Gülfidan Hitit Biçer’e zor görev

Gülfidan Hitit Biçer’e zor görev

Röportaj: Erol Ünal

  • Gülfidan Hitit Biçer 3. Belçika Naif Resim Bienalinde Türkiyeyi temsil edecek.

Bodrumda yaşayan sanatçı Gülfidan Hitit Biçer , Belgium the 3rd Naif Bienal Chaetau Waroux 2018’de Türkiyeyi temsil edecek. Belçika’daki Waroux Şatosu’nda 6 Eylülde gerçekleştirilecek olan bienalde dünya çapında 77 sanatçının herbirinin eserleri sergilenecek. Müze Müdürü Corinne Delhaye sergi hakkında; “Dünya çapında 77 sanatçının herbirinin “yerel tatlar içeren eserleri sergilemekten mutluluk duyarız” diyor.

Bienal sonunda açılacak sergi hakkında Belçika basını da önemi bu gizemde saklı olan ilginç sergi” olarak tanımlıyor. Bienal ve sergi hakkında sanatçı Gülfidan Hitit Biçer’le konuştuk;

Resme küçükken mi başladınız?

Kendimle ve resime ilgi duymamla ilgili etkenler, resim sanatına ciddi ve yoğun ilgim aslında ileriki yaşlarda başladı. Bununla birlikte ağabeyimin çok küçük yaşlarda keşfedilmiş olan resim yeteneği nedeniyle çocukluk yıllarım hep bir sanat ortamında geçti diyebilirim. Annem Filiz Hitit; kendisi kültür ve sanata çok önem veren eğitimci ruha sahip olan bir kişidir. Çocukluğumuzda ağabeyimi ve beni resim sanatına yönlendirmeyi amaç edinmişti. Ben o zamanlar 3-5 yaşlarında biraz aksi, ama kişiliği olan küçük bir kız idim. O sıralar evdeki bu resim konusuna nedense pek de sıcak bakamıyordum. Annem ise; doğal olarak beni zorlamak istemiyordu. Evimizin her tarafı ağabeyimin resimleri ile dopdoluydu. O ileriki dönemlerde de kabul edildiği gibi, sanki küçük bir dahi idi. Hiç zorlanmadan, aksine büyük bir zevkle resim yapan o küçük çocuğu izlemek bana daha bir hoş ve enterasan geliyordu. Böylece ağabeyimin sayısız başarılarıyla yıllar… Yıllar geçti, geldik okul çağlarımıza… Öğrenciliğimde resim dersim daima “10” du. Resimlerim öğretmenlerim tarafından büyük beğeni alınıp örnek olarak tahtaya asılır, zaman zaman da sınıfın ve okulun duvarlarını süslerdi.

Peki ilerki yaşlarda?

30’lu yaşlarımın ikinci yarısıydı. Birgün annem beni ve oğlumu önüne kattığı gibi kendimizi bir Resim Atölyesinde bulduk. Annem hiç yılmıyordu. Şimdi de programına torununu almıştı. Üçümüz birlikte kursa yazıldık. Kurstan ilk ayrılan oğlum oldu. Haklıydı. Çünkü o bir çocuktu ve kursta yaşıtları yoktu. Annem de bir süre sonra; “Kızım ben evde de resim yapabilirim, ama sen devam etmelisin.” diyerek kurstan ayrıldı. Kaldım mı ben tek başıma… İşte kalış, o kalış. O gündür bu gündür, ben hala tuval başındayım.

İlk sergi açışınız ne zaman oldu ?

-Tam da sırası gelmişken epey bir geçmişe gidip, anlamlı ve güzel bir anektot kişisel sergimi 1998 yılında Bolu Belediyesi Ressam Mehmet Yücetürk Sanat Merkezinde açtım. Sanatsever Bolu halkı o gün oraya akmıştı diyebilirim. Bu sergiyi Ankara başta olmak üzere ülkemizin bir çok iline taşıdım. Hemen her yerde ilgi gördü ve büyük beğeni aldı. Naif resimle ilgili ilk çalışaları… Bu sergilerden birinde bir beyefendi, resimlerimi inceledikten sonra, benim Naif bir ressam olduğum kanısına vararak bir bey ile tanışmamı önerdi. Tanışmam önerilen bu kişi gazeteci, yazar, ressam ve Naif Resmin ülkemizdeki yegane duayeni olan, Fahir Aksoy’du. Rahmetli Fahir Aksoy Hocam, resimlerimi uzun uzun inceledikten sonra, Naif bir Ressam olduğuma karar verdi ve beni “Naifler Grubuna” dahil etti. Bu grupla İstanbul başta olmak üzere ülkemizin en güzel galerilerinde sergiler açtık.

Naif Resim hakkında düşünceleriniz?

– “Naif” sözcüğünün kelime anlamı “saf ve yalın” demektir. Hatta Naif Ressamlar “Saf yürek Ressamlar” olarak da anılırlar. Yitirilmemiş çocuksu bir duyarlılıkla resim yapmak, ancak naif bir ressamın işidir. Naif ressamlar tamamiyle özgürdürler. Çünkü naif resmin bir kuralı yoktur. Naif ressamlar kendi kurallarını kendileri koyarlar. Alışılagelmiş ve klişeleşmiş kuralları benimsemek yerine,
Naif ressamların herbirinin kuralları kendine özgüdür. Bu nedenle de yaratıcıdırlar. Doğuştan gelen yetenekleri ile içgüdüsel bir şekilde ve çocuksu bir duyarlılıkla gözlemlediklerini, kendi bakış açılarının süzgeçinden geçirerek tuvale yansıtırlar. Fakat Naif resimleri, ilkel resimler ve çocuk resimleri ile karıştırmamalıyız. İlk bakışta bu tarz resimler kolay gibi görünse de, gerçekte hiçde öyle değildirler. Bu yapıtlar incelendiğinde akıl almaz bir ayrıntı zenginliği, duygu yoğunluğu, bir takım mesajlar iletme, eğitme ve öğretme gibi “akılcılığın” hakim olduğu apaçık görülür. En azından benim resimlerim, bu şekilde yapılmıştır. İlham ve etkileşimler… Resimlerimde genellikle bir hikaye vardır. Araştırdığım, gözlemlediğim konuyu çocuksu bir duyarlılıkla ve katıksız bir içtenlikle, armoni, ritm ve renk yelpazesi bütünlüğünde hareketli, neşeli, esprili yani heyecan dolu bir duygu ile resmederim. Çünkü resim yaptığım anlar benim en huzurlu ve en olumlu olduğum anlardır. Genellikle “mutlu” temaları işlerim. Bu nedenle de sergimi ziyaret eden sanatseverler her seferinde “Mutluluğun resmini yaptığımı” gözlemlediklerini söylerler. Zaten Naif Ressamların dünyası insanlığa adanmış son mutluluk adacığı yeryüzü cennetinin son tanığıdır. Ancak bu tansıklar bahçesine arık bir yürek ile girmek gerekir. Benimsediğim görüşe göre; “Sanat, İnsan, yani Halk için yapılmalıdır.” İşte bu gerçekten yola çıkarak resimlerimde olmasına önem verdiğim ve özen gösterdiğim nitelikleri belirtmek isterim.

Resimlerinizini nasıl tarif edersiniz?

1- Eğitici ve öğretici olmalı ve çeşitli mesajlar içermelidir.
2- Geniş bir araştırma ve gözleme dayalı olmalıdır.
3- Bölgesel ve yöresel tatlar içermelidir. (Bunu bazen yaşadığım çevreden ve zaman zaman da imgesel olarak yaparım.)
4- Tarihi, coğrafi, milli, ulusal bağlılık, bütünlük ve özbenliğimize vurgu yapıcı olmalıdır.
5- Anadolu Kültürümüzde varolan ve toplumca benimsenen ancak gittikçe yok olmaya yüz tutmuş anane, örf ve adetlerimizi ve geleneklerimizi canlı tutmalı ve yaşatmalıdır.
6- Folklorik, sosyolojik, etimolojik ve antropolojik açılardan değeri olmalıdır.
7- Türk Geleneksel Sanatları; hat, tezhip, minyatür eserleri ve Anadolu süsleme motifleri, yeri ve zamanı geldikçe, resimlerimde betimlenmelidir.

Resimlerinizde kadın ve aileyi mi işliyorsunuz?

