Öykü – KÖR BEYGİRE DE SELAM EDERİM

Öykü – KÖR BEYGİRE DE

SELAM EDERİM

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Eskiden insanların çoğu okur yazar değildi. Harf devrimiyle okur yazarların sayısı arttı. Gurbete çıkanlardan, askere gidenlerden okur yazar olanlar anne babalarına, yakınlarına mektup yazarlardı. Olmayanlarsa bir bilene yazdırırlardı.

Mektubu alan ana baba okur yazar değilse, mektubu okutacak okur yazar ararlardı. Bunun için de mektuba her şey yazıl(a)mazdı. Herkesin bileceği şeyler yazılırdı. Selam kelam falan filan…

Burada da işin önemli bir yanı vardı; eşe, nişanlıya mektup yazılamaz, ana babaya yazılan mektuplarda açıkça selam edilemezdi. Bunun için bir çıkar yol bulunmuştu. O da “Hane tarafına da selam ederim…” dendi mi tamam.

O yıllarda askere giden bir delikanlı eşiyle anlaşmış. “Sana nasıl selam yazayım ki kimse anlamasın?” Eşi demiş ki, “Yavv şu bizim evde kör beygir var ya, kör beygire de selam aderim dersin olur biter.”

“İyi akıl vallahi! Tamam tamam çok güzel, öyle yaparım ben de; kör beygire selam ederim derim sen anlarsın.”

“Tamam beyim!”

Böyle anlaşmışlar. Ana baba eşle vedalaşmışlar, askere gitmiş delikanlı. Oradan anasına babasına mektup yazıyormuş. Her mektupta da, “Kör beygir nasıl, iyi mi, kör beygiri özledim, ona da selam ederim” diye yazıyormuş.

Talihsizlik bu ya, bir gün kör beygir ölmüş. Baba ana oğullarına yazdıkları mektupta, “Oğlum, kör beygir öldü, her mektupta kör beygiri soruyorsun, selam yazıyorsun, kör beygir öldü diyoruz anlamıyor musun? Kör beygir öldü, öldüüüü…”

Oğlan bu uyarıya aldırmadan aşk ile şevk ile, ha bire “Kör beygir nasıl, iyi mi, onu özledim, ona da selam ederim” diye yazmayı sürdürüyormuş.

Ana baba yine, “Oğlum kör beygir öldü diyoruz, halen sen soruyorsun, bu ne demek oluyor” diye yazmışlar mektuba.

Oğlan gene de bildiğinden şaşmamış.

“Kör beygire selam! Kör beygir nasıl? Kör beygir iyi mi?, onu özledim” diyormuş.

Bu kez ana baba aralarında tartışmaya başlamışlar. “Bu nasıl çocuk? Deli mi akıllı mı? Kör beygir öldü diyoruz, öldü diye yazıyoruz, anlamıyor? Ha bire kör beygiri soruyor… Selam ediyor.”

Tartışma böyle sürüp giderken gelin kıs kıs gülmeye başlamış. Ardından da kahkayı basmış…

Ana baba çıkışmışlar:

“Ne gülüyorsun kız, açık bir şey mi gördün?”

“Yoo” demiş gelin… “Bir şey görmedim.”

“ Öyleyse neden gülüyorsun? “

Gelin düşünmüş; dese olmayacak, demese olmayacak, iki derede bir arada kalmış… “Ben size en iyisi doğrusunu söyleyim.” Demiş.

“Söyle kız” diye bağırmışlar, “bizimle oyun mu oynuyorsun? Dalga mı geçiyorsun?”

“Yoooooo” demiş gelin; “ne oyunu, ne dalgası, o kör beygir benim, ben” demiş.

*****

About M.Demirel Babacanoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.