ÇAĞIR KARACAOĞLAN ÇAĞIR (Musa Eroğlu ile söyleşi)

ÇAĞIR KARACAOĞLAN ÇAĞIR*

(Musa Eroğlu ile söyleşi)

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Karacaoğlan – Karacakız Heykelleri

(Yıl 1985, 28, 29, 30 Haziran günleri Mut Karacaoğlan Kültür Sanat Şenlikleri yapılıyor. Ben de çağrılıyım. Mut Çınaraltı Behçesi’ndeyyiz. Çınarlarının üzerinde 1830 yazıyor, demek çınarlar 155 yaşında.

İlk şenlik 1962’de yapılmış. 76’da ara verilmiş, 1982’de yeniden başlamış. 73’te Karacaoğlan, Karacakız heykeli dikilmiş. Mezarları kendi adlarıyla anılan karşılıklı iki tepededir. Çocuğu olmayan kadınlar, gelinler, kuşaklarını alırlar, mezarın çevresinde üç kez dolanırlar, “Al kuşağımı ver uşağımı” derler. Bebek olunca, o kuşakla kundaklarlar bebeği.)

Kaymakamı Erdal Atabey, Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Hilmi Dulkadir,  yazar Sıtkı Soylu, Mut Kültür Sanat Şenliğini yönetmektedirler. Ülkenin birçok yerinden bilimciler gelmiş. Orman İşletmesi Salonu’nda açıkoturumunda Karacaoğlan’ı konuşuyorlar. Akşam, Temel Eğitim Okulu’nda, şiir, müzik dinletisi vardı. Musa Eroğlu türküler söylüyor, şairler şiirler okuyor. “Türkülerin Hikayeleri” Yarışması ödülleri veriliyor…

Tarih 28 Haziran 1985’i gösteriyor. Gece yarısını çoktan geçtik. “Mutu An Restoran”dayız(1). Sabaha yaklaşıyoruz. Üç-beş kişi var restoran’da, çay içiyorlar. Yanımda genç öykücü Şaban Akbaba (2) oturuyor. Mut Karacaoğlan Şenliği’nin açtığı “Türkülerin Hikayeleri Yarışması”nda birinci olmuş; onun sevincini yaşıyor. Karşılıklı konuşuyoruz. Sonra dönüp dolaşıp sözü Musa Eroğlu’na getiriyoruz. Şimdi burada olsa da karşılıklı söyleşsek diyoruz. Çünkü bu gece “Temel Eğitim Okulu Bahçesi”ndeki konserde onu dinlemiştik. Ne de güzel çalıyordu o kısa kollu sazıyla. Halkı selamladı. Yüzünde sakalı vardı, bir de sevinç. Vuruyordu sazın teline.

“Nazlı yardan bana geldi bir haber

Eğer doğru ise büktü belimi

Dediler yarini yad eller almış

Kadir Mevla’m ihsan eyle ölümü”

Musa Eroğlu

Aşıklık kolay değil! Yârini aldılar mı ölmek ister insan, içlenir. Musa Eroğlu da içlendi! Vurdu sazın teline kendinden geçerek… Gökte yıldızlar, yerde insanlar sevdalandı.

“Karac’oğlan der ki konmadan göçmem

Her olur olmaza sırrımı açmam

Kötüler köpr’olsa üstünden geçmem

Taşkın suya uğradırım yolumu”

Uğratır mı dersiniz? Karacaoğlan uğratır. Ya Musa Eroğlu? “O da uğratır” dedi Akbaba. İşte tam bu sırada Musa Eroğlu çıkageldi. Biz ona bıkıyorduk, o bize. Karşı karşıyayız, şimdi oturmuşuz masada, söyleşmeye başlamışız.

Musa Eroğlu

1948 Mut doğumlu Musa Eroğlu. 17 yaşına dek Mut’ta kalmış, sonra almış sazı eline, çıkmış gurbete, çalmış söylemiş. Sorduk:

Nasıl başladınız müziğe?

Çocukluğumda, komşumuzun bir kızı ölmüştü; o zaman Kul Himmet’ten bir deyiş söylendi.

“Heveslik eyledim, yavru getirdim

O da hayal ile düşümüş meğer

Yavrumu gözümden ıramam derdim

Çektiğim emekler boşumuş meğer”

Bu türkü dokundu bana, belleğimde yer etti. O günden sonra müziğe heves ettim.

Bu olay sizin köyde mi geçti?

Evet bizim köyde(3) geçti. Biz o zamanlarda köylere giderdik, düğün dernek olur çalardık. Bazı yerlerde cenaze olur, mezar olur çalardık. 

Niğde’nin Gökgöz Köyü’ne gittik Orada Cuma günleri mezar çalınır. Mezarın başında saz çalıp, ağıt yakmaya “Mezar çalma” denir. Biz de o gün epeyce mezar çaldık. Bir arkadaş yaklaştı yanımıza ninesinin kendisinden başka kimsesi yokmuş. Ninesi için çalmamızı söyledi. Oturduk mezarın başına, “Kara biberim” türküsünü çaldık. Çok severmiş rahmetli bu türküyü. Türkü oynak bir türkü, şimdi çalınsa herkes oynayabilir; ama adam oynamıyor ağlıyordu.

İlk kez duyuyorum; şimdi de sürüyor mu bu gelenek?

Tavsadı ama, adı geçen köyde sürüyor.

Kadın Şaman

Nasıl çıkmış bu gelenek?

Şamanlıktan geliyor. Şamanlar sagu (cenaze) törenlerinde, mezarın başında saz çalıp, çevresinde dönerler, yüzlerini yırtarak kanatarak ağlarlar…

Müziğe bilinçli bağlanışınız nasıl oldu?

Mut’ta konser vardı. Emin Aldemir de gelmişti. Durumu bilen o günün belediye başkanı Yahya İnanıç beni Emin Aldemir’e götürdü, onun yamacında çalıp söyledim. Emin Aldemir “Senden iyi bir çoban olur” dedi, ama çoban olmadım Saz çalar, türkü söyler oldum…

Demek müzik adamı oldunuz?

 Evet, yirmi yaşında..

Şenlik dinletilerinde Karacaoğlan’a az yer verildi. Sözgelimi siz Karacaoğlan’dan iki türkü çalıp söylediniz, onu da bir baştan bir sondan söylediniz. 

Birini yukarıda geçmiştim; biri de şu: 

“Güzel ne güzel olmuşsun

Görülmeyi görülmeyi

Siyah zülfün halkalanmış

Örülmeyi örülmeyi

(…)

Çağır Karaca’oğlan çağır

Taş düştüğü yerde ağır

Yiğit sevdiğinden soğur

Sarılmayı sarılmayı”

Neden böyle oldu bu?

O zanlardan çalıp söylemeye çalıştım. Karacaoğlan’ı yorumlayan, anlayan az. Eğer Karacaoğlan bilinse, onu anlatmakla bitiremeyiz. Ama bütün bunlarla birlik Karacaoğlan’ı en çok ben tanıtmaya çalıştım…

Musa Eroğlu

Başkaları çalışmadı mı?

Şunu söylemek istiyorum: Benim anlattıklarım azımsanabilir belki! Gene de benden başka Karacaoğlan türkülerine yer veren olmadı. Ben söylüyorum ki burada hep Karacaoğlan çalınıp söylensin, anlatılsın…

Anlatılmıyor mu?

Anlatılmıyor. Başka ozanlardan, aşıklardan çalınıp söyleniyor. Oysa, Karacaoğlan Kültür ve Sanat Şenliği’nde ağırlık Karacaoğlan olmalıydı.

Demek olmadı?

Evet olmadı.

Karacaoğlan için söyleyeceğiniz başka bir şey var mı?

Karacaoğlan, Pir Sultan, Seyrani gibi ozanların şiirlerinde doğruluk, dürüstlük, hak anlatılmaktadır. Müzik olarak verilirken bunlar üzerinde önemle durulmalıdır. Örneğin Pir Sultan “Ayla yıldızı aşıp gideriz…” derken astronomi bilimini işaret ediyordu. 

Şenlik için ne diyorsunuz?

Halka ulaşmanın en güzel yolarlıdır şenlik.

Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

(*) M.Demirel Babacanoğlu, Mut Karacaoğlan Şenlikleri, 04.07.1985 ve 13.07.1985 Yeni Adana- Gençlerle Sanat Edebiyat Sayfası

*Çıtlık, Ekim Kasım Aralık 2010/ 15. sayı.

(1).Şimdi burada belediye birimleri var.

(2).Şair olduğunu da belirtelim.

(3). Maçkuru Köyü

****

Read Previous

“Tarihselden Güncele” Paneline Yoğun İlgi

Read Next

“Ekim Geçidi Sanat Etkinlikleri” Sanat Buluşmalar

Most Popular