– İşte bütün bu belirttiğim özellikler bulunuyor ise; Resim “iyi bir resim” olur. Elbetteki bu benim şahsi görüşüm. Ülkemizin bir cenneti de Bodrum’dur. İstanbul’dan sonra sanatın kalbinin attığı yerdir Bodrum. Kış mevsimi boyunca devam etmekte olan sanatsal etkinlikler kışın, çoğu Bodrum dışında yaşayan sanatçıların, bahar mevsiminin gelmesi ile Bodrum’a akın etmeleriyle hız kazanır. Hedef birlikteliğim olan bu sanatçılarla tanışmam ve ilişkilerim ortak sanatsal paylaşımlarda bulunmam benim için çok olumlu bir etkileşimdir. Bodrum’da da çok güzel galeriler bulunmakta… Gerek dışarıdan gelen sanatçılar ve gerekse kendimiz bu galerilerde yıl boyu bir çok sergiler açmaktayız. Bu arada; “Her başarılı kadının arkasında bir erkek vardır.” derler ya, şanslıyım, çünkü bu benim açımdan “oğlum ve eşim” olarak ikiye katlanmış durumda. Her ikisi de hedefime olan bağlılığıma ve bu uğurda azimle çalışmama duydukları takdir duygusu ile bana daima destek olmaktalar. Resim Sanatı ile ilgileniyor olmaktan ötürü mutluyum. Bunun en önemli nedeni; Annemin bizimle ilgili sanatsal rüyasını gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Diğer nedeni ise; eserlerimin gelecek kuşaklara ışık tutacak önemli bir miras olduğunu biliyorum. Son olarak sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmek isteyen kişilere naçizane bir şeyler söylemek isterim; “Azimle, sabırla ve disiplinle yapılan çalışmaların sonunda başarı, daima sizlerle olacaktır.” Kadının toplumda olması gereken konumu ile ilgili… Kadın; Anadır, eştir, kardeştir, evlattır. Doğurgandır. Üretkendir. Yuvayı kurandır ve tüm güçlüklere rağmen onu idame ettirendir. Oysa yadsınamayacak olan bu “gerçeklik” ne yazık ki günümüzde gözardı edilip “kadın”, hiçe sayılmakta meta muamelesi görmekte ve her türlü şiddete maruz kalmaktadır. Sonuç olarak bu durumdan sadece kadınlar değil, toplumu oluşturan buna sebebiyet veren erkeklerin kendileri ile bu durumdan çok etkilenen çocuklar, “en fazla” darbe almaktadır. Ruh sağlığı bozuk; mutsuz, huzursuz ve güvensiz bireylerden oluşan toplumların ve bu toplumların oluşturduğu ülkelerin geleceğe ümitle bakabilmeleri beklenemez. Bu nedenle de geri kalmaya mahkumdurlar !

2016’da da Kanada’da naif bir eseriniz sergilenmişti?

Evet geçen sene de Kanada Quebec’da Musee International dar’ t naif de Magog’da eserim sergilenmiş ve sergi kataloğunda yer almıştı. Kataloğda hakkımda eserlerinde; her detayı hesaplayan sanatçı, gelenekselliği ve modernliği harmanlayarak, Türk halkının etnik görüş ve duygularını, “azmi ve detaycılığıyla” en doğru şekilde vurgulayarak resimlerine yansıtmaktadır. Naif sanatın Naif sanatçısı; ülkesinin en mükemmel elçilerinden biridir.. şeklinde bir de kritik yapılmıştı.

GÜLFİDAN HİTİT BİÇER Kimdir?

Ankara’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Bolu’da tamamladı. Gazi Üniversitesi Dil Bölümü’nü bitiren sanatçı 1981-2003 tarihleri arasında Bolu’da öğretmenlik yaptı. 1995 yılında başlamış olduğu resim çalışmalarını sanatçı Fahir Aksoy’un önderliğini yaptığı “Naifler Grubu” bünyesinde devam ettirdi.2000 – 2003 ;yılları arasında Bolu’da açmış olduğu ” Atölye Gökkuşağı’nda ” sanatsal faaliyetlerini sürdürdü. Uzun yıllar Bolu’da yaşamış olan Gülfidan Hitit Biçer, şu an sanatsal çalışmalarını 2003’den beri Bodrum’da sürdürmektedir. Sanatçı belgesel nitelikli ve yöresel tatlar içeren konularını daha çok kendi yaşamı ve yakın çevresinden almakta, bunu da katıksız bir içtenlikle izleyiciye sunmaktadır. Bazen çevresinden esinlenerek, zaman zaman ise imgesel olarak ortaya koyduğu yapıtlarıyla Gülfidan Hitit Biçer için Fahir Aksoy; “Naif sanatın ülkemizdeki önemli temsilcilerinden biridir.” tespitinde bulunmuştur. Farklı illerde bir çok kişisel sergi açan ve karma sergilere katılan sanatçının çeşitli özel ve resmi koleksiyonlarda eserleri yer almaktadır.

Gülfidan Hitit Biçer, kişisel sergilerinin yanı sıra pekçok karma sergilere de katıldı.

*****

About Erol Ünal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.