YER DE ÖFKELENİR GÖK DE ÖFKELENİR

YER DE ÖFKELENİR

GÖK DE ÖFKELENİR

M. Demirel Babacanoğlu

İnsanlar nasıl öfkeleniyorsa, yer de öfkelenir, gök de…

Kayaları parçala, dereleri kapat, ormanı kes, kazı, havayı kirlet, suyu zehirle, derelere, ırmaklara, denizlere sal, sokaklara at çöpleri, sokak hayvanlarını, yaban hayvanlarını öldür, zehir saç tarlalara, böcekleri yok et… Haydi öfkelenme?

Öfkelenince neler oluyor?

Yer öfkelenirse depremler oluyor, yer yarılıyor, sular, lavlar fışkırıyor, kayalar savruluyor, dağların tepelerinden dumanlar çıkıyor, gökdelenler, evler yıkılıyor… Gök öfkelenirse , yağmurlar, karlar, dolular yağıyor, meteorlar, yıldırımlar düşüyor. Yağmurlar öfkelenirse, dereler, ırmaklar, çaylar taşıyor, tarlalardan, bahçelerden ürün alınmaz oluyor, kentleri süpürüyor, gökdelenler, evler yıkılıyor… Denizler öfkelenirse tsunami geliyor, kıyıda, kenarda ne varsa yerle bir ediyor, iri büyük gemiler gark oluyor suya… Havalar öfkelenirse fırtınalar çıkıyor, hortumlar oluyor, önüne ne gelirse savuruyor gökyüzüne… Devletler öfkelenirse savaşlar başlıyor, barışlar bitiyor, milyonlarca insan ölüyor, sakatlar, kaçaklar dönebiliyor eve…

26. 09. 2019 günü yer 5.8 şiddetinde öfkelendi İstanbul’da. İnsanlar neye uğradıklarını bilemediler, evlerini, iş yerlerini bırakıp kaçtılar dışarı… Dışarı da çok tekin değildi. Her an binalar yıkılabilirlerdi üstlerine. Toplanacak yer aradılar, bulamadılar… Söylendiğine göre önceleri 470 toplanma yeri varmış; ama Ranta mı gitmiş, avm’ye mi, nereye gitmişse gitmiş?! 77’si kalmış!

1999 ve önceki depremlerden ders alınmamış olduğu çıkmış ortaya. Biz hoşlanmayız ders almaktan. Ders veririz yalnız! Toplanılan deprem vergilerinin de deprem için harcanmadığı belirtiliyor yazılı, görsel, sessel, sosyal basında. Telefonlar yaya kaldı, işlemiyor. Yakınlarına ulaşamıyor depremzedeler… İletişim vergileri de boşa gitmiş! Okullardan sel gibi boşanıyor çocuklar. 14 okul boşaltılmış…

Kandilli Rasathanesi Müdürü  Prof. Dr. Haluk Özener “Sona yaklaşıyoruz” diyor; ne diyelim, öyledir herhalde! İster istemez insanın aklına büyük depremler geliyor!… Dünya kurulalı kaç deprem olmuştur, biliniyor mu? Herhalde bilimciler bir yanıt verirler buna. Bilinenlerse yakın geçmişlerde olan depremlerdir! denebilir… Kimi yirmi, kimi otuz, kimi elli, kimi yüz bin diyebilir… Her deprem şiddetine göre anılıyor! “Deprem öldürmez” diyorlar; “bilgisizlik öldürür”! Öyle mi? Bakınız en çok yüklenicilerin yaptıkları yapılar yıkılıyor. Mimar Sinan’ın yaptığı yapılar yıkılmıyor. Adana Taşköprü, Mimar Oksenteus’un elinden geçmiş, iki bin yaşında, hiçbir deprem yıkamadı onu. Yüklenicilerin yapıları altmış yetmiş yıl yaşayabiliyor ancak… Sonra çimento kum ısı, su, hava etkisiyle küle dönüyor… Yerbilimcilere, yapıbilimcilere çok gereksinim var… Ancak böyle olursa belki öldürmez deprem? Japonya’da nasıl yapıyorlarsa yapılarını Japon mimarlar, orada ölmüyor insanlar? Gidip öğrenilmeli, sormalı, bilgi almalı derim…

Çocukluğumda bir deprem olmuştu köyümüzde gece yarısı; anam babam elimden tutmuşlar dışarı fırlamıştık… Bolu’nun bir köyünde öğretmendim (1966) Hınıs Varto depremi olduğunda. Büyük acılar yaşandığını radyodan öğrenmiştik. Hatta bir şiirini de yazmıştım o depremin, bir deprem antolojisinde yayınlandı. 1998 Haziran’ında Adana Ceyhan depremi olmuştu, onu iyi anımsıyorum; öğle saatlerindeydi, dolmuştaydım, dolmuşumuz bir sağa bir sola gitti geldi. İndik. Ben Eğitimciler Derneği Terastayım, yeniden öfkelendi yer; doğudan batıya gitti geldi. Az sonra Adana sokakları taştı insanlarla… Eve gideyim dedim, yollar dolu, trafik işlemiyor. 20 dakikalık yolu iki saatte alabildi aracımız. Eve geldiğimde herkes dışarıdaydı. Evin yakınında pazar alanı vardı, oraya doluşmuşlardı. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes yorum yapıyordu kendince. Akşam olunca çoğu dışarıda geçirdi geceyi. Ben eve girdim, eşim, çocuklar dışarıdaydılar…

1999 depreminde Alanya’daydım felaket olmuştu Adapazarı, Düzce, İzmit, İstanbul’da… O depremin yaraları yeni örtülürken yeniden öfkelendi yer 5.8 şiddetinde. İstanbul ayakta şimdi. Ölen yok, yaralılar var. Depreme hazırlıklar başlayacak. Deprem çantası alınacak, gerekli şeyler konulacak içine, bir zaman göz önünde bulundurulacak çanta, sonra deprem unutulacak, atılacak bir köşeye!…

Umarım kısa samanda sarılır İstanbul’un yaraları.

Geçmiş olsun, bir daha olmasın depremler dilerim. 28.09.2019, Cumartesi, Çamlıyayla

*****

About M.Demirel Babacanoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.