İKİ KURBAĞA – Öykü

İKİ KURBAĞA – Öykü

M.Demirel Babacanoğlu Yazdı

İKİ KURBAĞA – Öykü

İki kurbağa arkadaş olmuşlar. Demişler ki, hep sulak alanlarda yaşıyoruz. Buralardan usandık. Bir de kurak alanlara bakalım, ne var ne yok? Hem de bu konuda  bir bilgiye, bir deneye sahip oluruz.

 Akıllarına yatmış bu düşünce.

Bir gün birlikte, yaşadıkları alandan ayrılmışlar. Hoplaya, zıplaya, varaklaya, varaklaya çıkmışlar gezintiye. Kurak bir tarlaya gelmişler. Ora senin, bura benim dolaşmışlar. Bir ağacın gölgesinde durmuşlar, dinlenmeye başlamışlar.

Biraz sonra bir yolcu gelmiş oturmuş yanlarına. Yolcunun omuzunda güzel bir  heybesi varmış. Yolcu heybeyi indirmiş omzundan, yere koymuş. Az sonra uykusu gelmiş, uyumuş.

Kurbağalar bir otun arkasında durup yolcunun davranışlarına izliyorlarmış.

Yeşilimsi kurbağa, sarımsı kurbağaya demiş ki;

“Adamın heybesi ne güzel.”

Sarımsı kurbağa onaylamış.

“Evet güzel” demiş.

Yeşilimsi kurbağa:

“Karnımız acıktı, heybeye girelim, belki bir şey bulur yeriz.”

Sarımsı kurbağa:

“Olur” demiş.

Girmişler heybeye.

Yolcu az sonra uyanmış, heybeyi omzuna atmış, çıkmış yola, köyüne varmış, evine girmiş. Heybeyi kapının ağzına koymuş. Kurbağalar hemen çıkmışlar. Merdiven altındaki küpün çevresindeki sulu alana varmışlar.

Günlerdir böyle bir alanın özlemiyle, belenmişler suya. Hiç ses çıkarmıyorlarmış. ‘Vırak’ diye de ötmüyorlarmış.

Yolcunun çocukları koşmuş gelmiş heybeyi almış, yukarı odaya çıkarmış. Sonra anneleri gelip heybeyi açmış, içindeki, elmaları, portakalları çıkarmış, birlikte yemişler. Gece olunca da yatmışlar.

İki kurbağa, karanlıktan yararlanıp, evi dolaşmaya başlamışlar. Mutfağa girmişler. Yiyecek çokmuş burada, karınlarını iyice doyurmuşlar. Orada, içi yarıya kadar süt dolu bir kavanoz görmüşler. Canları süt çekmiş. Kavanozun içine girmişler, doyana dek süt içmişler, yüzmüşler…

Kavanozdan çıkmak istiyorlarmış. Bunun için sıçrıyorlarmış ama, ayakları sert yere gelmediğinden sütün üstünden kayıp yeniden sütün içine düşüyorlarmış. En sonunda yorulmuşlar… biraz dinlenmişler.

Sonra yeniden yüzmeye başlamışlar, sıçramışlar,  yine de dışarı çıkamamışlar.  Sıçraya sıçraya daha çok yorulmuşlar. Sarımsı kurbağa umudu kesmiş, bırakmış yüzmeyi,dalmış sütün derinliğine,  boğulmuş sütün içinde.

Yeşilimsi kurbağa umudunu yitirmemiş,yavaş da olsa yüzmeyi sürdürmüş. Yüzerken yüzerken, sütün üstünde, sütün  çalkalanmasından bir topak yağ oluşmuş.  Hemen üzerine çıkmış, oturmuş…

Sabah olunca evin hanımı mutfağa gelmiş, sütün üstündeki kurbağayı görmüş, severek eline almış, dışarı salmış. Kurbağa kurtulmuş.

  • ……………………….

Olaylar ne olursa olsun bir kurtuluş yolu vardır. Önemli olan o kurtuluş yolunu bulmaktır.

Not: Yayın hakkı Yazarınındır, izin alınmadan yayınlanamaz.

 *****

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir