Babacanoğlu’ndan Bir Öykü “Harman Yolunda”

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

“Harman Yolunda”

Gece yoldayım, yalnızım, korkuyorum. Korkumdan üzerine bindiğim eşeğe “çöh” bile diyemiyorum. Sesimi duyarlar da gelirler cinler, şeytanlar diyorum. Eşek kendi halinde, dilediği gibi yürüyor. Onun korkusu yok. Kendine göre korkulacak, yabancı bir şey olursa kulaklarını dikiyor, dikkatli bakıyor ona göre yürüyor.

Öyle akıllı ki, tarlanın yolunu biliyor eşeğim. Çevreden gelen sesleri, çıtırtıları dinliyor, tehlike olup olmadığını anlamaya çalışıyor. Ben de eşeğin bu davranışından etkileniyorum. Eşek, eşek olduğu halde korkmuyor da, ben niye korkayım diye içimden konuşuyorum. Korkum dağılıyor, cesaretim artıyor. Korkuyu dağıtmak için bir türkünün ucundan başlıyorum:

“Koyun gelir yata yata

Çamurlara bata bata

Gelin Ayşem sele gitmiş

Yosunları duta duta”

Başka bir türküye geçiyorum.

“Benden selam olsun Bolu Beyine

Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır

Kalkan sesinden, ok gıcırtısından

Dağlar seda verip uslanmalıdır”

Sonra da:

“Adana’nın yolları taştan

Sen çıkardın beni baştan

Ne anadan, ne kardaştan

Amman Adanalı

Canım Adanalı

Ben sana yandım

Güzel Adanalı”

Türkülerini söylüyorum. Türkü söyledikçe korkuyu unutuyorum.

Tarlamız öyle uzak ki, eşek gidiyor, ben gidiyorum, yol bitmiyor. Benim türkülerim yine dudaklarımda…

Kırkyaşarlı’yı, Bozpınar Deresi’ni, Cinli Köprü’yü bir geçebilsem korkularım hiç kalmayacak!

Türküyü kesiversem, cin, şeytan, peri hemen karşıma çıkacak gibi oluyor. En küçük patırtı, çatırtı olsa yüreğim duruverecek sanki. Çalılardan ufak ufak çıtırtılar geliyor. Dereden akan suyun şırıltısı kulağımın içinde. Rüzgar arada bir esiyor, küçük uğultusu derenin su sesine karışıyor, bunaltıcı yaz gecesinin sıcağını serinletiyor. Yeniden türküye başlıyorum, içim biraz ferahlıyor. Neyse ki korktuğum başıma gelmiyor. Sağ selim dereyi geçiyorum. Demiryolunu geçiyorum.

Amma gel gelelim Cinli Köprü diye ikinci bir yer daha var. Orayı nasıl geçeceğim. Aklıma geldikçe yerimde donacağım!

On bir, on iki yaşlarındayım, yine de korkuyorum! Evde anama, babama “Ben korkuyorum gidemem” diyemiyorum. Ben yaştaki çocuklar korkularını kolayca söyleyemezler! Çünkü “erkek adam korkmaz” derler, “ayıp” derler. Korksam bile korkmayacağım, cesur olacağım; çünkü erkeğim, erkek adam korkmaz. Tarlada çalışan babam var, ona yemek götürmem gerek. Bizim için çalışan o büyük insana bu kadarcık yardım etmezsem, nerede kalır benim oğul olmam, evlat olmam?

Cinli Köprü’ye yaklaşıyorum, yüreğim güpür güpür atmaya başladı. Gerçekten cinler varsa, yüreğimin güpürtüsünü duyabilirdi. Hemen türkü söylemeye başladım…

“Adana köprü başı

Otur saraya karşı

Gel kaçalım sevdiğim

Dosta düşmana karşı”

Bu sırada bir mototren düdük çalarak geçti. Yolculara el salladım. İyice unuttum korkuyu.. Ne güzel oluyor canım türkü söylemek. Hemen dağıtıyor insanın korkusunu. Artık bundan sonra korkulacak bir yer yok. Korkuyu yenmeyi başarmıştım. Çok sevindim. Bundan sonra bütün türküleri ezberleyebilirim! Tarlamıza yaklaşmıştım, gülebilir, hatta oynayabilirdim.

Harmana vardığımda babam çalışıyordu. Beni görünce doğruldu, bana doğru yürüdü. “Geldin mi oğlum, aferin” dedi. Eşekten indim, heybeyi aldı. Eşeği bir çalıya bağladım. Harmandan okkalı bir malama verdim, kütür kütür yemeye başladı. Babam da acıkmıştı, heybeden azığı çıkarmış, önüne açmıştı. Pilav, soğan, salata, üzüm, karpuz gibi yiyeceklerden yemeye başlamıştı. Karnını iyice doyurdu. Küçük, hafif güzel bir serinlik kendini gösterdi. Babam yerinden kalktı, “durmayalım, serinlik çıktı” dedi, işe koyulduk. Çeç bir yanda, saman bir yanda duruyordu. Hararları serdik, içine samanları doldurmaya başladık, kabartladık diktik, üstüne çıktım, samanlar daha çok yerleşsin diye bastım, tepeledim. Yeniden yeniden bu işlemleri yaptık. Hararlar iyice samanla doldu. Saman basma işini bitirmiştik. Babam, onun sevinciyle;

“Yeşil kurbağalar öter göllerde

Kanadım kırıldı kaldım çöllerde ”

(…)

Türküsünü söylüyordu.

Yorulmuştuk. Sabah güneşi doğarken uykuya varmıştık.

*****

Read Previous

İdil Biret Bodrum’da

Read Next

“Zor Günler, Dayanışmayla Aşılabilir!”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: