Fırsatlar ve Tehlikeler
Harika Ören Yazdı

Çincede “risk’’ yazmak için iki şekli yan yana kullanmak gerekir. Tehlike ve fırsat… Yani her fırsat aynı zamanda tehlike içerir. Yaşamda ilerlemek içinde daima risk barındırır. Bunu göze alamadan ne kadar ileri gidip gidemeyeceğimizi öğrenmek mümkün değildir.
Bu konuda beğendiğim güzel bir anlatıyı siz okurlarımla paylaşmak isterim.

Mevsimlerden bahar, güneşin enerjisini toprağa gönderip, gelişme müjdesi verdiği günlerden bir gün; toprak altında, iki komşu tohum, sabah uykusunun mahmurluğuyla sohbet etmektedirler. Yerinde duramayan enerji dolu tohum, gerinerek, hevesle ‘’Büyümek istiyorum. Köklerimi toprağın derinliklerine salıp keşfetmek, filizlerimin başını topraktan gökyüzüne doğrultmak istiyorum, bu benim hayalim’’ der. ‘’Artık, yüzüm güneş görsün, tomurcuklarım, heyecanla patlasın, yapraklarım sabah çiğiyle yıkansın istiyorum’’ Ve yavaşça kökleri kıpırdanmaya başlar.

Komşu tohum “Haklısın da ben korkuyorum. Toprağın derinliklerinde neler var? Ya da toprağın üstüne çıkmaya çaba gösterirken, zarar görebilirim diye korkuyorum. Nazik filizlerimi, kuşlar koparabilir, rüzgar eğip bükebilir. Üşüyebilirim. Özenle dünyaya açacağım çiçeklerimi ya biri koparıverirse? Yok! Korkuyorum. Güvenli bir zamanı beklemeliyim, kaygılıyım’’ der ve bekler.
Enerjik tohum, kökleriyle toprağın bilinmezlerine doğru yol alıp, araştırırken, filizleri tomurcuklanır. Çiçeklerinin renkleri, her gün güneşin ışığıyla kucaklaşıp, oynaşır. Esen rüzgarla birlikte şarkılar söyler. Yaprakları yağmurlarla yıkanır, parlar.
Komşu tohum ne mi olur? Kısa bir zaman sonra, baharın bereketli yağmurlarıyla yumuşayan toprağı eşeleyen bir tavuk; rehavetin dayanılmaz ağırlığıyla uyuklayan komşu tohumu bulur ve bir lokmada yutuverir.
Görünen o ki, korkunun ecele faydası olmamıştır. Gelecek risk almadan gelmez.
Enerjik tohum, önce hayal eder. Sonra tüm gücüyle toprağa tutunur. Güneşe doğru yol alır, değil mi? Çaba sarf eder, emek harcar. Suyu kökleriyle özümseyerek kuvvetini filizlerine aktarır.

İnsanlarda böyle değil mi? Bazı insanlar hayallerinin peşine, cesurca takıp yaşamla dans ederken, bazılarıysa beklerler. Sadece düşünür, endişelenir, hayal bile edemezler ki nerede, hayallerini kurmaya geçebilsinler, geçemezler.
Dünyamız işte bu iki çeşit insanla doludur. Birileri yaşamlarını dolu dolu yaşarken, bazıları sadece var olmanın dayanılmaz hafifliğinde kaybolmayı tercih ederler.
Hayat zordur. Davranışlarımızı belirleme şeklimiz yaşam yolculuğumuzu etkileyecektir. Her fırsat, her yol içinde tehlike taşır. Niyet etmek ve başlamak gerekir. Yüklenmek, sırtlanmak gerekir. Başlangıçlar, cesaretle sonuçlanmak ister. Bakmak yetmez, görmek, anlamak ister. Bedel ödemek ister. Tökezleyip düşüverince pes etmemek, ayağa kalkıp yeniden yola devam etmek ister.

Söz vererek risk alırız. Sözünde durmak riskleri göğüslemektir. Samimi, içten, özverili olmaktır. Vaatlerle yuva kurmak kolaydır. Sayarak, severek, aldatmadan, hayat arkadaşıyla sırt sırta vererek yaşama, emek vermek gerekir. Kötü günde-ki işte bu birlikteliğin çeşitli risklerini içinde taşır- cesaretle riskleri aşabilmek güvenli işbirliği ister.
Hayatın özel alanının da, sosyal alanının da , iş yaşamının da yolları taşlıdır.
İnsan olarak doğarız ama insanca yaş almak; kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken onlara anlam katmak, diğer insanların memnuniyetlerini de önemsemek, paylaşmak, sadece alan değil veren insan olmak… Sevgiyi, iyiliği, güven duygularını beslemek, kısacası İNSAN olmak zordur, zor!
Risk almadan yaşamı sürdürmek mümkün değildir.
Her fırsat içinde tehlike taşır.
25 Eylül 2025
****





