Musa Uysal & “Kalemim Kaydı”

Musa Uysal & “Kalemim Kaydı”

M.Demirel Babacanoğlu Yazdı

Hazin öykü…

“Kalemim Kaydı” takma adı Musa Emmi olan Musa Uysal’ın kitabı bu. Haziran 1999’da Ankara’da Griajans’ta yayınlanmış, 256 s. Bana,1 Kasım 2004’te Ankara-Kızılay, Gökdelen, kat 7/704, Köy Enstitüleri Vakfı’nda imzalamıştı.

Kitap, Kafkasya’ya yapılan bir gezinin geriye dönük anılarıyla dolu. 1864’te Rus Çarı, Çerkezleri Anayurtları Kafkasya’dan sürmüş. Şu kadar günde (…) burayı terk etmezseniz kılıçtan geçirileceksiniz demiş.

Çerkezlerin büyükleri, baş vurmuşlar Osmanlı’nın başı Padişah Abdülaziz’e,. izin çıkmış; gelin!

Alelacele, bağlarını, bahçelerini satmışlar, ağlaya ağlaya, hayvanlarını tavuklarını, topraklarını öpe öpe bırakıp ayrılmışlar. Düşmüşler yollara, kimi hastalanmış, kimi ölmüş yolda kalmış, kimi yitirmiş sevgilisini, nişanlısını… Bin bir eziyetle, güçlükle ulaşmışlar Anadolu’ya. Kızlarından cariye, oğlanlarından hizmetkar vermişler Osmanlı’ya. Kimi güzel Çerkez kızları da kuma olmuş zengin beylere. Ağalara.

Anadolu rahat değil o zaman. Tanzimat karışıklığı, salgın hastalık, ölet, kıtlık var. Bütün bunlara karşın Osmanlı, yine de güzel verimli yerlere yerleştirir Çerkezleri. Tokat, Amasya, Samsun, Sinop, Hatay, Adapazarı, İzmit, Kayseri, Uzun Yayla…

Uzun Yayla Afşarlarındır. Fırka-i İslahiye Ordusu’na karşı gelirler, yerleşik düzene geçmezler. Toroslarda, Anadolu’da kepir dağlar kalır onlara.

Kitap, bir yaşam çilesini anlatıyor. Aşk, sevda, eziyet, açlık, ölüm, ağıt, destan… Okuyunca ben de üzüldüm. Musa Emmi’nin de gözyaşları durmamış hiç. Soydaşlarını dinleye dinleye bir hal olmuş. 140 sonra yaşadığı Çorum’dan kalkıp Anayurt’a/Adigege’ye gezmeye gitmiş, kolay mı?

Çerkezlerin çoğu dönmüş anayurda. Çerkezce, yani Adigece biliyorlar. Bilmeyen bir Musa Emmi, bir de eşi! Eğer Türkçe bilenler de olmazsa, Musa Emmi dilsiz kalacak!

Kitapta, sözü edilecek, üzerinde durulacak çok konu var. Ancak birine değinmekle yetineceğim:

Abrek’le Suzan’ın, Kerem ile Aslı’ya benzeyen öyküsü var. Abrek, Çerkezlerin başı yöneticisidir. Suzan’a nişanlı bir gençtir. Göç başladığı sıralarda, göçün sonunu bekler. Son kalanları da alır, kendisi de göçer. Sevgilisi Suzan’a yetişemez. Anadolu’ya geldiğinde çok arar onu, ama bulamaz. Bir taraftan da yoklukla açlıkla didinir. Ekmek istemek için kapıları çalar. Bir kapıda Suzan çıkar karşısına, ağlaşırlar… Suzan, iki gözü iki çeşme “Babam beni bir ekmeğe yaşlı bir Türk’e kuma verdi” der. Hani bir türküde “Oy Asiye Asiye, anan seni veriyor bir bağ pırasiye…” der ya, onun gibi bir şey. Abrek, o an ne yaptığını bilemez, kayıp olup gider, ölüsüne, dirisine rastlanamaz. Bunun üstüne sevgili Suzan da çok yaşamaz, bir armut ağacına asar kendini.

Gördünüz mü hazin hikayeyi?!

140 yıl geçse de dönenler olmuş ya yurtlarına, ne güzel. Vardıklarında, geleneklerini, kültürlerini bıraktıkları gibi bulurlar.

Musa Emmi, bunu Sovyetlere bağlıyor. Devlet dili Rusça’ymış ama her budun kendi dilini konuşuyor, kendi dilince eğitim alıyormuş!

Çok güzel günler yaşamış Musa Emmi Anayurt’ta. Ama, Anadolu özlemi ağır basmış, dönmüş geriye. Ankara’da oturuyordu ama 2008’de ayrılmış dünyamızdan. Yeri çiçekli, gülistan, aydınlık olsun.

Derim ki herkes! Çerkezler okusun kitabı.11 Ocak 2021, Adana

..,.

Musa Uysal (Musa Emmi), Kalemim Kaydı, Gri Ajans y., I. Bsk. 1999, Ankara

 

*****

Read Previous

ARTER’in 2021 Sergi Programı Açıklandı

Read Next

13 Ocak 2021 Çarşamba Günün Sergileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: