ORHAN KEMAL’İ ANLAMAK

ORHAN KEMAL’İ ANLAMAK

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı.

(15 Eylül 2014-Adana-Ceyhan / 02 Haziran 1970– Bulgaristan-Sofya)…

Orhan Kemal dünyamızdan ayrılalı 47 yıl olmuş. Onu anlayabildik mi? Anlayabildiğimizi sanmıyorum(!) O, acılar, sıkıntılar çekmiş toplumcu, gerçekçi bir yazar.

Babası; hukukçu İstiklal Mahkemeleri Başkanlığı yapmış, siyasete atılmış, ilerici ‘Ahali’ gazetesi çıkarmış. Çevresindekilerin olumsuz uyarısından etkilenmiş(!) Lübnan’a göçmüş, sert yapılı Abdulkadir Kemali Bey oğluyla iyi anlaşamaz. Ceyhan’da geniş topraklara sahip olduğu söylenir. Ama bu topraklar nasıl kullanıldı, nereye gitti bu konuda bilgi yok denecek kadar az!  Orhan Kemal bu toprakların ardına düşmez, varlık içinde yokluk çeker, kendi ayakları üstünde durmaya çalışır…

Canlı, coşkulu, devinimli bir gençtir, arkadaşlarıyla sürekli  Adana sokaklarını, caddelerini arşınlayan, spora düşkün iyi de futbol oynayan biri. Yazarlık sevdası ağır basmasaydı, belki de büyük bir futbolcu olacaktı. Aşık olma yönü de ayrı bir şey. Lübnan’da Eleni’ye aşık olur. Eleni  oradan ayrılınca Adana’ya gelir. Mersin genelevinden bir kadına aşık olur. Kadının İstanbul’a gittiğini söylerler, o da İstanbul’a gider ama bulamaz.

Adana’da Verem Savaşa Derneği’nde yazmanlık (katiplik) işine girer. Bir öyküsünde, veremli oğluna verem ilacı yazdıran, onu satıp, et alıp yiyen annenin dramını anlatır. Bir öyküsünde de Teber çelik’in kendisini açlıktan nasıl sattığını anlatır. Bir başka öyküsünde de, Atatürk Parkı’nda aç kalan kadına simitinin yarısını verince, kendisini önerir kadın, kabul etmez…Böyle bir insan, Derneğe bez almak için Mühürcü Hikmet Sihay’la Abidin Paşa Caddesi’ne girdiklerinde esnaflar kapılarının önüne çıkar, görülmemiş bir varlık izler gibi seyrederler.

Aile; Döşeme Mahallesi’nde, Hurmalı Mahallesi’nde sonra da Milli Mensucat Fabrikasına girince fabrikanın lojmanında otururlar. Fabrikanın genç ve güzel Boşnak kızı Nuriye Hanıma aşık olur, evlenirler…Nuriye Hanım’ı ,  Cemile, Alasonyalı (Bulgaristan) Bekçi  Murtaza’yı Murtaza adlı işçi romanlarında anlatır. Murtaza doğrucudur, kızına bile göz yummaz. Melekgirmez’den bir tüccar Milli Mensucat Fabrikası’ndan iplik ve benzeri şeyler almaktadır. Orhan Kemal’e kalın iplik yazacaksın, ince iplik vereceksin, hafta sonu gelip paranı alacaksın diye rüşvet önerir. Orhan Kemal kabul etmez. Tüccar, tersini söyleyerek patrona şikayet eder, işten attırır…

Söz konusu fabrikayı geçmiş yılların birinde Işık Öğütçü, Çetin Derdiyok, Zafer Doruk, Mustafa Emre gezmiştik. Uçsuz bucaksız fabrika atıl konuma gelmiş durumdaydı. Ünlü ressam İbrahim Çallı’nın fabrikanın krokisel resmini bir odaya atılmış biçimde görmüştük. Duvarlarındaki saatler durmuştu. İplik, bez, kumaş dokuma makineleri hurdaya dönmüş, tuvaleti de öyleydi. İşçilerin kaçamak olarak burada kaç kez sigara içtiğini düşündük. Orhan Kemal’in izlerini bulduk, Cemile’nin, Murtaza’nın, işçilerin sesini dinledik…

Arkasız, hırkasızları yazdığı için artık o komünisttir(!) Polislerce izlenir. Evinde rahat bırakmazlar. Çocuklara para verip evini taşlatırlar. Hapse girer. Yargıç, sen hep işçileri, yoksulları mı yazarsın deyince, varsılların yaşamını bilmiyorum,bilsem onları da yazarım yanıtını verir. Nazım Hikmet’le (…) tanışır. Bir öyküsünü okuyan Nazım, sen şiir yazma, öykü yaz, roman yaz der. Orhan Kemal bu alana yönelir. Ama eklemek gerekir, onun şiirleri de güzeldir. Kim bilir bu yöne akmasa  onu ünlü bir şair olarak görecektik karımızda! Bir arkadaşı öykülerini, romanlarını şiirle yazardı diyor.

Seyhan Belediyesi Başkanı Yalçın Akyol öncülüğünde Seyhan Kültür Sanat Festivali (1989-1993) yapılmıştı. Ülkenin ünlü/ünsüz şairleri, yazarları katılmıştı bu festivale. Nuriye Öğütçü’de gelmişti, sahnede, evlerini taşlayanlar, Adana’ya sığdırmayanlar için iyi şeyler söylemedi. Bir söyleşide, Demirtaş Ceyhun, Orhan Kemal’e gel abi seni Adana’ya götüreyim demiş, o da hastir ulan beni öldürtecek misin(?) cevabını vermiş. Yaşar Kemal konuşmuşlar, İstanbul’a gidelim zerzevatçılık yapalım diye. Yapmamışlar, yazmışlar.

Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Abidin Dino ile tanışmışlar. Artık Adana’da kalmaları zordur. İstanbul’a taşınırlar, kendine bir ev edininceye dek bir arkadaşında kalır. Sıkıntılar artarda gelmektedir. Fikret Otyam’a anlatır. İkbal Kahesi’nde, evinde durmadan yazar, her gün yazar geçinmek için yazar. Oğulları Nazım, Işık Öğütçü, babamızın paralı geldiğini, kapıyı çalışından anlardık, ona göre devinirdik dediler bir söyleşilerinde. O, Adana’yı unutmazdı hiç, sanki Adana’yı yazıyor gibi dururdu İstanbul. Vukuat Var, Hanımın Çiftliği böyle romanlardır.

Son aşkı(!) Filiz’di. ‘Bir Filiz Vardı’ romanın yazdı…

Anne tarafını araştırmak yazmak için Bulgaristan’a gitmişti. Orada’da, Sofya’da yaşamdan ayrıldı. Sevgiyle, saygıyla anıyor sevgili yazarımız Orhan Kemal’i.

*****

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir