Ani Harabeleri & Çıldır Gölü Kars Günlükleri 3.Gün

Ani Harabeleri & Çıldır Gölü

Kars Günlükleri – 3.Gün

Haber & Fotoğraflar Şahika Öner

Sabah erken saat de hazırlanıp, çok görmek istediğim Ani Harabelerine doğru yola çıkıyoruz. Ermenistan’la aramızdaki sınır çizgisini oluşturan, Arpaçay kenarında, Ocaklı köyü’ndeyiz. Ani Kenti’nde bugüne kadar yaklaşık yirmi dört farklı uygarlık hüküm sürmüş. Ermeni mimarisinin seçkin örnekleriyle beraber, Gürcü ve Selçuklu mimarisinin de örneklerini taşıyor. İpek Yolu üzerinde olduğundan, ticari açıdan zengin bir kent olmuş. Anadolu’da bulunan ve üzerinde Ermenilerin yaşamış olduğu en eski yerleşim merkezlerinden biri.

1001 kilise şehri olarak da bilinmektedir. 1880’li yıllarda keşfedilen, yer altı şehrinde 850’ye yakın yapı ve mağara bulunmuştur. Selçuklu Sarayı, Gagik Kilisesi, Abughamrentz Kilisesi, Menücehr Camii,  Katedral, Resimli Kilise geziyoruz. 10. yüzyıl sonlarında kurulan Aziz Gregor Kilisesi 12 kenarlı şapeli ve kubbesi ile göz alıyor. 1900’lerin başında kilisede bulunan anıt mezarın Bagratuni Ermenilerinden Prens Grigor Pahlavuni’ye ait olduğu sanılıyor. Ani’deki diğer şeyler gibi bu mezar 1990’larda yağmalanmış. Kilisenin karşısında kayalara oyulmuş mağaralar bulunuyor. Ani döneminde bu mağaraların mezar ve kilise olarak kullanıldığına dair izler var. 20. yüzyıl başlarında bu mağaralarda hala insanlar yaşıyordu.

Ani’yi gezdikten sonra, giriş kısmında bulunan küçük büfeden çay alıyorum. Yaşları küçük çocuklar hediyelikler satmaya çalışıyorlar. Üst baş perişan, soğuk havada çabalıyorlar. Ziyaretçiler onlara çikolata alıp, yiyecek ikram ediyor.

Çıldır Gölü’ne doğru yol alırken, yoldaki karlar arasında, sıkça Tilki görüyoruz. Her bir koltuktan ses geliyor, ‘’sağa bakın sola bakın’ diye. Yolculuğumuzda ayrı bir eğlence oluyor bizim için. Kışın en güzel vurgulandığı Çıldır Gölüne kar manzaraları eşliğinde varıyoruz. Çıldır, en eski Türk yerleşim merkezlerinden biridir. M.Ö. 650-700 yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri, Çıldır’a ebedi Türk olma damgasını vurmuşlardır. Çıldır adı da oradan gelmektedir. Çıldır Gölü, Doğu Anadolu bölgesinin Van Gölü’nden sonra en büyük tatlı su gölü olarak bilinmektedir. Göl, tektonik oluşumlu bir göldür ve en derin noktası 49 metredir. Gölün çevresinde gelişmiş olan bir bitki örtüsü mevcut değildir. Burada bölge halkı neredeyse tüm gelirini balıkçılıktan sağlamaktadır. Gölde avlanan en bilindik balık türü ise sazandır. Gölün etrafında sert bir tabaka, çevrede tarım yapmaya müsaade etmiyor.

Çıldır Gölü’nde, ilk olarak grubumuz sazan balığını tadıyor. Görüntüsü güzel değil, kılçıklı ama tadı güzel. Atlar eşliğinde gölde kısa bir tur atıyoruz. Arabalar iki veya beş kişilik, herkes arkasına değişik yazılar yazmış. Atlar renğarenk, boyunlarda mavi boncuklar, ponponlar, püsküller ve bakımlı halleriyle çok güzeller. Bazılarının başlarında Türk bayrağı var. Arabalarda da fazlasıyla Türk Bayrağı, nazlı nazlı sallanıyor. Bazıları ata binip, göl üstünde dörtnala koşturuyorlar. Göl üstünde yürüyoruz, ancak filimler de gördüğümüz kareler şimdi bizim hayatımıza giriyor. Kafeteryasında oturup, güneşli, ılık hava eşliğinde bu sonsuz beyazlığın tadını çıkarıyoruz.

Otele doğru yol alırken, gezinin sonu ama en önemlilerinden biri, yarın Doğu Ekspresi’yle 18 saat yolculuk yapacağız. Kars’tan binerek, Konya’da yolculuğumuzu sonlandırmış olacağız.

Devam edecek.

*****

About Şahika Öner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.