CUMHURİYET MEŞALESİ

CUMHURİYET MEŞALESİ

Yazar: Harika Ören

Cumhuriyet meşalesi bir kez daha alevlendi.  95. Yılımızı kutlarken, Cumhuriyet meşalesinin ışığında, Atatürk devrimlerinin koruyucusu olarak yola devam ediyoruz.

Şahsına özel bir kişilik olan Mustafa Kemal Atatürk insanları seven,  Hümanist bir adamdır. 1919’da Amasya’da Pehlivan Güreşi sırasında toplanan halka bakar ve Ruşen Eşref’e şunları söyler; “Bak birader! Böyle ulustan nasıl ayrılırsın? Bu eski püskü giysiler içinde perişan gördüğün insanlar yok mu? Onlarda kocaman bir mücevher yürek var. Çanakkale’yi kurtaran bunlardır. Kafkas’ta, Galiçya’da şurada burada arslan gibi çarpışan, mahrumiyete aldırmayan, bunlardır.” Gerçekçi, aklın üstünlüğüne inanan, pozitif bilimlerin aydınlığında, iyimser, ülkücü, laik bu adam ulusunu yüceltmek için yaşar. Askerlik mesleğini yaparken edindiği bilgilere, sezgi ve öngörülerini katar.

Nefsi hakir görme ve fedakarlık duygusundaki düşünceleriyse “Subay demek, öz canını feda etmeyi kesinlikle göze almış olmak demektir… Bir subay sanatı adına hayatına ve varlığına hiç önem vermeyecektir.  Rahatını ve hayatını feda etmeyi şeref bilecektir… Ulus çocuklarının önüne geçip onları ateşe sevk etmek hak ve yetkisine ancak yürek sağlamlığının özünü ruhunda bulmuş subaylar sahiptir.” şeklindedir. Mustafa Kemal “Askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir ödev olduğu gibi onlarda bir ruh bir amaç bir karakter yaratmak da Allah’tan ve Medine’de yatan Peygamberden sonra bize düşüyor.” derken 1914’de Milli Mücadele ve devrimleri hissediyor gibidir.

“Taarruz Ruhu” başlığıyla kaleme aldığı bölümde toplumun yaşamak için daima ileriye doğru hareket etmesi gereğini vurgular. “Teşebbüs Ruhu” bölümünde “Bir kuvveti oluşturan insanlar genel hayatları, fikirleri, davranış özgürlükleri ezilmemiş; gürbüz, neşeli erlerden ve subaylardan kurulursa, bu durumda düşünce işleterek kendiliğinden iş görme gücü artar…. Teşebbüs ruhu yaşar uzuvların dimağlarındaki kuvvet ve kanlarındaki ruhtur.” diyerek; disiplin zoru yerine, özgürce sevgi ve istekle kurulan bir itkinin önceliğinin altını çizer.

Ünlü Fransız hukukçu Leon Duguit “Toplum, yönetenler ve yönetilenler olarak ikiye ayrılır.” der.  Milyarlarca insan bir avuç insan tarafından yönetilmekteyken… Kim bu yöneticiler? Bu önemli görevlere hangi üstün kişilik özellikleriyle geldiler?

Bu yöneticiler; askerlik ve savaş sanatını önce öğrenen sonra öğreten; hayatın bir çarpışma olduğunu öncelikle sezmiş; başarının madden ve manen kuvvet ve kudrete dayandığını erken keşfeden bir avuç insan olabilir mi?

Nutuk’ta yer alan “Bütün ulusun vicdanında ve geleceğinde duyduğum evrim istidadını bir ulusal sır gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş bütün toplumumuza uygulamak zorunda idim” sözleri üzerinde uzun uzun düşünmeye değer.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. Bu bayram diğer bütün bayramlarımızı rahatça kutlamamızın öncüsü olan bayramdır. Unutmayalım.

 

About Kemal Gönüleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.