MEHMET KAPÇAK ve KEÇİ BETİMLEMELERİ BODRUM’DA

Mehmet Kapçak ve Keçi Betimlemeleri

Bodrumda

Haber : Erol Únal

Mehmet Kapçak 24 Ağustos Cumartesi 18:30’da Bodrumda HGC Art Gallery’ye konuk oluyor. 10 Eylül tarihine kadar pazartesi hariç 14:00–18:30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek sergide son dönemde yaptığı çalışmalar yer alıyor.

Prof. Hasan Pekmezci, sanatçı Mehmet Kapçak’ın eserleri ve çalışmaları hakkında şunları söylüyor:

Anadolu köy-göçer-yörük kültürü ve onun öncesi Asya Türk kültürü içinde öyle yaşam paydaşları vardır ki ailenin hem geçim kaynağı hem de sevilen bireyleri gibi sayılır. Bunlardan biri benim de çocukluğumun arkadaşları olan keçiler-tekelerdir. Bugün nerede bir keçi görsem içim duygularla dolar, gider okşarım, severim. Yazlarımızın geçtiği Anamur zaten bunların yaşam alanları. Neredeyse her gün bir ikisi ile ayaküstü sohbet bile ederim, hal-hatır sorarım, anılara gidip gelerek.Sanki beni dinler, anlar gibi yüzüme bakarlar. Bu hiperktif , özgür ruhlu ve akıllı canlılar kendisini seveni, sevmeyeni daha ilk bakışta bilir, ona göre tavır alırlar. Çocukluğumda hep ben sağardım, keçilerimizi; üvey anam sağmaya kalktığında ona vermezlerdi, sütlerini. Yazılarımda, öykülerimde çok yer verdiğim bu kadim dostlarımı resimlerine konu olarak seçenlerin de benim gibi yoğun duygular içinde olduklarını düşündüğümden çalışmalarına ayrı bir ilgi duyarım. Sanatta ve mitolojide yer almaları boşuna değildir. ”Her ne kadar evcilleştirilerek kültüre dahil edilmiş hayvanlardan biri de olsa çetin yamaçların yol bilicisi, dikenli çalılara, uçurum otlarına iştahı kabaran, kokusu ve görünümüyle hep kırlara ait olan keçi, bu özellikleriyle Mitoslara da konu olmuştur. Pan belki de bunun en güzel örneğidir”

”Eski Türklerde bazı boyların totemi ve tabusu keçidir. Hitit mitolojisinde de keçi motifi vardır. Kırgızlarda keçileri koruyan bir varlığa inanılır ve bu varlık “Çıçan Ata” olarak anılır. Altay Türklerinde de tufan olacağını ilk kez demir boynuzlu, gök yeleli bir keçi haber verir.” (Uraz, 1992. Türk mitolojisindeki dokuz hayvan simgesi. Ali Nakkaş)

Bu nedenle Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak yerel-Anadolu kültürü kaynaklı resimlerde Cemal Tollu’nun Ankara’da Keçiler Serisi, Turgut Zaim’in Yaylada Yörükler resimleri, Bedri Rahmi’nin Kadın ve Keçi kompozisyonları, Fikret Otyam’ın, Duran Karaca’nın, Osman Akbay’ın, Can Göknil’in, Mehmet Kıpçak’ın, Mehmet Başbuğ’un, Emin Güler’in, Akdoğan Topaçlıoğlu’nun keçi kompozisyonlu çalışmaları resim sanatımızda ve benim görsel birikimimde yerini almaktadır.

Sanatta biz de varız diyenköy çocuklarından bir kuşağın sanatla beslendiği bir yolu izler Mehmet Kapçak’ın serüveni de. İlkokuldan sonra Köy Enstitüsü ritüellerinin kısmen devam ettiği altı yıllık yatılı Dicle Öğretmen Okulu’nda sanata yönlendirilenlerden. Orta kısımdan sonra İstanbul Öğretmen Okulu Resim Semineri’ne seçilerek gönderilenlerden. Hepimizin baş tacı olan Selahattin Hüsnü Taran’ın ve Hamdi Dicle’nin öğrencisi.Daha sonra da İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü. Buna kısaca değinme nedenim; ilkokuldan sonra başlayarak sıralı, aşamalı bir sanat eğitimi vurgusu için. Başka bir deyişle sanatın onun tüm yaşamını sarıp sarmalayan tutku boyutu.Bu duygudur zaten aralıksız sanat; karma ve kişisel sergilere, sanat etkinliklerine, sanat fuarlarına katılma dinamizmini kamçılayan. Her resim bir serüvendir; anılarımızla, duygu dünyamızla, hayallerimizle.Bu nedenle her sergi paylaşım kültürünün yoğun hazzını yaşatır.İzleyenleri kendi birikimleri içinde farklı duygu ve düşünce serüvenine taşır; sanatçısının görsel dünyasının imbiğinden süzülmüşüne…

Kapçak keçi-teke konusunu kompozisyonlarında motifsel bir değer olarak dilediğince stilize edip, yeri geldiğinde soyutlama içinde sezdirme yollarını buluyor. Bunları resim diline dönüştürürken sürü kavramından çok, keçinin karakteri olan tekilliği, başına buyrukluğu sezdirmesi yanında bir yandan da kırsal kesim beğeni kültüründeki bezek tavırlara gönderme dikkat çekici. Hiperaktif bu canlıların dinamik anlatımla betimlenmesi onlara sevginin de göstergesi. Anılarımıza saygının da. (Prof. Hasan Pekmezci-Anamur. Ağustos 2019)

MEHMET KAPÇAK
1947 Mardin doğumlu Mehmet Kapçak İlköğrenimini Mazıdağı Merkez İlkokulu’nda tamamladı. İlköğreniminin ardından girdiği aşamalı üç sınav sonucunda altı yıllık Dicle İlköğretmen Okulu’nda yatılı okumaya hak kazandı. Resim öğretmenleri Tevfik Karakaya ile Necati Özbay’ın öğrencisi oldu. Öğretmen okullarının güzel uygulamalarından biri olan yeteneğe yönlendirme uygulamasından yararlanarak öğretmen okulunun üçüncü sınıfından dördüncü sınıfına geçerken; ders notlarının aritmetik ortalamasının yüksek oluşuna paralel resim yeteneğinin öğretmenleri tarafından keşfi ile 1967 yılında uygulamalı yetenek sınavıyla İstanbul Ortaköy İlköğretmen Okulu resim seminerine girdi. Sanat eğitimcileri Selahattin Hüsnü Taran ve Hamdi Dicle’nin öğrencisi oldu. 1970 yılında öğretmen olarak bu okuldan mezun olan Kapçak, şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi olan dönemin İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nün yetenek sınavını kazanarak üç yıl boyunca resim eğitimi gördü. Resim Bölümünü Prof. Ramiz Aydın, Prof. Tevfik Karakaya, Prof.İsmail Avcı ve Prof. Süleyman Saim Tekcan’ın atölyelerinde bölüm birincisi olarak bitiren sanatçı,Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi’nde lisans tamamladı. 1974 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı dönemin ortaokul ve liselerinde sanat eğitimciliğinin yanı sıra; müdür yardımcılığı, müdürlük ve ilçe milli eğitim müdürlüğü ile özel okullarda genel müdürlük görevlerinde bulundu. Mehmet Kapçak; Diyarbakır Güzel Sanatlar Galerisi Seçici Kurulu ve Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD)’nin üyesidir. TBMM Mustafa Necati Kültür Evi başta olmak üzere sergi açtığı her sanat galerisinin koleksiyonları ile özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır

*****

About Kemal Gönüleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.