Gerçeklerin Soyut Yansıması

Gerçeklerin Soyut Yansıması

Safter Çevirgen Yazdı

  • Sürrealizm ve soyut resim, sanatın gerçeği taklit etmekten vazgeçip insanın iç dünyasına yöneldiği iki büyük kırılma noktasıdır.
  • Sürrealizm bilinçaltına açılan bir kapıysa, soyut resim o kapının ardındaki enkazdır.

Sürrealizm ve soyut resim, sanatın gerçeği taklit etmekten vazgeçip insanın iç dünyasına yöneldiği iki büyük kırılma noktasıdır.

Sürrealizm, bilinçaltını sahneye çıkarır; rüyaları, çağrışımları ve mantık dışı görünen ilişkileri resmin merkezine alır. Gerçek artık görünen değil, hissedilendir. Ressam nesneyi olduğu gibi anlatmaz; onu zihninden geçtiği hâliyle yeniden kurar. Bu yüzden sürrealist bir resme bakarken bir manzaradan çok bir ruh hâliyle karşılaşırız.

Soyut resmin ortaya çıkışı ise yalnızca estetik bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluğun sonucudur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya, kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır bir yıkım yaşadı. Toplama kampları, bombalanmış şehirler, parçalanmış hayatlar… Bunları eski, düzgün ve temsilci bir dille anlatmak mümkün değildi. Figür bile artık yeterince “insan” görünmüyordu. Sanatçılar, somut görüntünün bu vahşeti taşımaya yetmediğini fark etti.
Bu noktada soyut resim devreye girdi. Çünkü soyut, görüneni değil, sezileni anlatır. Korkuyu bir yüzle değil bir lekeyle, çaresizliği bir bedenle değil kırılmış bir çizgiyle aktarır. Kompozisyon, artık nesneleri dizmek değil; duyguları dengelemektir. Renk, betimlemekten çok gerilim kurar. Doku, yüzeyi değil zamanı taşır. Form parçalanır, perspektif dağılır, ritim düzensizleşir. Aslında bu bozulma, savaş sonrası insanın iç dünyasının estetik karşılığıdır.

Soyut resmin inceliği, izleyiciye hazır bir anlam sunmamasındadır. Orada tema vardır ama hikâye yoktur; çağrışım vardır ama tarif yoktur. İzleyici, tabloya bakmaz, tabloya girer. Renk alanlarıyla psikolojik bağ kurar, boşluklarla nefes alır, hareketle kendi iç ritmini yakalar. Bu yüzden soyut, sadece bakılan değil, yaşanan bir estetik alandır.

Sürrealizm bilinçaltına açılan bir kapıysa, soyut resim o kapının ardındaki enkazdır. Kaçış değil, yüzleşmedir. Sanatçının “ne oldu”yu değil, “bende ne kaldı”yı boyamasıdır. Bazen bir figür anlatamazken bir çizgi her şeyi söyler. Çünkü bazı gerçekler, ancak şekilsizken daha sahici görünür.

****

Read Previous

12 Şubat 2026 Perşembe Tiyatro Rehberi

Most Popular