GÜZ VURGUNU

GÜZ VURGUNU

Harika Ören Yazdı

Güz başladı mı, yazlıkların kapıları bir bir kapanır. Pencerelerde ışıklar azalır. Sokaklar tenhalaşır. Terk edenler gider. Terk edilenler geride kalır.

Önce yapraklar, dallarına tutundukları ağaçları terk ederler. Sonra insanlar evlerini, bir diğerinde yeniden yaşamı başlatmak için. Mevsim boyunca anlamlı kıldıklarını odaları, balkonları, terasları arkada bırakırlar.Yalnızlığın girdabına tutulan mutlu balkonlar, bahçeler, hüzünlü; tenhalar aşksız, kumlu sahiller sevgisiz, müziksiz kalır.

Güneş bir başka doğar. Gönlü kırılmışçasına başı eğiktir. Işığı soluk, sıcağı üşengen. Yaz aylarına bağışladığı yakıcı sıcaklığını bile esirger. Dipsiz maceradır yaşanan, her mevsim aynısından ama bir başkaymış gibi.

Ve yine Güz gelir. Serin rüzgarla, gölgeler düşer sokaklara ve ıssız gönüllere.

Umutlar ölesiye yağan sağanaklarda sırılsıklam olur. Güz vurgunu deli aşkları, koynunda uyanılan sevdaları, yılkının terkisine atar. Sağdan sola savurur.

Gönül ağacından yapraklar kopar. Acıtır koparken de süzülerek toprağa düşer. Gözünün içine bakarak aheste beste düşer. Eylül yolculukları Ekim’le sürer gider.

Değişik adreslerde bahar coşkusuyla kucak bulan köpek yavruları, gücenmiş bakışlarıyla, çaresiz sokak serserisi olurlar. Kedilerin sırtını sıvazlayanların kapıları, yeni yazda açılmak üzere kilitlenir. Şimdiden sevgisiz, aç hayvancıklar; kapı paspaslarında uzun aylar sürecek mecburi oruçlarına başlarlar ya gözleri hep yoldadır.

Güz bastırır. Gri gökyüzünden homurtularla şimşekler yağar toprağa. El mahkum bir pencere önünde, kahve dumanının sıcağına sığınır, yüzleşirsin boş vermişliğinle. İnandığın heyecanlar, zevkle yaşadığın saatler bulanıklaşırken yavaştan, acılı bir hatırattır seni kanırtan.

Anlamsızlık basar her yeri. Sıradan yaşamları şahikalara çıkaran zamanlar yiter. Şehir, kavgasına, kargaşasına karışırsın. Davetler göz kırpar bir yandan çapkınca. Oysa sen hala Yalıçapkını gibi ıssız sahillere vuran dalgaların sesine takılısındır. Aşk mı tükenmiştir, inanç mı? Hangisi daha çok? Düşünmektesin.

Güz vurgununun acılarıyla düşersin sokaklara. Davetlere, sergilere, açılışlara. Yalancı dostluklara. Bilirsin de, elde başka ne var ki? Göçebeliğine yeni hayaller, artistik pozlar verdiğin selfiler, kadehlere saklanmış lal rengi yalanlarla devam edersin. Yalnız başlayan sabahların, kalabalık akşamlarında kahkahaların yıldızlı gecelerin, tabak-çanak gürültüsüne karışır. Mehtabın şavkında seyirtir, karanlık odana sığınırsın. Oysaki günah da sevap da sendedir. Her şeyin sebebi sensindir. Bilmez misin?

Şanslıysan içinde bembeyaz bir martı kıpırdar. Zorlar, uçalım diye. O sadece güneşli günlere değil, güz vurgunlarına da aşinadır. Yüreğinde, anlamlı bir çırpınış büyür. Beyaz martı kanat çırptıkça heyecanlanır, köpürürsün. Sabırsızlığın artar. Sıcacık ana kucağının şevkatiyle sarılır bedenin. Önceki vurgunların dip kraliçesi olmadın mı? Önce düşmek, sonra kalkmak şanslıysan sadece tökezleyip yeniden uçmak mümkündür. Onu da iyi bilirsin.

Anlayamazsın belki ama Güz vurgunu yalnızlaşan bedenini besler. Yaşamın derin karanlığıyla sevişmeyi öğretir. Yalnız gelip, yalnız gidersin. Gerçek budur? Öyleyse bu keder neden?

Derken, birden sevinçlerine odaklanırsın. Telafilere sığınırsın. Bulutların arasından sızan gün ışığına tutunurken ışıldayan bir gülümsemeyle aydınlanır yüzün. Açan güz güllerine, iğnelerini her mevsim yeşillendiren çam ağacına ilişir gözlerin. Salkım söğütten utanırsın.

Her sabah yeni umutlara doğar güneş.

Huyu kurusun bu Güz mevsiminin, vurur ya vurur da gün gelir geçer, gider.

Sen Kış’ı kabulleninceye dek. 25 Ekim 2020

*****

Read Previous

27 Ekim 2020 Salı Günün Sergileri

Read Next

28 Ekim 2020 Çarşamba Günün Sergileri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: