Öykü – Hiç Düşünmeden Bir Yalan Söyle

Öykü – HİÇ DÜŞÜNMEDEN

BİR YALAN SÖYLE

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Padişahların da eğlenmeye, gülmeye gereksinimi vardır. Bu gereksinimi çoğunlukla soytarıları karşılardı.

Soytarı, padişahı eğlendiren güldüren kimsedir.

Nükteler yapar, hazır yanıtlar verir, taklalar atar, cambazlıklar yapar, çeşitli gösteriler sunar…güldürür, eğlendirir padişahı.

O soytarılardan biri de İncili Çavuş‘tur.

İncili Çavuş’la ilgili çok gülüt vardır.

Bu gülütler, İncili Çavuş’un mu, yoksa İncili Çavuş adına uydurulmuş öyküler midir, bilinmez?! Buna somut yanıt vermek olası değildir. Anadolu’da sayısız İncili Çavuş vardır.

Sözgelimi bizim köyde Memişağa vardı. Başlı başına bir İncili’ydi. Konuşunca çevresindekileri güldürürdü.

O yıllarda damın başında namaz kılmak moda gibiydi! Her-kes damın başına çıkar orada namaz kılardı. Memişağa böyle bir şeye eğilim duymaz, gösterişi sevmezdi.

Bir gün kahvede Memişağa‘ya soruyorlar.

Niçin, namaz kılmıyorsun? Camiye gelmiyorsun?

Memişağa, çevresindekiler bakmış, süzmüş iyice;

“Ben” demişNamaz kılsam damın başında kılarım.

Şimdi bu gülüt İncili Çavuş öyküsünden farklı mı?

Bir başka örnek daha verelim:

Bizim köyde Hacı Mehmetağa diye zengin, ünlü bir adam varmış; lafının üstüne laf koyamazlarmış. Büyük bir odası varmış. Köye gelen Urumlular(*) bu odada yatar kalkarlarmış. Yemeğini, yiyeceğini de Hacı Mehmetağa verirmiş. Ama onları da çalıştırmadan edemezmiş. Önlerine sepet sepet kozaları dökermiş, şifleyin dermiş.

Akşam yemeğini getirmiş konuklara. Kapıyı açar açmaz konuklardan biri, yüksek sesle;

” .mına .ömdüğümün kozalarını diditiyom ditiyom bitmiyor” demiş.

Hacı Mehmetağa; “.mına .ömdüğümün Urumlusu ditmiyor ki bitsin demiş.

Daha başka örnekleri vermek olası ama bu örnekler yeterli, biz geçelim öykümüze.

Padişah bir gün soytarısı İncili Çavuş‘a’ demiş ki;

“Ulan İncili, hiç düşünmeden bir yalan söyle…

İncili, “Padişahım, şimdi yalanın sırası değil, anam öldü kefenlik almaya gidiyorum” demiş.

Padişah sormuş:

“Paran var mı İncili?

İncili bu, var der mi? Sesini çıkarmamış.

Padişah bir kese altın vermiş.

Al, bununla cenaze giderlerini karşıla demiş.

İncili bir kese altını almış, yitmiş gözden, gitmiş.

Padişah da ardından atlı yaylısını hazırlatmış, binmiş, sür Beyoğlu’na.

Bakmış, İncili anasıyla Beyoğlu’nda dolaşıyor, eğleniyor, coşuyor…

Durdurmuş yaylıyı zınk diye, çağırmış İncili’yi…

“Gel ulan İncili buraya.

İncili bakmış padişah, koşmuş gelmiş.

Padişah; çıkışmış İncili’ye:

Hani sen anam öldü, kefenlik almaya gidiyorum demiştin? Anan yanında, niye yalan söylüyorsun?

İncili hemen soytarılığını koymuş ortaya, eğilmiş, bükülmüş:

“Padişahım” demiş, “Siz bana, hiç düşünmeden bir yalan söyle demediniz mi? Ben de söyledim.

Padişah basmış kahkahayı…

Şimdi böyle soytarılar var mı?

Düşünün! Söyleyin.

……………..

(*) Bizim orada Toroslardan yukarısına Urum derler.

*****

About M.Demirel Babacanoglu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.