Suna Gözüm Mozaik Sergisi Açılıyor

“Taşların Rengi, Uygarlıkların Belleği”

Suna Gözüm Mozaik Sergisi Açılıyor

Haber ve ropörtaj: Erol Ünal

Mozaik Sanatı üzerinde çalışan ve Anadolu Mozaik Sanat Atölyesi‘nde ders veren mozaik sanatçısı Suna Gözüm‘ün ; 18 Ekim 18.00 Perşembe günü“TAŞLARIN RENGİ, UYGARLIKLARIN BELLEĞİ” adlı mozaik sergisi açılıyor.

Anadolu Mozaik Sanat Atölyesi, El sanatları Atölyeleri, Çeşitli Müzik Atölyeleri, El sanatları Çarşı’larındaki sanat faaliyetleri ile de Ankaralı sanatseverlerin buluşma yeri olan ve Ankara’da geleneksel bir cazibe merkezi olan Hamamönü’ndeki Sanat Sokağında bulunan Sergi Salonunda açılacak sergi 23 Ekim’e kadar sürecek.

Taşların Rengi, Uygarlıkların Belleği” Mozaik Eserler Sergisi Suna Gözüm’ün ilk kişisel sergisi olarak izleyiciyi kendi serüvenini yaratacağı bir yolculuğa davet ediyor. Suna Gözüm “Taşlara Dokunurken, İnsanlık Tarihine Dokunuyorsunuz’ diyor.

3000 yıl önceden Likyalı şair seslenir; “Beni bulamazsan üzülme; Kestiğim taşları, açtığım yolları, işlediğim heykelleri bulacaksın. Ve göreceksin ki, binlerce yıl öteden parmak izlerimiz değecek birbirine…”

Tarihin belleğine 5000 yıllık yolculuğa çıkan sanatçının hissettiklerinin ne kadarını duyumsar izleyici. Taş devrinden–günümüze insanlık için bir kurtarıcı nesne olmuş taş. Mermer büyük karolar ya da Selçuklu coğrafyasında çini yeni süsleme sanatı olarak ortaya çıkmasaydı birer sanat objesine dönüşen mozaik’in serüveni nasıl olurdu?

Sümerlerden günümüze en seçkin örneklerinin Anadolu’da bir ruha büründüğü Mozaik eserler, aynı zamanda uygarlıkların belleğinde saklı mirasa ulaşmamızı da kolaylaştırıyor.

Mozaik Sanatçısı Suna Gözüm’le sizler için bir söyleşi yaptık;

Neden Mozaik Sanatı? nasıl öğrendiniz?

Uygarlıklara taşlarla dokunma, günümüz insanına bin yıllar ötesinden seslenmek ve yüreklerine dokunmayı hep düşünmüştüm. Taşlara dokunurken insanlığın geçmişi kadar eski bir nesneye dokunuyorsunuz. Anadolu’nun önemli uygarlıklarından birisi olan Likyalı bir şairin “Beni bulamazsan üzülme; Kestiğim taşları, açtığım yolları, işlediğim heykelleri bulacaksın. Ve göreceksin ki, binlerce yıl öteden parmak izlerimiz değecek birbirine…” 3 bin yıl önceki çağrısı mozaik sanatına yoğunlaşmamın esin kaynağı oldu. Mozaik alanında akademik eğitimi almış hocalarla çalışırken resimle mozaik çalışmalarım eş zamanlı yürüdü. Sonrasında mozaik eğitimine yoğunlaştım. Akabinde de üniversite öğrencileri ve öğrenmek isteyen yetişkinlere mozaik öğretmeye başladım. Halen sizin de ziyaret ettiğiniz Anadolu Mozaik Sanatı Atölyesinde çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Mozaik çalışırken en önemli şeyin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Mozaik sabır ve dikkat isteyen bir sanat. Öncesinde gerek antik örnekler gerekse kendi kurgun olan çalışmalar yaparken öncelikle izleyicinin kendisini kurgunun içinde bulmasını düşünmek durumundasınız. Böylece karar verdiğiniz andan itibaren uzun ve yorucu bir süreç başlamış oluyor. Bir çalışmanın büyüklüğüne, motif ve kurgusuna bağlı olarak aylık, yıllık bir sürece kendinizi hazırlamak durumundasınız.

Mozaik bir tür zanaat veya sanat mıdır? Mozaikle fikirlerinizi veya duygularınızı ifade edebilir misiniz?

Sanat ve zanaat tartışması hangi noktadan baktığınıza bağlı. Zanaat daha çok bir ihtiyacı karşılamak üzere yapılan ve ticari yanı ağır basan el işçiliğine dayanan içinde çokca yaratma duygusu barındırmayan işlerin yapıldığı alanlarda sözkonusudur.

Eğer mimari bir zanaatsa mekanlara kimlik katan her şey de onun bir parçası olarak zanaattir.

Sanatın her alanında olduğu gibi mozaik çalışmalarda da sanatçı duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilir.

Resim veya heykel ile mozaik yaratmaya çalıştınız mı?

Son çalışmalarımda özellikle seramik ile mozaik sanatını birleştirmeye yönelik kurgular üzerinde çalışıyorum. Rahatlıkla resim ve heykel sanatına hatta plastik sanatların tamamına uyarlanabilecek bir evrensel değer mozaik.

Geleneksel Türk bölgesi mozaiki hakkında ne düşünüyorsunuz?

Anadolu coğrafyasını kuşatan Türkiye insanlık tarihinin başladığı toprakları üzerinde barındırıyor. Dolayısıyla mimaride site devletlerinde mekanlara şahsiyet kazandıran bir süsleme dalı olarak kullanılıyor. Mozaik sanatının en güzel örnekleri Hatay’daki Hassa mozaikleri, Haleplibahçe mozaikleri, Zeugma’dadır.

Dolayısıyla Türkiye mozaik eserler bakımından dünyanın en önemli müzelerine sahip olmanın onurunu taşıyor.

Taşları nasıl seçersiniz? Mozaik çalışması yaparken hangi taşı tercih edersiniz?

Mozaik sanatının Anadolu’da gelişmesinin önemli sebeplerinden birisi renkli taşlar bakımından zengin bir coğrafya olmasıdır. Atölyemde gerek Türkiye’de çıkan farklı renklerdeki çok sayıda taşın yanı sıra dünyanın değişik ülkelerinde çıkan özel renkli taşlar bulunmaktadır.
Her kompozisyonun gerektirdiği renk ve dokuyu seçerek eserlerimi ortaya çıkarıyorum. Dolayısıyla her taş yerinde ağırdır deyimi mozaik sanatı için de geçerli bir deyimdir.

Bir günü atölyenizde nasıl geçirirsiniz?

Programlı bir yaşamı gerektiriyor. Hem el becerinizin hem kurgu gücünüzün devamı için düzenli çalışmak durumundasınız. Bunun için çoğunlukla atölyede eğitim ve özel çalışmalarımı sürdürüyorum. Bu bazen tüm günümü alıyor. Atölyede olmadığım zamanlar da aynı şekilde evimdeki mini atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum.

En çok hangi sanatçıları beğeniyorsunuz?

Konuşmamızın başlangıcında söylediğim gibi günümüzden daha çok geçmiş isimsiz büyük ustaların çalışmalarını etkileyici buluyorum. Bunun için ilk kişisel sergimin adını Taşların Rengi Uygarlıkların Belleği koydum.
Antik dönem vazgeçilmezim. Mozaik sanatı Türkiye de henüz yeni yeni plastik sanatların gölgesinden kurtuluyor. Bunun için de sanatsal mozaik çalışmalarında sanatçıların isim yapmaları zaman alacak.

*****

About Erol Ünal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.