Haz. İsa’nın on iki havarisinden biri. Kilise, Haç Dağı’nın yamacına kurulmuş. Kapıdaki bilgiye göre13 m. derinliğinde, 9.5 m. genişliğinde, 7 m. yüksekliğinde bir yapı. Mağara kilise. Antakya çok eski bir şehir devleti. “Sırlar Kavşağında” adlı romanı okursanız daha çok bilgi edinebilirsiniz.

Dönüşte Antakya’nın tarihi yollarından dolaşarak geldik. Kentin ortasından Asi Irmağı akıyor. Suyu bulanık. Herhalde kentin atık sularını salmışlar içine.

İzlence 13.30 da başlayacak denmişti. Öyle olmadı, 19.30 dediler. Öğretmenevi Oteli’nden yerimi ayırttım. Akşam Harbiye’ye götürüldük, yemek Boğaziçi Restaurant’ta yenildi, rakılar içildi. İzlenceyi Zeki Yurdal sunuyor. Mister Remzi akordiyonunu dillendiriyor. Şarkılar, türküler okunuyor, şiirler söyleniyor. Mithat Zan Türk Sanat Müziği’nden şarkılar söylüyor. Beni de unutmadılar. “Kertenkeleler’i, Ça-ça-çam” adlı şiirimi okudum.

Saat 24’e gelmişti. Bir arkadaş arabasıyla otele bıraktı beni. Sabahleyin erkenden kalktım. Ahmet Özdemir. Hüseyin Şanlı ve eşi; Mehmet Göl ve eşi aynı masada kahvaltımızı yaptık. Mehmet Göl bir anısını anlattı.

Göl, o yıllar okulun müdürü. Yıl 1980, “A.E. adlı bir öğrenci benzin dökerek yaktı 4. Binayı”. Binanın duvarına “Bu binayı kırk yıl önce halk çocukları yaptı, kırk yıl sonra faşistler yaktı, yazdırarak, tepkimi gösterdim” dedi. A E.’nin 1.5 yıl hapis yattığını, Kozan. İlçesinde öğretmen olduğunu, pişmanlık duyduğunu ekledi sözlerine…

Arkadaşlarla, dostlarla vedalaştık, ayrıldık. Adana’ya geldiğimde saat 15.30’du. 21 Şubat 2021, Adana

*****

Read Previous

Desmond Morris & “Çıplak Kadın”

Read Next

Muriel Barbéry ile Söyleşi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: