İlham Gencer’le ayaküstü

90 yaşındaki caz piyanisti

İlham Gencer’le ayaküstü

Recai Oktan Yazdı

iham gencer 2

Herhangi bir gecenin başlangıcında, Gümüşlük’teki Victoria Atlı Spor Tesisleri‘nde, sahneden uzak bir köşede dostlarımla sohbet ederken, sahnedeki sanatçının, kendisine yakın masalardan birinde oturan ve sırtı bana dönük kişiye sık sık iltifat etmesi dikkatimi çekti.

Zaman ilerleyip, iltifatlar netleşince, bana arkası dönük kişinin İlham Gencer olduğunu anladım.

Türkiye’nin ilk piyanist şantörlerinden biri olan Gencer‘i, favorim olan caz müziğinin ülkemizde yaygınlaşmasına önemli katkılarda bulunduğunu bildiğimden, sevindim. İlham Gencer‘i, ilk piyanist şantörlerimizden, Türkçe sözlü pop müziğini başlatan isim olarak biliyordum.

iham gencer 1

Usta caz piyanistinin masa keyfini bozmadan, sabırla bekledim. Saat 23’e doğru yerinden kalkıp, çıkışa doğru giderken yaklaştım, selamlaştım ve İstanbul Sanat Magazin için kısa röportaj dileğimi ilettim.

Bir otelde yapacağı programa yetişmek üzere olduğunu söyleyince, 90 yaşındaki Gencer’in azmine ve hala süren müzik yapma isteğine şaşırmadım desem yalan olur. Müziğimizin asırlık çınarı, “ağaçlar ayakta ölür” sözcüğünün tam karşılığıydı.

Şoförüne biraz beklemesini söyleyerek, “haydi sor bakalım” dedi. Birlikte fotoğraf çektirdikten sonra, ilk sorumu yönelttim:

Sayın Gencer, müziğe ne zaman başladınız, müzikli yıllarınızdan geriye ne kaldı?

“27 Ağustos 1926’da İstanbul’da doğdum. 1931 yılında henüz 5 yaşımdayken, annemden aldığım dersler ve evimizdeki konsol piyanoyu çalarak müziğe başladım. Demek ki, geride 86 yıl bırakmışım. Ben müziğe her şeyimi verdim ve daha sonra da her şeyimi müzikten kazandım. Şöhret, müzikseverlerin sevgisi ve ilgisi, birlikte çalıştığım değerli sanatçılar… Daha ne olsun.”

739129_detay

-Okul ya da başka bir kurumda müzik eğitimi aldınız mı?

Beyoğlu Erkek Lisesinden mezun olduktan sonra, müziğe dönemin kültür ve sanat merkezleri olan Halk Evleri’nde amatörce başladım. 1944 yılından itibaren Beyoğlu’nda profesyonel olarak devam ettim. Başkaca bir müzik eğitimim olmadı.

-Orkestraların moda olduğu dönemin müzisyenisiniz. Kimlerle çalıştınız?

“İlk yerli caz grubunda yer aldım ve piyano çaldım. Bu grupta, trompette Badi Kemal, klarnette Mehmet Akter, vokalde Türkan Pasiner yer alıyordu. Daha sonra bir çok değişik grupla çaldım, söyledim. İstanbul Radyosu‘nda 1949’dan 1963’e kadar program yaptım. Bu yıllarda şarkılar hep yabancı dillerde söyleniyordu. Televizyonun olmadığı o tarihlerde radyo çok önemliydi ve müzik dünyasına yön veriyordu. Radyoda ilk kez henüz ünlenmemiş olan ve Samanyolu parçasıyla çıkış yapan Berkant’ı ben tanıttım.”

-Unutulmayan anılardan bir demet rica etsem….

“-1950’li yılların başında ABD’li şarkıcı Eartha Kitt’e “Kâtibim” şarkısını öğrettim. Kitt 1953 yılında, içinde Türkçe sözcükler de geçen bu anonim şarkıyı caz tarzında ve eğlenceli İngilizce sözlerle seslendirdi. Diğer bir adı da “Üsküdar’a Gider İken” olan şarkı dünya çapında hit oldu.

1953’te sahip olduğum ilk piyanom Steinway”ı, Koç ve Sabancılar’ın da katıldığı bir müzayededen tam otuz bin lira para vererek aldım. Bu parayla o tarihte üç yalı satın alınabiliyordu.

1960 yılında İstanbul Şişli’de Site Sineması‘nın da bulunduğu binada ünlü Çatı Kulübünü açtım. Türkiye’nin bir tür özel konservatuvarıydı. Müzik tarihimize adlarını altın harflerle yazdıran birçok şarkıcıya burada şans verdim. müzik dünyasına kazandırdım. Aralarından Ayten Alpman‘ı, Ajda Pekkan‘ı, Cem Karaca‘yı, Barış Manço‘yu, Emel Sayın‘ı, Metin Ersoy‘u, Füsun Önal‘ı ve Fikret Kızılok‘u sayabilirim

Bu dönemde Çatı‘ya konuk ettiğim sanatçılar arasında Timur Selçuk, Erkut Taçkın, Yurdaer Doğulu, Cahit Oben, Cahit Berkay gibi müzisyenlerle Moğollar ve Silüetler gibi gruplar da yer alıyordu. Önceleri bu kulüpte caz ve pop tarzında söyleyen bu şarkıcılar sonraki yıllarda kendi bilinen tarzlarına döndüler. Burada çeşitli şarkıcılarla oluşturduğum gruba Los Çatikos adını vermiştim.

27321967_350_350

BAK BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

İlham Gencer, 1961 yılında Çatı Kulübünde Lübnan asıllı Fransız şarkıcı Bob Azzam‘ın o yıl dünyada meşhur ettiği “C’est écrit dans le Ciel” adlı şarkıyı Fecri Ebcioğlu‘nun yazdığı eğlenceli sözlerle Türkçe olarak seslendirdi. Bu parça Türkçe söylenmiş ilk pop şarkısıydı. O zamana kadar Türkiye’de pop şarkılar Türk şarkıcılar tarafından orijinal dillerinde yani İngilizce, İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca söyleniyordu.

*****

Bak Bir Varmış Yokmuş İlham Gencer’den DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

*****

Artık “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” adını alan bu şarkı ilk olarak 78 devirli taş plak , 45’lik vinil plak olarak yayınlandıktan sonra ülke çapında büyük bir ilgiyle karşılandı ve bu tür şarkıların devamı çığ gibi geldi. Takip eden yıllarda yüzlerce yabancı şarkıya daha Türkçe sözler yazıldı, Türk ve Avrupalı şarkıcılar tarafından plaklar yapıldı. Özetle, “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” Türkiye’de on yıl kadar sürecek olan “aranjman” müzik akımını başlatan şarkı olarak Türk pop tarihine geçmiş oldu.

-Sizi hep rahmetli Ayten Alpman’la evli olarak hatırlıyoruz. Özel hayatınız pek ortalarda değil.

“Ayten’le 1953 yılında evlendim, 1961’de boşandık. İkinci evliliğimi Necla Gencer‘le yaptım. Çocuklarım Bora, Ayşe ve İlhan Gencer de müzikle ilgilendiler. Dünyaca ünlü opera sanatçısımız Leyla Gencer, amcamla evliydi.

*****

İlham Gencer‘in vakti azalmıştı. Arabasına binip, müziğe yeni başlayan genç bir amatör heyecanıyla, program yapacağı otele gitmek üzere mekandan ayrıldı. Arkasından el sallarken, ona sağlık dilemekten başka yapabileceğim şey yoktu.

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir