Kaş & Kaputaş Plajı & Patara

Haber ve Fotograflar : Şahika Öner

Kaş

Haziranın son haftası 07Turizm firmasıyla hem yeni yerler keşfetmek, hem de Akdeniz’in en güzel plajlarında yüzmek için yola çıkıyoruz. Antalya-Kemer yolundan Kaş’a kadar, sahil kenarından, denizin dalgalarının, koylardaki kayaları dövdüğü, manzarayla, yol alıyoruz. Bu kıyı bölgesinde irili ufaklı pek çok mağara bulunmakta. En çok bilinen Mavi Mağara’dır. Eskiden fok balıklarının yaşadığı bu mağaraya, yüzerek veya tekneyle ulaşılmakta.

Kaş’tayız. Gençlerimizin iki günlük YKS sınavı nedeniyle, sokağa çıkma yasağı olduğundan, etraf sessiz, birkaç esnaf dükkan açmış. Anadolu’nun denize dönüp tek tiyatro olma özelliğine sahip, (Antıphellos) Antik kenti geziyor, tabi ki selfiler çekiyoruz. Serbest zamanda, Nur Ay arkadaşımla, sahile iniyor, açık olmayan müesseselerin oturma yerlerine kurulup, Kaş’ı seyrediyoruz.

Kaputaş Plajı

İkinci durağımız, Kaputaş Plajı oluyor. Yasağa rağmen, bayağı hareketli, yukardan insan figürleri, kumsalı ve denizi seyretmek zevk veriyor. Uzun bir merdivenle sahile iniliyor. Kaputaş Plajı, Türkiye’nin en güzel, çekici plajıdır. Antalya´nın Kaş ve Kalkan ilçeleri arasındadır. Kanyon ağzı plajı olup, Kalkan’a uzaklığı 7 km’dir. Dünya’da pek eşi benzeri olmayan bu coğrafi yapıdaki plajdaki renk tonları, turkuaz renginin belirginliği en önemli güzelliklerindendir. Yerin altından akan sular, kıyıda kumlar ve çakılların arasından süzülerek denize bu doğal rengini ve serinliğini verirler. Deniz 8_10 metre sonra derinleşmektedir. Yaz aylarında oldukça kalabalık olan bu plaj, İngiliz Independent gazetesi tarafından dünyanın en romantik plajı seçilmiştir. Bizde kendimizi bu güzel sulara bırakıyoruz. Görevliye, çok kalabalık dediğimde, aksine bugünün çok sakin olduğunu söylüyor. Cafede oturup, grubu bekliyoruz. Toparlanıp, Patara’ya doğru yola çıkıyoruz.

Patara

Apollon’un kehanet merkezi olarak ün yapmış olan Patara aynı zamanda Anadolu’dan Roma’ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı bir limandır. Bizans Dönemi‘nde önemini devam ettiren kent Hıristiyanlar için önemli bir merkez olmuştur. “Noel Baba” Saint Nicholaos, Pataralı‘dır.

Patara, Likya Birliğinin başkenti olması nedeniyle büyük önem taşımaktaydı. Ksanthos Vadisi’nde denize açılan tek yer olması, yüzyıllar boyunca da önemini korumuştur. Patara, sınırlarında, 18 km uzunluğu ile Akdeniz Bölgesi’nin en uzun kumsalına sahiptir. Likya Uygarlığından kalma antik kentiyle tarih, kültür, deniz, kum ve güneş turizmini bir arada sunan eşsiz bir bölgedir. Şehrin büyük bölümü günümüzde kumla örtülmüş olsa da yapılan kazı çalışmalarıyla birçok önemli eser gün yüzüne çıkarılmaya devam etmektedir. Eşen Çayı’nın getirdiği kum ve tortularla şehrin iç liman girişi tamamen kapanmıştır. St. Paul’un Roma’ya hareket eden gemiye bindiği bu liman, Hıristiyanlar için hac rotaları arasında yer almaktadır. Antik kentin yanı başındaki kumsaldan, rüzgarın etkisiyle antik kente doğru sürüklenen kumları engellemek için Kıbrıs akasyası ve okaliptüs ağaçları dikilmiştir. Antik kent, kum istilasından kurtarılarak ören yerindeki kazıların daha verimli bir şekilde sürdürülmesi hedeflemektedir. Patara Antik Kenti’nin yakınında, dünyanın en uzun kumsallarından Patara plajı uzanır. Plajı, Eşen çayı ikiye bölmektedir. Kumsalda ince taneli kum alanları sahilden antik kente doğru 1 km kadar ilerler. Tıpkı çöllerde olduğu gibi rüzgar erozyonuyla yer değiştiren kum tepeleri Patara Plajı’nda çöl manzarası yaratmaktadır. Patara, uluslararası sözleşmeler çerçevesinde Özel çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi ilan edilmiştir. Ülkemizde deniz kaplumbağaları Caretta caretta’lar, Patara’yı üreme kumsalı olarak yüzyıllardır kullanmaktadır.

Grupta, isteyen Antik kenti gezerken, biz Patara Plajını tercih ediyoruz. Hava çok rüzgarlı, kumsalda çok fazla insan yok. Bu güzel manzara eşliğinde, çayımızı içiyoruz.

Şimdi en çok merak ettiğim Patara Kum Tepelerine doğru yola çıkıyoruz. Filim karelerini aratmayacak, bir bölgedeyiz. Bol bol fotoğraf çekip, bu güzel beldenin tadına varıyoruz. Kuvvetli rüzgar adeta bizi kuma buluyor.

Dönüş zamanı, Pandemin günlerinde bütün tedbirleri alarak güzel bir gün yaşamış olduk. Akdeniz keşfi, bitmez, bu güzellikleri herkesin görmesi gerektiğini düşünüyorum.

*****

Read Previous

Tuna Altunkaya’nın İlk Sergisi “Revan Masallar”

Read Next

Renkli Dyologlar Devam Ediyor…

One Comment

  • Kalemin dert görmesin Şahika. Yıllar önce gördüğüm o güzelim yerleri yeniden anımsattın. Teşekkürler.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: