ANTALYA & TUNÇ DAĞI

ANTALYA & TUNÇ DAĞI

Haber ve Fotograflar : Şahika Öner

Bu hafta yükseklere doğru yol alıyoruz. Antalya Patika yürüyüş grubu olarak Tunç Dağları eteklerinde yürüyeceğiz. Beydağlarının en yüksek dağı olan,  bahar mevsiminde bile karlarla kaplı Tunç Dağı eteklerinde, kar çiçekleri bizi bekliyor. Antalya’nın çatısı olan Tunç Dağları denizden ortalama yüksekliği 2000-2300.metreler arasında bulunuyor.

Tunç Dağı Bakırdağları’nın en büyük üyesidir. Antalya’nın plajlarından “Konyaaltı”  batısında görkemli şekilde yükselir. Yan yana 3 tane doruğu olup bunlardan ortada en yüksek olanıdır. Doğuda 2519 metrelik bir doruğu daha vardır, buna da “Bereket Zirvesi” denilmektedir.

Antalyalı dağcılar Tunçdağı’na defalarca çıkmışlardır. Özellikle 2600 metredeki düzlükte çadır kurularak konaklanmaktadır. Dağın 2648 metrelik yükseltisine, Ağrı dağında hayatını kaybeden Recep Çatak anısına “Çataktepe”, 2616 metrelik doruğuna da İzmir eski Dağcılık İl Temsilcisi Adnan Kayatepe anısına “Kayatepe” denilmektedir.

Çakırlar yolundan ilerliyoruz, yürüyüşümüzün başladığı noktada sis ve pus bizi karşılıyor. Dere kenarlarından, bazen de yol tükenince derenin üstündeki taşlardan geçerek yol alıyoruz. Hava soğuk, çoğu yerde karlar birikmiş. Dağ köyleri sessiz ve terk edilmiş izlemi uyandırıyor. Güneş arada bir bize ‘’Ce’’ derken, dağlar maviye yaslanmış, beyazlar içerisinde bütün haşmetiyle bizi bekliyor. Yukarı doğru yürüdükçe sis bizi sarıp sarmalıyor. Birbirimizi kaybetmemek için ara açmamaya çalışıyoruz. Adeta 1980’de çevrilen ‘’Sis’’ filmin içinde gibiyiz. Biraz sonra ‘’Elizabeth Dane’’ gemisin de ölenlerin ruhları ile burun buruna gelecek gibiyim. Kar birikintileri ve balçık toprak şimdi artık bizimle, çoğu zaman kayarak, çoğu zaman karlara gömülerek yürüyorum.

Yemek molası yüksek ve taşlık bir yerde veriliyor. Hava arada bir soğuktan sıcağa doğru geçiş yapıyor. Bulutların arada örttüğü, bir gözüküp kaybolan görselliği büyük bir zevkle seyrediyorum. Yolda karlar arasında boynunu uzatmış, pırıltılar içerisindeki çiçekler göz dolduruyor. Pabuçlar iyice ıslandı, Allahtan soğuk ayaklara işlemiyor. Dağın eteğinde mola veriyoruz. Arkadaşlar tepeye çıkıp, aşağıya kayıyorlar. Ben elimde fotoğraf makinesi bir kayaya yaslanmış, bu güzelliği hapsetme peşinde, beyaz büyünün ve sonsuz sessizliğin tadına varıyorum.

Dönüş zamanı karlar arkamızda kalırken, biz yemyeşil topraklar içerisinde iniş yoluna geçiyoruz. Sarıçiçekler arasındaki tarlalardan yeşilliklerden yol alıyoruz. Uzaktaki yılkı atları kokumuzu alınca dağların arasından kayboluyorlar. Geçit vermeyen yerlerden keçi gibi atlıyoruz.

Çay zamanı, Nurullah Kaptanın tavşankanı çayı hazır, mangallar sucuk kızartmak için yakılmış. Yorucu ama çok güzel bir yürüyüşten sonra, sefa zamanı geldi. Yemek ve sohbetler içerisinde günü tüketiyoruz.

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir