LEYLA ERBİL’i ANARKEN

LEYLA ERBİL’i ANARKEN

Harika Ören Yazdı

Türk edebiyatında karakterlerinin özellikleri ve dilde yaptığı yeniliklerle özel bir yer edinen Leyla Erbil, Türkiye PEN tarafından NobeL Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk kadın yazar olmuştur.Yazar Leyla Erbil, 2013 yılı Temmuz ayında hayata gözlerini yumar.

Özgün anlatım ve yazım tarzı ile tanınan 82 yaşındaki Yazar Leyla Erbil, kadınlarda nadir görünen bir hastalıkla mücadelesini sürdürür. Uzun süre Balat Hastanesi’nde tedavi görür.

Usta yazar Erbil, ele aldığı konular ve anlatım dilinde yaptığı değişikliklerle 1950 kuşağının en önemli yazarları arasında kendisine haklı bir yer edinmiştir. Bizler onu Hallaç, Gecede, Tuhaf Bir Kadın, Eski Sevgili ve Tuhaf Bir Erke’ gibi kitaplarıyla tanırız.

1931 yılında doğan Leyla Erbil, ilk, orta ve liseyi İstanbul’da okur. İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı son sınıfdan ayrılır. Evlenir. İki kız çocuğu sahibi olan yazar, Ankara ve İzmir ‘de bir süre oturur. 1961’de İstanbul’a döner.Hikaye yazmaya başlar. ‘’Uğraşsız’’ ilk hikayesidir. Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Ataç, Papirus, Yelken gibi dergilerde yazar. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanır. Dinin, ailenin, okulun, toplumun tabularına karşı 1956’da başlayan mücadelesini; dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürür. Düşünce kaynakları Marx ve Freud’tur. Kendine has özgün bir biçim geliştirir. Devrimci yazardır.

Leyla Erbil, ilk kitabı, 13 öyküden oluşan ‘Hallaç’’ta terk edilmişlik, yalnızlık, bunaltı, yabancılaşma, seçme özgürlük, suç işleme, intihar gibi temalara ağırlık verir. İkinci öykü kitabı ‘Gecede’yi ise uzun bir dönem sonra yayınlar. Bu kitabındaki öykülerinde, bir kadının çevresinde bulunan, eleştirel-ironik bakışı ‘’Tuhaf Bir Kadın’’ ve ‘’Eski Sevgili’’ kitaplarıyla genişleterek tarihsel bir dönemi kapsayarak devam ettirir. Tuhaf Bir Kadın’ da 1950-70 döneminden bir kesit anlatır. Yaşadığı kalıpları kırmak isteyen bir genç kızın aile ve arkadaş ilişkilerini yazdığı öyküsünde, sınıfları, değer yargılarını ve aydın yanılgılarını da sorgulamayı ihmal etmez. Önce bireyin iç dünyasını sonra bireyi toplumsal bakış açısıyla inceler.

Türkiye Yazarlar Sendikası kurucu üyelerinden olan Erbil’in, öyküleri Almanca, İngilizce, Fransızca ve Rusça’ya çevrilerek çeşitli antolojilerde yer alır. 1979’da Iowa Üniversitesi onur üyesi seçilir. Berlin Üniversitesi’nden K. Schweibgut’un “Türkiye’de Birey ve Toplum, Leyla Erbil’in Romanı Tuhaf Bir Kadın’’ konulu doktora tezi Almanca yayınlanır. Erbil‘in, 2011’de son kitapları ‘’Kalan’’, 2013’de ‘‘Tuhaf Bir Erkek’’ isimli romanı yayımlanır.

Pen Öykü Ödülü ve Füsun Akatlı Ödülü sahibi olur. Adına verilen diğer ödülleri almayı reddeder.

Talat S. Halman sanatçı için ‘‘…Leylâ Erbil, edebiyatımızın tahtındadır, başımızın tacıdır. O, ‘’Tuhaf Bir Kadın’’ la ‘Karanlığın Günü’ nü aydınlattı. En güzel ‘’Mektup Aşkları’’ nı yazdı. ‘’Eski Sevgili’’ leri yeniden âşık etti. ‘’Gecede ve Gündüzde’’ okurlarını yüceltti. Kötülükleri ve haksızlıkları ‘’Hallaç’’ pamuğu gibi attı. Kendini dev sanan nice yazarlar, onun yanında ‘’Cüce’’ kaldı. Aklımızdan ve kalbimizden uçurduğu ‘’Zihin Kuşları’’ için minnettarız ona…” diyerek, edebiyatımızdaki yerinin altını çizmiştir.

Yazar olmanın, yaşadığı ülkenin sorunlarına duyarlı olmanın sorumluluğuyla, eserlerini kaleme almanın bilincinde, aykırı ve cesur bir kadın olan Leyla Erbil, yazarlığının 50. yıl kutlamalarında ”…Üniversiteye gidişimin asıl sebebi ‘Çıplak Tarih’ adlı kitaptaki yazımda belirttiğim gibi insana olan merakımdı. Bu merak bugün bile yiyip bitiriyor beni. Buna karşın Bilkentlilerin uyukladığım köşemde beni bulması, inanılmaz olduğu kadar da büyük bir mutluluk oldu benim için. Bu mutluluğu kimlere borçluyum? Tam tamına bilemezsem bağışlanmamı dilerim….Gördüğünüz gibi rahatsızım. Hastalığımın adı Langerhans. 1800’lerde bulunmuş çok nadir bir hastalık, kadınlarda milyonda bir rastlanıyormuş, nedeni pek bilinmeyen bir hücre hastalığı. Ama ben nedenini biliyorum: Dünyaya gelmemle birlikte karşılaştığım ömrümce seyretmek zorunda bırakıldığım vahşet, haksızlıklar, insanlığın ödediği bedel, işte bu. Nasıl Baudelaire ‘i çıldırtan kapitalizm dedilerse beni hasta eden de acı ve mutsuzluk.” diyerek duygularını dile getirmiştir.

Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden Leyla Erbil, arkasından pırıl pırıl bir iz bırakarak gitmiş, bundan sonraki ölümsüz yaşamını kitaplarında sürdürmeye devam edecektir. Saygıyla anıyoruz.

*****

About Harika Ören

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.