YUNUS EMRE’Yİ ANALIM

YUNUS EMRE’Yİ ANALIM

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Ünesco , 2021 yılını “Yunus Emre Yılı” olarak duyurdu. Ona ilişkin yazıların yeterince yayınlandığı söylenemez. Ama biz Yunus Emre’yi analım, şiirlerine varalım.

Yunus Emre, Türkçenin başta gelen ozanlarından biridir. Eskişehir’in-Sivrihisar Sarıköy’de doğmuştur. 1240-1320 yıllarında yaşadığı belirtilmektedir. Onun şiirleri bugün bile anlaşılır netlikte, derinliktedir.

“Yok yere geçirdim günü

Ah nideyim ömrüm seni

Gedin geçtin bilemidim

Ah nideyim ömrüm seni”

Onun ömrü, zorluklarla, güçlüklerle geçmiştir. Döneminde kıtlık olmuş. Dağlardan topladığı alıçları eşeğine yüklemiş Hacı Bektaş’a götürmüş. Karşılığında buğday istemiş. Hacı Bektaş “Nefes versek olmaz mı?deyince, ille buğday olacak demiş. Buğday vermişler.

Yolda, pişmanlık duymuş, dönmüş geri, “Nefes isterim” diyor. Aldığı yanıt şöyle oluyor: “Taptuk Emre’ye gitsin, kilidi ondadır.” Ankara-Nallıhan’da bulunan Taptuk Emre’ye gidiyor doğru. Onun öğrencisi oluyor.

Herkesin bir işi var. Ona da tekkenin odunculuğu veriliyor. Yunus, her gün sırtında odun taşıyor tekkeye. Odunlar kalem gibi dosdoğru. Sormuşlar, “Niye böyle düpdüz, kalem gibi, dosdoğru senin odunlar?” Şöyle demiş; “Tekkeye odunun eğrisi bile giremez.”

Yunus böyle ilkeli bir insan, doğrudan, haktan, halktan yana. Bununla, insanlara, insanlığa bir ders vermek istediği ortada değil mi? Bir şiirinde şöyle diyor:

“Taptuk’un tapusunda

Kul olduk kapısında

Yunus miskin çiğ idik

Piştik elhamdülillah”

Kırk yıl sırtında odun taşıyarak tekkeye hizmet etmiş Yunus… sonunda bıkmış, usanmış kaçmış. Yolda erenlerden yedi kişiye rastlamış. Yoldaş olmuşlar. Her gün birisi yakarıyormuş Tanrı’ya, donanımlı sofra geliyormuş önlerine.

Bir gün sıra Yunus’a gelmiş. “Yoldaşlar kim için dua ediyorsa, onun yüzü suyu hürmetine yalvarıyorum sana, yüzümü kara çıkarma Tanrım” demiş. Çifte sofra gelmiş gökten. Erenler şaşırmışlar. Sormuşlar, “Kimin için dua ettin sen?” Yunus, “Önce siz söyleyin” demiş.

Onlar da “Taptuk’un Dervişlerinden Yunus diye biri var, onun için dua ettik” demişler. Yunus hemen kalkmış yerinden, bir şey söylemeden doğru Taptuk’un tekkesine gitmiş. Anabacı karşılamış onu. “Sen tekkenin eşiğine yat, Taptuk sabah abdest almaya çıkar, ayağı sana takılır, gözleri iyi görmediği için bana sorar, kim bu eşikte yatan, der. Yunus derim. Hangi Yunus derse çek git, seni gözden çıkarmıştır; bizim Yunus mu derse, ayaklarına kapan, seni affetmiştir.”

Yunus, öyle yapar. Yeniden girer tekkeye. Müritler dedikodu yaparlar, Yunus, Taptuk’un kızına aşık, olduğu için geldi derler. Bunu duyan Taptuk, müritlerini yalancı çıkarmamak için kızını Yunus’a verir. Yunus ömrü boyunca dokunmaz kıza.

Bir gün toplantı olur, söyleşirler. Taptuk, Yunus-ı Guyende adındaki müridine, konuş, oku der, dili tutulur müridin, hiçbir şey diyemez. Yunus Emre’ye döner, “Haydi sen söyle, Hacı Bektaş’ın sözü yerine geldi, kilidin açıldı” der.

Yunus, dağlar, seller, yollar gibi dökülür, açılır dili, şiirler söylemeye başlar.

“Söz ola kese savaşı

Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Balıla yağ edi bir söz”

Yunus 3000 şiir yazar. Bir Molla Kasım gelir, bunların 1000 tanesini yakar, 1000 tanesini suya atar, şeriata aykırıymış diye. “Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme/ Seni sıgaya çeken bir Molla Kasım gelir” der.

Taptuk Emre elindeki değneğini atar, “Git nereye düştüyse bul, orada, insanları aydınlat, haksızlıkları önle” der. Öyle de yapar. Haktan hukuktan yana işler görür. Acınır garipleri.

“Bir garip ölmüş diyeler

Üç günden sonra duyalar

Soğuk su ile yuyalar

Şöyle garip bencileyin”

Soğuk suyu bile bulamayanlar yok değil. Yunus, yaşasaydı bugün, bunlar için, kim bilir neler söylerdi!?

Yunus’un bir şiirini alıp noktalayalım yazımızı.

“Hak’tan yığar mal seni

Ne var ise ver gider

Ne beslersin bu teni

Seni de kurt yer gider

Olana bak gözün aç

Dökülür sakal ve saç

Yılan çıyan gelir aç

Yer içer şişer gider

Zaman erer kurur baş

Tez tükenir uzun yaş

Dümdüz olur dağ u taş

Gök dürülür yer gider

Yunus bu ten ölicek

Can nur ile dolıcak

İman yoldaş olıcak

Ahir şen olur gider

12 Aralık 2021, Adana

Kaynak: Yunus Emre-Sabahattin Eyuboğlu, 260 s., Cem y., 1972, İst.// İnternet, Yunus Emre Vikipendi.

*****

Read Previous

Doç.Dr. Mehtap Kodaman & “Maskeler, Meskenler, Kilimler”

Read Next

14 Aralık 2021 Salı Günün Sergisi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: