Necati Derya’dan Çizgilerle Adana

Necati Derya’dan Çizgilerle Adana

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Necati Derya için Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Hüseyin Sözlü bakınız ne yazmış? Bakalım:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kurtuluş ilhamı veren Adana’mızın kaybolmaya yüz tutan mimarı eserlerinin çizgilerle hayat bulduğu, Sevgili Necati Derya’nın bu eserinin kültürün ve sanatın başkenti olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyen Adana’mıza kültürel olarak katkı sağlayacağına yürükten inanıyorum.”

Biz de inanıyoruz. Necati Derya 29.02.1959’da Adana’da doğdu İlk, orta, liseyi Adana’da okudu.  Ayhan Ciltevi’nde, Özcan Anagül, Necdet Anagül, Kemal Matbaası’nda, İstanbul’da Cüneyt Tamer  yanında çalıştı. Ciltçilik, çizimcilik, afişçilik öğrendi. Güney Haber gazetesinde ilk çizgi romanı Vahşi Dönüş yayınlandı. Ardından Yeni Adana gazetesi’nde Komiser Murat; sonra üç gazetede birden çizgi romanları yayınlandı.

1985’te askere gitti. Dönüşünde Derya Grafik adıyla kendi atölyesini kurdu, eşiyle birlikte on yıl çalıştırdı. Kısa süreli aylık dergiler ve gazeteler çıkardı. Mesleği dolu dolu yaşadı.

İstanbul’a gitti, beş yıldır orada yaşıyor.

Beş aydır çizgilerle Adana’yı anlattı. 19-24 Şubat 2018 günleri, Adana Büyükşehir Belediyesi 75. Yıl Sanat Galerisi’nde sergiledi. Büyük ilgi gördü, takdir topladı.

Derya’yı matbaası olduğu yıllardan beri tanıyorum. Saygın, sevecen, hatır bilir, grafik sanatçısı bir arkadaşımız.

Tablolarına bakalım:

Başta Mustafa Kemal Atatürk, buradan başlatmıştı kurtuluş savaşımızın temeline. On gün kalmış, buluşmuş, görüşmüş Çukurovalılarla. Düşman ülkemizi işgal edecek birlik kurun demişti… Tutmuştu Çukurovalılar sözünü, kurmuştu birliklerini, çetin savaşlar vermiştik Fransızlara karşı, sürmüştük onları…

İşte onun genç bir portresi. Bir bağ evinde gezintide tevekler arasından bakarken… Yanında Latife Hanım, bir arkadaşıyla yürürken… Cumhurbaşkanlığı dönemi fötrlü bir portesi… Ulus Bahçesi’nde Seyhan Irmağını kıyısında kahve içerken betimlenmiş fotoğrafları imreni uyandırıyor bizde…

Adana eski konaklar… Tepebağ Mahallesi’nde,  Gazi Paşa Okulu yokuşunda, Musa Ballı Konağı, altında geçilen kemerli yapı. Restore ediliyor şimdi, aslına sadık kalınacak mı bilmem?… Adana filmlerine konu olmuş Derya’nın çizgileriyle canlanıyor…

İşte Ceyhan Nehri üzerinde bir su değirmeni. Tarihe karıştı, yok. Seyhan Irmağı üstünde devasa su çarkları, değirmenler… Adanalılar suluyor bahçelerini.  Çırçır da kalmadı memlekette… Veriyordunuz kütlü pamuğu, tohumundan ayırıyordu, kumaş oluyordu pamuklar… Derya’nın çizgilerinden izliyoruz artık bunları…

Önünde paytonlar, palmiye ağaçları İstasyon… Ah bu istasyonlar, nice aşklara tanık oldular… “Makas başında yeşil fenerler yanardı/ Gözlerini hatırlardım Sofya/…” Bilin bakalım kimin şiiri böyle başlıyor? Cemil Cahit Farsakoğlu. Paytonlar da kalmadı gardaşım. Ağalar beyler, külhanlar, cicili hanımlar binerlerdi… sefalarını sürerlerdi. Deryanın çizgisi hatırlatıyor bize bunları…

Hele, Adana’nın simgesi Büyüksaat… Abidin Paşa tarafından yaptırılmış, saati Almanya’dan getirtilmiş. Saat başı zilin çalmasıyla saatin kaç olduğunu anlarmış Adanalılar… Burası da Adana’nın merkezi… restore edildi. Derya’nın kaleminden izliyoruz.

Taşköprü’ye diyecek yok… Adana’ın kalbi. Milad önhcesi yıllarında Roma’dan gelen Roma orduları komutanı Pompeis, Adanalı Mimar Oksenteus’le buluşur, Seyhan’ın üzerine Taşköprü inşa edilir. İşçileri Adana’da korsanlarıdır. Halen köprüden geçerken, Mimar Oksenteus’u ve, işçilerin sesini duyar gibi olurum. İki bin yıldan çok yaşayan bir köprü bu… Hikayesi uzun… Derya böyle bir köprüyü kalemleriyle sermiş gözlerimizin önüne. “Adana köprü başı, otur saraya karşı, gel gezelim sevdiğim, dosta düşmana karşı” Nelere konu olmuş bu köprü, saymakla bitecek gibi değil. Derya’nın kaleminden bir daha bakıyoruz ona…

Köprü deyince; Torosların başında, Alman mühendislerin tasarladığı, Türk işçilerin inşa ettiği Varda Köprüsü mimari, ilgi çekici bir anıt… sevindirir bizi. Üzerinden trenler geçer, tirenler gider… Turistler gelir, meraklılar inceler… Derya’nın kaleminde canlanır.

Ya şu Mestan Hamamı… Onun önünde gezgin berberler… Tıraş olan vatandaş hamama girer yunur yıkanır temizlenir… Bir de Çarşı Hamamı, Eski Hamam  var, Adana’yı temizleyen, pak eden…

Şeker kamışı kaldı mı Adana’da derseniz?… Bir dükkanın önünde canlı gibi betimlemiş şeker kamışını Derya… Şeker kamışı suyu içtiniz mi siz hiç. Şeker kamışı şekeri koydunuz mu çayınıza. Şeker kalmışı kesme yarışına katıldınız mı? Ehhhhh! Bunlar geride kaldı. Neden kalsın canım. Adanalı çiftçi eksin yeniden, canlansın şeker kamışı biz de içelim suyunu.

Ulu Cami, Ramazanoğulları döneminde 1551 yıllarında yapılmış… Kümbetinde, avlusunda Ramazanoğluları mezarı var.  Yakınında medresesi, Tuzhanı, aşevi, Ramazanoğlu Konağı, bahçesinde Ziya Paşa Mezarı… hemen yanında Sanayi Nefise Mektebi (İnkılap İlkokulu), karşısında Büyük Saat, bedesten… Eski deyişle Ramazanoğlu Külliyesi…

Bütün bunları sevgili ressam sanatçı grafiker Derya’nın kaleminden “Çizgilerle Adana” olarak, 75. Yıl Sanat Galerisi’nde sunuldu bizlere. Teşekkür ediyoruz biz de Derya’ya, sağ olsun, var olsun diyoruz.

67 yapıt. Hepsine değinsem çok sayfalı bir kitap olacak…

Sevgili Adananılar, Sevgili Öğretmenler, Sevgili Öğrenciler Adana’yı tanıyınız, sanatçılarını öğreniniz, tarihsel varlıklarını unutmayınız…25.02.2918, Adana

*****

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir