UŞAK ULUBEY KANYONU

UŞAK ULUBEY KANYONU

Haber ve Fotoğraflar: Şahika Öner

  • LİKYA’NIN DAĞLARI VE YAYLALARI GURUBU & ÖMER FARUK GÜLŞEN

Bu ay Likya’nın dağları ve Yayları grubu kurucusu, Ömer Faruk Gülşen hocanın rehberliği ile Antalya’dan Uşak’a gidiyoruz. Ulubey Kanyonu ve Tabiat Parkı Uşak ilinin Ulubey ilçesi sınırları içerisinde bulunuyor. Bugüne kadar bilinmeyen Kanyon, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana Kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan Kanyonlardan oluşuyor. Kanyon yürüyüşü bitimi, Külçe Köyünü dolaşıp, yöreye özgü Döndürme pidesi yiyeceğiz. Daha sonra Kanyon üzerindeki, ilgi çekici cam seyir terasında adrelanin yüklü dakikalar bizi bekliyor.

Ömer Faruk Hoca, dağlara ve tabiata gönül vermiş bir insan. Muş doğumlu olan Gülşen, Muş’ta İl Dağcılık İl Temsilcisi, futbol ve voleybol ve atletizm sporlarında, sporcu, çalıştırıcı hakem ve yönetici olarak görev yapmıştır. Daha sonra Antalya’ya yerleşen Gülşen, Beydağlarının tanıtımı ile ilgili çok önemli çalışmalarda bulunmuştur. Yöreyi fotoğraf çekimleriyle belgeleyen Gülşen, 1997’den itibaren Türkiye Dağcılık Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi olarak da görevini sürdürmüştür. Yurdumuzdaki tüm zirveleri tırmanan Gülşen, 1999 yılında yılın dağcısı seçilmiştir. Doğa üzerine kitap haline getirdiği önemli çalışmaları bulunmaktadır.

Uşak’la Antalya arası 300 km olsa da, biz keşfedeceğimiz yerlerin heyecanıyla sabah 07’de yola koyuluyoruz. Ulubey, Uşak il merkezine 30 km mesafede olup her gün otobüs seferleri de bulunmaktadır. Sabah kahvaltısını, büfesi zengin Keptur Tesislerinde yapıyoruz. Kanyona

ulaştığımızda, heybetiyle bizi etkiliyor. Ulubey Kanyonu, 50 – 100 metre arasında değişen uzunluk, 135 – 170 metre arasında değişen derinlik ve 40 – 45 km arasındadır. Kanyon, Ulubey’de ilinin güney ve güney batı kesimlerinde jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşmuş. Amerika’daki Arizona Kanyonları’ndan sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu olarak biliniyor. Kanyonun, dibinden geçen Dokuzsele Deresi sakin bir şekilde yoluna devam ediyor. Kanyona, toprak yollardan iyi bir arazi aracı ile inmekte mümkün oluyor. Bu bölgenin Türk turizmine kazandırılması için kirli derelerin temizliği, arıtma tesislerinin açılmasıyla ancak mümkün olabilecek. Yeşillikler ve çiçekler içersindeki yürüyüşümüz köyde sona eriyor. Yöreye özgü pideler ve köy yapımı ayran bizi bekliyor. Şimdi hedefimiz 2015’de açılan seyir terası oluyor. Proje, 1 milyon 400 bin liraya mal olmuş. Teras Park’ta 300 metrekarelik bir kafeterya ve 135 metrekarelik camdan oluşan seyir terası bulunmakta. Sıraya girip, camın çizilmemesi için ayağımıza galoşları geçiriyoruz. Ulubey Kanyonunun üzerine inşa edilmiş, cam teras’tan kanyonun büyüleyici manzarasını keşfetmek üzere camın üzerinde yürüyoruz. Çoğu insanların korku dolu bakışları ve temkinli yürümesi doğrusu beni eğlendiriyor. Önümüzde uzanan ve camın altındaki görsellik insanı adeta içine alıyor.

Yol üzerinde, Işıklı göle uğruyoruz. Sahildeki kayıklar, suyun içinden yükselen ağaçlar bizi adeta bir masal dünyası içindeymiş hissi veriyor. Kıyıdaki gelin ve damat da fotoğraflar için adeta bir ödül oluyor.

Bu zevkli yürüyüş ve görselliği düzenleyen Ömer Faruk Gülşen Hocaya çok teşekkür ediyorum.

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir