‘BİRLİKTE’ olmanın kabusu…
Anibal Güleroğlu Yazdı

Aşk ve korku… İnsan doğasının vazgeçilmezlerinden. Peki… Aşkla korku birleşebilir mi aynı içerikte? Bu soruya en güzel cevap Stephen King’in ‘The Stand’ adlı eserindeki ‘Korkunun olduğu bir yerde aşk pek iyi yeşermez’ cümlesi olurdu zannımca. Çünkü korku, kişiyi kendi cehenneminde yaşayan bir esire dönüştürür. Buna karşılık aşk, alabildiğine cesaret işidir. Canı yansa bile insan, birlikte olmak için peşinden koşar aşkının.
Sözün özü; korkunun olduğu yerde varlık göstermeye çalışan aşktan pek hayır gelmez. Olsa ols abir gerilim doğar. Nitekim ‘Yeni bir başlangıç sandılar… Karanlığın tam ortasına taşındılar’ diyerek birlikte olmanın kabusunu yaşatan bir bağlanma öyküsü olarak tanımlayabileceğimiz ‘Birlikte/Together’ filmi de tam bu kıvamda bir kurgu sunmakta bize.

BEDENLER ÜZERİNDEN YARATILAN DUYGUSAL BİR GERİLİM
2025 Sundance Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve 30 Temmuz’da ABD’de, 31 Temmuz’da ise Avustralya’da gösterime giren… Michael Shanks’in senaryosunu kaleme alıp yönettiği ‘Birlikte/Together’ filmi, özetle on yıllık ilişkilerine yeni bir sayfa açmak isteyen çiftin ilişkilerinde ve benliklerinde yaşadıkları değişim üstüne bir anlatı.
Ancak daha detaylı yaklaştığımızda dolu dolu bir iş çıkıyor karşımıza. Gerçek hayatta evli olan Dave Franco ve Alison Brie tarafından canlandırılan Tim-Millie ikilisinin birlikteliği alabildiğine ürkütücü bir yol haritasına sahip zira. Kısaca değinecek olursak…

Müzikle uğraşan Tim ve öğretmen Millie’nin kırsal bölgeye taşınmalarını içeriğine temel alarak yola çıkan öykü, ilk etapta ‘aşk’ işi gibi görünmekte. Lakin içeriğin asıl amacı, yeni taşındıkları yerde dolaşmaya çıkan ikilinin yollarının bir mağaraya düşmesiyle yüzünü gösterirken korku ve gerilim de ilginç sahnelerle seyirciye aktarılıyor.
İki sevgilinin ormanda kayboluş korkusuyla açılışını yapan filmde, anne-babasının ölümlerinin travmatik etkilerini yaşayan Tim, mağaradaki havuzdan su içtikten sonra sinir bozucu anlar yaşamaya başlarken fiziksel açıdan Millie’ye açıklanamaya bir şekilde bağlandığını hissediyor. Böylece ikilinin aralarını düzeltmek için geldikleri yerde ilişkileri tarifsiz korkuya dönüşüyor.
Ormandaki eve taşınmak Millie için olumlu bir yenilik olmuşken bu durum, araba kullanmayı bilmediği için sevgilisinin kendisini arabayla bırakmasına ihtiyaç duyan, Tim için zorlayıcı geliyor. Bu durum onu her geçen gün Millie’ye daha da bağımlı yapıyor ve mutsuzluğun gerilimine sürüklüyor. Nitekim senaryo bu süreçte ilişkilerde mutluluğu sağlamak için taraflardan birinin özverisinin nasıl kısıtlayıcı ve mahkum edici hale geldiği gerçeğini vurgulamayı hedeflemiş ve bunda da başarılı olmuş.

‘‘Birbirinizi seviyor musunuz sorusunun cevabı ‘Belki, biz kaygısızız’ olabilir mi? Peki kaygısızlık nedir? İlişkide kaygısızlık dediğin bazen uyumlu birliktelik midir?’’ sorularını akıllara düşürürken ‘Hayatlarımızı diğer yarımızı arayarak geçiririz. Bunu bulduğunu düşünüyorsan öyle hemen bırakma’ mesajını veren filmin kırılma noktasına gelince… Millie ve Tim’e su içtikleri mağaranın eski bir tarikat kilisesi olduğunu anlatan Jamie’nin çiftin hayatına girmesi! Bu öyle bir giriş ki, senaryoyu alıp götürüyor. Çünkü Jamie’nin varlığı, Millie’ye ‘Bedenlerin bütünleşmesinin mutluluk getireceği’ telkininde bulunup buradan doğaüstü tarikatla bağlantılı ürpertici korku doğurmaya odaklı.
Sevgiyle iç içe geçmenin farklı şeyler olduğunun altını çizerken aşkta ve ilişkilerde kişilerin birbirlerine yakınlıklarını ‘bağımlı yaşam’ korkusuna döndürmeyi hedefleyerek varlık bulan yapımın olayı bununla sınırlı değil kuşkusuz. Erkeklerin biraraya geldiği ritüele de bünyesinde yer veren filmde, uzun süreli birlikteliklerde tarafların, aşk yaşamaktan ziyade, birbirine mahkum hale geldikleri mesajı da var. Bu yansıtılırken tek vücut olma dönüşümünün oldukça sıra dışı hatta zaman zaman mide bulandırıcı sahnelerle canlanlandırıldığının altını da çizelim. Mesela, kendi eksiklerini karşı tarafla tamamlama olayının kıskacına kapılan çiftlerin, kaygısız alışkanlıktan muhtaçlık bağımlılığına evrildiği mesajını aktarmak için kayda değer bir performans sergileyen filmde, yapışan uzuvların tablosu alabildiğine ürpertici.

Uzun ilişkileri korku filmi gibi görüp ‘Şimdi ayrılmazlarsa sonrasında bunun çok zor olacağını’ söyleyen içerikte ayrıca karşı tarafa tüm bedeniyle-varlığıyla bağlanan kişi için ayrılığın ölümden beter hale geleceği konusu da ele alınmakta. Dahası aşkla başlayan ilişkilerde kişilerin sınırlarını ve benliklerini korumayı başaramadıkları takdirde hiç fark etmeden özünü yitirmiş, deforme olmuş karakterlere dönüşecekleri örneklenmiş. Tüm bunlara karşın kaderi kabullenip bütünleşmenin aşkı pekiştireceği söylemi de orta yerde. Yanı sıra ‘Birlikte/Together’ filminin, tekinsiz güçlerin yansımasını ve gerilimi ön planda tutarken kara mizah tadını yer yer serpiştirmeyi ihmal etmediğini de hatırlatalım.

SONUÇTA; Trajediyle aşkı, korku düzleminde buluşturup birliktelikleri sorgulayan… Küçük bütçesiyle devlere meydan okuyup kendi çapında iyi bir hasılat elde eden ‘Birlikte/Together’, bedenler üstünden yaratılan duygusal bir gerilim. Seyirciye sunulan bu gerilim sürecinde korku ve karşılıklı bağımlılığın eğlenceli birleşimi mi var? Yoksa unutulmaz destansı sert ve klişe bir korku kurgusu mu? Ya da bütün vücudu ürpertirken uzun soluklu ilişkilerin taraflarına ‘Kişiliğinizi yok eden, toksik birlikteliklerden kendinizi kurtarın. Aksi takdirde bu ilişkide bütünleşip kendinizi kaybederek tek vücut olursunuz’ mesajını veren kara mizahlı bir uyarı mı? Bu soruların cevabı seyircinin takdirine kalmış.
Erkekle kadının varlıklarını birleştirmenin güzelliğini zihinlere yerleştirmek istercesine noktayı koyan filmle ilgili son tahlilde bize düşen, insan bedenini merkezine alıp kişilerin fiziksel bütünlüklerini korkunun kaynağına dönüştürürken oldukça cesur yaratıcılıklar sergileyen ortak yapım için ABD-Avustralya korku sinemasının dikkate değer bir örneği demekten ibaret.
Son söz; ‘Sevgide minnettarlık, sevecenlik ve birlik duygusu vardır. Eğer bu üç duyguyu da hissediyorsan seviyorsun demektir’ diyen filozof Osho’dan gelsin…
‘İlişki kuracaksın ama muhtaç olmayacaksın. Seveceksin ama sevgin bir ihtiyaç olmayacak. Seveceksin ama sahip çıkmayacaksın. Seveceksin ama kıskanmayacaksın… Ve sevgi, içinde kıskançlık olmadığı, sahip çıkma olmadığı zaman sevgidir’.
guleranibal@yahoo.com
www.x.com/guleranibal
****





