YÖRESELDEN EVRENSELE Bölüm 2

YÖRESELDEN EVRENSELE Bölüm 2

 Recai Oktan Yazdı

Recai Adanadan evrensele (850 x 268)

Samimi Uyarı : İstanbul Sanat Magazin‘de yer alacak bu yazı dizisi kesinlikle “belgesel” değil. Dostlarımın yüreklendirmesine kattığı coşkumun ürünü. “Bakmaktan çok okumayı sevenler” için yazdım. İçiçe geçmiş parçacıklar bütüne ulaşacak. Her yazıda önceki ya da sonraki bölüme göndermeler olacak. Tümünü okuyamayacaksanız, keyfiniz kaçabilir, hiç  başlamayın.

Diyelim baştan sona okuyacaksınız, “beğenmek” kişisel ölçülere dayanıyor. Size kalmış! Gönlünüzden sayfanızda paylaşmak geçerse, mutlu olurum. Bunu yaparken, emeğe saygı olarak lütfen kaynak gösterin. Kaynak olarak, “İstanbul Sanat Magazin” ve “Recai Oktan” adları yeterli.

Önemli Not : Belleğimin yanılgılarından ortaya çıkabilecek olay, yer adı ve insan adı yanlışlarını düzeltmek serbest. Göndereceğiniz notlar en kısa sürede yazıda ya da dipnotta kullanılacak. Yazıyla, anıyla ve fotoğrafla katkı koymak isterseniz sevinirim.

Recai Oktan (recaioktan68@hotmail.com)

6 ocak yazısı 03

KENT ANATOMİSİ

Bir soru ve  içtenlikli yanıtı: “Siyaseti meslek edinenler ve meslek edinmeyi düşünenler” nereden çıkıyor? İçimizden… Peki bunlar seçildikten sonr neden 180 derecede değişiyor? Desteklediğimiz ama ciddi biçimde denetlemediğimiz için.

O halde önce aramızdan adam çıkaracak düzeyi bilmemiz gerekmiyor mu!

Birarada yaşamış ama hepimiz ayrı ayrı kendimizce bilgi biriktirip, özel değerler yaratırken, “ortak değer yaratmanın önemi”ni gözden kaçırmışız.

Kültür ve sanatı, kurum ve kurallarıyla oluşturamayınca, hızlı kent yaşamının çelişkilerinin acımasız hükmü geçerli olmuş, ortam bulduğunda, başlangıçtaki değerleri bütünüyle değiştirip, zıddını ikame etmiş.

6 ocak yazısı 06

Bir yanı deniz, öte yanı yayla, inişsiz-çıkışsız Adana’nın (…ve Eskişehir ve benzeri bazı kentler dışında hemen bütün kentlerimizin), bereketli topraklardan plansız, çirkin, hantal  kente dönüşmesi bundan. Adana’nın başlangıçtaki “ananın üretkenliği-babanın sabrı ve metanetiyle”  ölçülebilir özellikleri yitip gitmiştir

6 ocak yazısı 02

Adana yakın tarihe değin, (1980’li yılların başı) istatistiklerde ülke ortalamasının çok üstündeki okulların, üreticilerın, tarlaların, fabrikaların, mescitlerin, camilerin, hanların, hamamların, köprülerin, pamuğun, buğdayın, eski barajın, yeni barajın, sulama kanallarının ekseninde, olaylarla dolu tarihinin, birbirini yakından tanıyan, sayan, seven, en önemlisi güvenen insanlarının mutlu-mesut yaşadığı yerdi. Şimdi öyle mi?

6 ocak yazısı 01

Adana’da her zaman kendini hissettiren feodal düzenin ağırlığı, yaşamı domine etmesi, ulaşım, eğlence, ibadet alanlarında kendi kurallarını dayatması ile “sonun başlangıcı”na geliniyor. Abur cubur yeme, evrenselle yöresel karışımı giyinme, çıtasının seviyesini daha çok paranın ayarladığı eğlenme tarzı, yükselen kültür yerine kaos, hatta bölünme ve düşmanlık yaratıyor.

Adana “yalancı peygamberlerin” ve “yalancı tarihçilerin” kaderiyle oynadığı geniş bir alana dönüşüyor.

İnsanlar toplu yaşam, üretme, kazanma, harcama, eğlenme konusunda organize olamayınca, “böl-yönetçiler”e gün doğuyor. Buna iklimin özellikle yaz mevsimi sıcaklarının bitkinleştiriciliği de eklenince, Adana Fotoğrafı, görmek istediğinize göre değişkenlik arzediyor. Pozitif duygularla gittiğinizde ve “toz pembe” gözlüklerinizi taktığınızda sorun yok; evrensel değerler, gelişmişlik, yaşam standartı, kalitesi ve konforu açısından baktığınızda durum çok sıkıntılı.

6 ocak yazısı 04

BU FOTOĞRAF DEĞİŞMELİ!

Toplum yaşamını düzenlemesi beklenen her yeni kurum, dokusu ve kurgusu ne denli kusursuz olsa da, yapısını kökten aşındıracak karşıtlıkları bünyesinde taşır. Kurumsal ve kuralsal zaaflar doğduğunda bu karşıtlıklar o kurumu yok eder.

Toplumların tarihi ve kültürel geçmişlerinde bunun örnekleri çoktur.

Adana’da artı değer, istihdam yaratan, üretim yapan, her yıl Türkiye’ni ilk 100  “dev” kuruluşu arasına giren markaların, yapılarındaki karşıtlıklar yüzünden yok olup gittiğine tanık oldum.

6 ocak yazısı 05

Türkiye’de edebiyatın, sinemanın, tiyatronun, müziğin kendini bloke ettiğini, dönem dönem bitirdiğini gördüm. En hafifinden günümüzde müziği yarışma programları dizayn ediyorsa, küçüğünden büyüğüne her bireyi bu anaforun içine almışsa, “müzik kurumsal olarak var” diyebilir miyiz?

6 ocak yazısı 07

Bu olumsuz fotoğraf, Adana üzerinde karabasan gibi durmalı mı? Hayır. Adana tarım, sanayi, istihdam, turizm, yapılaşma, kültür-sanat’ta tepetaklak gidişine devam etmeli mi? Hayır!’

Ağzımızı sıkıca kapatıp, susacak mıyız? Hayır! Elimizi-kolumuzu bağlayıp, oturacak mıyız?

Hayır!

Yeri geldiğinde ortak tavırla hareketlenmiş küçük dokunuşların, büyük domino etkileri yarattığına tanık oldum. Bu yazı dizisinin böyle bir amacı da var.

DEVAMI  YARIN (Bölüm3)

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir