Doğa Yıkımlarını, Düşün Önceden

Doğa Yıkımlarını, Düşün Önceden

M.Demirel Babacanoğlu Yazdı

Biz ilkokulda okurken öğretmenlerimiz ormanın önemini belirtmek için Fatih Sultan Mehmet’in “Ormanlarımdan bir dal kesenin boynunu keserim” dediğini söylerlerdi. Sonra ormanın, ağacın işlevini anlatırlardı. Beşikten mezara kadar ağaca gereksinim olduğunu belirtirlerdi. Kuşları, yaban hayvanlarını, böcekleri besler temiz hava/oksijen üretir, toprağın aşınmasını önler derlerdi.

Bilimsel yazılarda bir hektar iğne yapraklı ormanın otuz ton, geniş yapraklıların ise on altı ton temiz hava/oksijen ürettiği yazılmaktadır. Orman içinden, ya da kenarından geçen bir otobanın trafik gürültüsünü üç yüz elli kat azaltıyor… Böylesine yaşamsal etkinliği olan ormanlarımızı ağaçlarımızı, her bireyin, her insanın koruma yükümlülüğü olduğunu bilmemiz gerekiyor. Doğa yüklemiştir bu görevi bizlere. Kırın, yakın, kesin demiyor… Koruyun, çoğaltın, arttırın diyor.

İlkokuldan sonra öğretmen okuluna okumuştum. Orada tarım öğretmenlerimiz bu konu üzerinde titizlikle duruyorlardı. Derslerimizi okul arazisinde, krizma yaparak, fidan dikerek , tohum ekerek gerçekleştiriyorduk. Bir 17 Nisan günü Düziçi Köy Enstitüsü’ne gitmiştik. Bir öğretmenimiz birinci bina önündeki çam ağacına sarıldı “Bu ağacı ben diktim” dedi. Biz de o yılların coşkusunu yeniden yaşadık…

28 Temmuz’dan beri 15 günde 300 yerde çıkan yangınlar ancak denetim altına alınabildi(!). Antalya, Adana, Muğla, Osmaniye, Aydın…’da o kadar çok ağaç, orman yandı ki yanan yerlerde böcekler, sürüngenler, kelebekler, yılanlar, akrepler, kuşlar, tavşanlar, tilkiler, kurtlar, geyikler, keçiler… ne varsa canlı cansız adına yandılar… Onların çıkardığı acı figan seslerini işittik, ne yaptım size der gibi ağlıyorlardı…

Devlet, millet canhıraş biçimde çalışarak yangını söndürüyorlardı. Yangında bağını, bahçesini, evini, malını, mülkünü, canını, insanını kaybedenler oldu… Yanmış kül olmuş evlerinin önüne varıp, bakıp bakıp ağlamaktan başka bir şey yapamıyorlardı… Öyle aciz kalmışlardı ki, yürekler yanıyordu…

Ülkenin başında pandemi, sel, yangın felaketleri dönüp duruyor. Kastamonu, Sinop, Bartın sel felaketine uğradı, yürekler acısı; afet bölgesi ilan edildi. Dere önüne, kenarına bina yapmanın büyük yıkımlara uğradığı görüldü…

Ey insan benim dememe gerek var mı? Doğa yıkımlarını, düşün önceden.

16 Ağustos 2021, Çamlıyayla

*****

Read Previous

16 Ağustos 2021 Pazartesi Günün Sergileri

Read Next

Cengiz Çelik & Anahtar

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: