Geçmişi Günümüze Bağlayan
Görünmez İpler
Harika Ören Yazdı

Kocaeli Seka Sanat İhtisas Merkezi’ndeyim. 29 Ekim Kadınları Kocaeli Derneği olarak hazırladığımız “Mavi Gözlü Dev, Mustafa Kemal Doğum Günün Kutlu Olsun’’ etkinlikleri içinde yer alacak Atatürk konulu sergi için görüşmeye geldik.
İçeri girer girmez gözüm vazo içindeki rengarenk çiçeklere takıldı. Sanki bir kadına doğru yol alıyorlardı. Yoksa turuncu etekli kadından bana doğru mu gelmekteydiler?
Görüşmemiz biter bitmez Dernek Başkanım Gülşen Müstecaplıoğlu ile birlikte kendimizi sergi alanında bulduk.
“Şehrim Sanat Sergisi’’ 21 Ekim 2025’de açılmış.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuarı ve Kocaeli Yerel Kültür Platformu iş birliğiyle düzenlenmiş. Güzel Sanatlar Eğitmenleri Abdullah Aydemir, Aynur Haras, Berrin Bul, Büşra Bayram Balcılar, Gülseher Kahraman, Özlem Ergün Yaşayan İnsan hazinesi Adil Can Güven, Seramik sanatçısı Caner Güner, sepet ustası Sevgi Arslan’ın özel eserlerini; fotoğraf sanatçısı İhsan Korkut, Melih Sular, Mustafa Gezer, Taner Ragıpoğlu fotoğraflarını sanatseverlerle buluşturmuş.
Sanatçılar, Kocaeli’nin kültürel kimliğini sanatın evrensel diliyle buluşturan, seramik, hat, minyatür, çini ve el emeği eserlerle, kentin tarihi hafızasına ışık tutarak gelenek ve modern arasındaki köprüyü kurarak yorumlarını ortaya koymuşlar. Ortaya muhteşem bir iş çıkmış. Tam müzelik!
Bir kadının elinden çıkıp başka bir kadının üzerinde sanata dönüşen Karamürsel Sepeti, çağdaş bir bakış açısıyla yeni bir formla kumaşla birleşerek kostüme dönüşmüş. Öğretmen Sevgi Arslan zanaatten tasarıma, gelenekten günümüze uzanan estetik bir figüre imza atmış. “Kökten Zarafete’’ adını taşıyan bu enstalasyon, figürden geleceğe uzanan vazo içindeki çiçeklerle “Kadın’’ olgusunu taçlandırmış.
Caner Güner, Körfez sularına karışan metal parçalarla bir balık yaratmış, ağlara takılan balık figürleriyle aslında “Körfezin Nefesi’’ni insanla doğa arasındaki bağın ince çizgisini düşünmemizi sağlamış.
Bir zamanlar bir kadının hikayesi başlığından okunurmuş. Keçe fes üzerine işlenen boncuklar, paralar, oyalar, kimliği ifade eder, fesin çevresine dizilen gümüş renkli iplikler sosyal konumunu yansıtırmış. “Başa Yazılan Hikaye’’ başlığıyla emeğin ve estetiğin sessiz tanığı olan başlıklar son derece ilgi çekici geldi bize.
Kaligraf Abdullah Aydemir “Sözden Öze’’ başlığı altına topladığı yerel manilerle örtüşen, günlük nakışları yan yana getirerek, geçmişin dilini bu güne taşımış. Her bir mani bizi bizden alıyor, gülümsetiyor, düşündürüyor.
“Kalpten Kumaşa’’ başlığıyla düzenlenmiş “Niyet Keseleri’’ni okuyorum. Yeni doğan bebeğin 40 gezmesinde her evden kendisine sunulan bir dilek, bir niyetle karşılaşıyorum. Saf dualarla bebeğe uzatılan bu küçük hediyelerde saklı dilekler-pamuk, güzel yaşlanma-bozuk para, bereket-nazar boncuğu, koruma-soğan dayanıklılık-gösterişsiz, içten zarif dilekleri yansıtan keseler…
Ve parçalara ayrılmış, saçılmış bir Hereke halısı; bir zamanlar saray zeminlerini süsleyen renkler, çizgiler… Geçmişte kalışın, “Hafızanın Parçaları’’ olarak kalıcı olmanın zorlu sancısını yansıtıyor.
Kocaeli yöresine özgü yağlık, Kandıra bezi üzerine geleneksel nakış teknikleriyle işlenmiş işlevsel bir aksesuar parçası ve yanında saflığı ve umudu taşıyan güvercin figürü; gözümü alamadığım, bakmaya doyamadığım sergilemeler…
Sanatsal tasarım haline getirilmiş, Kandıra bezi üzerinde “Her dokunuşunda geçmişle bugünü birbirine bağlayan görünmez bir ip hissedeceksin’’ yazısını görüyorum. Evet işte tam da bu duygunun ortasındayım. Tekrar tekrar geziyorum. Okuyorum. Bir daha bir daha bakıyorum.
Anıtkabir ziyareti ve 10 Kasım haftası dolayısıyla Ankara’daki serginin telaşından açılışına gidemediğim, süresini doldurmuş bir sergiyi anlatmaya çalıştım sizlere. Emeği geçen herkesi buradan kutluyorum. “Şehrim Sanat Sergisi’’ doyamadığım özel bir sergi olarak belleğimde yerini aldı. Tekrarlanmalı…
****





