AŞIK HÜDAİ

AŞIK HÜDAİ

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Çağımızın özgün aşıklarından biri Aşık Hüdai (Sabri Orak)

1940 yılında Kahramanmaraş-Göksun-Yoğunoluk Köyü’nde doğdu. 11 yaşında doğaçlama şiirler söylemeye başladı. Usta aşıklardan yararlandı, geliştirdi kendini. Askerlikte öğrendi okuma yazmayı. Evlendi bir oğlu oldu Ali adında. Olaylara eleştirel baktı, şiirler yazdı söyledi. 23 Kasım 2021’de Ankara’dayken yaşamdan ayrıldı.

Aşık Hüdai

“TARİF ETMEZ

Dertleşek diyorsun dertli kardeşim

Bu benim derdimi dil tarif etmez

Ben doğdum doğalı akar gözyaşım

Bunu ırmak nehir sel tarif etmez

*Düşüdükçe çöker gam üstüne gam

Gam çöktükçe içtim dem üstüne dem

Her baktıkça yârdan aldığığım ilham

Onu arı çiçek bal tarif etmez

Yanar şu bağrımda bu aşkın közü

İşte böyle yakar pişirir bizi

O kadar güzel ki cananın yüzü

Onu lale sümbül gül tarif etmez

Her aşık severek eylemiş methi

Çile çektirmeden etmez ülfeti

Şekile sığarsa hüsnü sıfatı

Hüdai’den başka kul tarif etmez.”

Aşkın derinliği böyle anlatılıyor şiirde… Aşka düştü mü bir insan, sevgiliden başka düşünmez olur. Aşktır insanı insan eden… Ne dersiniz bilmem? Aşık, seller sular gibi söyleyip gidiyor…

Aşık Hüdai

AĞLADIM

Güzelim bir derde düştüm

Dile yaslandım ağladım

Dalgaladım boydan aştım

Sele yaslandım ağladım

Neler geldi bu başıma

Köprü kurdum göz yaşıma

Dağlar dikildi karşıma

Yola yaslandım ağladım

Ömrümün son devresinde

Kaldım derdin deryasında

Sazımın her perdesinde

Tele yaslandım ağladım

Döndüm yıllara karıştım

Tozdum çöllere karıştım

Yele yaslandım ağladım

Hüdai’yim bahtım kara

Günüm ermedi bahara

Dikeni bağrımda yara

Güle yaslandım ağladım”

Aşığın derdi boyundan aşkın; hüzün deryasında yüzüp duruyor; ağlamasın da ne yapsın… Aşık olmak öyle kolay değil; kendi derdiyle,  halkın derdiyle  bir olacaksın…

Hüdai de böyle bir derdin içinde, söylüyor söylüyor…bitmiyor dert.

“ANLAMAZ Kİ”

Aşık olmak bir alemdir

Tatmayanlar anlamaz ki

Her sözü bir mücevherdir

Tarmayanlar anlamaz ki

Kim ki haktan olsa cüda

İbadetten almaz gıda

Bu yolda başını feda

Etmeyenler anlamaz ki

Sil gönlünün kem pasını

Gütme  benlik davasını

Daim hasretlik yasını

Tutmayanlar anlamaz ki

Hüdai’yim kalksın perde

Aşk ateşi yanar serde

Eyüp gibi  dertten derde

Batmayanlar anlamaz ki”

Aşık olmak anlatılıyor bu şiirde. İçten gönülden yanmadıktan sonra, aşık olmak anlaşılmaz ki… Hüdai’nin hem içi, hem dışı yanar giden böyle…

“EY ERENLER

Ey Erenler yine bozuldu bendim

Manalar  dilimden ayrı duruyor

Aşkın ateşine yandıkça yandım

Dumanım külümden ayrı duruyor

Bağbancı hasret sümbül çiğdeme

Bir od düştü yanar dertli sineme

Seher vakti bülbül gelmez bu deme

Bülbülüm gülümden ayrı duruyor

Bu benim derdimin yok mu ilacı

Bitip tükenmiyor çektiğim acı

Gazel döktü şu ömrümün ağacı

Yaprağım dalımdan ayrı duruyor

Katlanayım dedim derde mihnete

Gayrı gönül dayanamıyor hasrete

Kader kısmet aldı attı gurbete

Hüdai ilinden ayrı duruyor”

İşte Hüdai böyle bir aşık. Onun iç dünyası, aşktan öte, sevgi saygı derinliği taşıyor.

Derim ki, bulun okuyun onun kitabını.

05 Şubat 2026, Adana

—-

Kaynak; Aşık Hüdai kitabı ve internet

****

Read Previous

5 Şubat  2026 Perşembe Tiyatro Rehberi

Read Next

6 Şubat 2026 Cuma Günün Sergisi

Most Popular