DOSTUM YAŞAR DURAK ANISINA

Sevgili Arkadaşım Dostum Yaşar Durak , Ankara-Güvenpark Canlıbomba Terör Saldırısında Yaşamını Yitirmişti.

DOSTUM YAŞAR DURAK ANISINA

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı 24.4.2016, Adana

Yaşar Durak Mektup arkadaşımdı. 1965’te Düziçi İlköğretmen Okulu’nu bitirince Bolu-Kıbrısçık-Alanhimmetler Köyü’ne atanmıştım. Gidiş gelişlerimin birinde Ankara’da buluştuk. O gün, Bahçelievler-7. Caddedeki evlerine konuk etmişlerdi beni. Fotoğraflar çekinmiştik. Onlardan biri de Serkan’la nenesinin fotoğrafıydı. Telefonla, sana göndereyim dedim, yiter/miter, bir gelişinde getir dedi.

Arkadaşlarıyla Çele dergisini çıkarıyorlardı. 11 sayısını saklayabilmişim. Kimler yok ki dergide; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Halim Yağcıoğlu, Aydın Karasüleymanoğlu, Mutlu Şenel, M. Demirel Babacanoğlu, Oğuz Tümbaş, Nuri Kırcıoğlu, Nedim Orta,  Ceyhun Atuf Kansu, Hüseyin Atabaş, İlhan Geçer, Doğan Doğancıoğlu, Yaşar Durak, Muhsin Karamanoğlu…

Sevgili Arkadaşım, dostum Yaşar Durak (Durakoğlu), Ankara-Güvenpark canlıbomba teröründe yaşamını yitirmiş. Sevgili  Arkadaşım Dostum Oğuz Tümbaş’ın bilgisayar düzleminde (fesbuk)’ki yazısından öğrendim. Zaten olay yakıp duruyordu beni, daha bir alev aldım, daha bir yandım.

babacanoğlu 2
Yıl 1966 .Yaşar Durak, kucağında yeğeni ve Yaşar Durak’ın ninesi.

Ankara’ya gitme olanağım olmadı, fotoğraf elimde. Kimbilir belki, ulaştırırım Serkan’a bir gün.

Ne desem ki? Yaşar’ım, Yaşar’m, gittin elimizden, aldılar seni… Sorumlu kim? Belli… belli…

Bir şiirini yazayım şuraya, sunayım anısına…

“gecedir yenilendiğimiz yarına

uzun gecede bir esinti serinletir de insanı

gündüz olur yalınç gelir yaşam

erinçtir zaman otomobilin köşeyi dolanması gibi

imgesel düzen alıp bizi giz ülkesine bırakır

 

hüznümüzü susamazsak uç uç böceği kalır elimizde

kendimizi seslendirmemiz bizim tek bireysel yanımız

sorunlarımızı çiçeklendirdiğimiz zaman

oynarız hep başka başka taşları”

(Çele/ Şubat 1968/58.s.)

babacanoğlu 1
Demirel Babacanoğlu Yaşar Durak’la

Düziçi İlköğretmen Okulu’nda öğrenciyken gazetelerin okur köşelerine yer bildirim çıkıyordu. Bu yolla birçok mektup arkadaşım oldu. Onlardan biri de Yaşar Durak’tı.

Belgeliğime baktım. Demet yapmışım mektupları, Yaşar’ın mektuplarını açtım, 13 mektup yazmış bana. İkisi tarihsiz. Bir ilk mektup olsa gerek. “Kardeşim, bir gazetedeki yazına uyarak geçte olsa size bir mektup yazmaya karar verdim” diyor. Böyle başlamış Yaşar’la mektuplaşmamız. Benim ona yazdığım mektuplardan hiç biri yok elimde. Birini bile saklamayı us edememişim. İkincisi, 18.2.1965 tarihini taşıyor. İki şiir eklemiş.

babacanoğlu 3
Ortada Yaşar Durak. Sağında Demirel Babacanoğlu, solunda Remzi Babacanoğlu

ANADOLU’YU SEVMEK

Atatürkçü olmak lafta değil/ Oturup maaş almak da değil sadece/ Sen bir öğretmensin/ Köylere ışığı suyu olmayan yerlere/ Uygarlık ışığını ulaştırmak için koşmalısın/ Bilmelisin ki bunlar sadece kürsülerde konuşulmamalı/ Anadolu senden iş bekliyor, tembelliği değil/ Gidebiliyor musun ha denilince/ Duyabiliyor musun bağrı yanık susanların duyduklarını/ Sen büyük şehirlerin çocuğu imişsin, olsun/ Sen vatanın her yerinde hizmet etmelisin/ Ki uygarlık, ilim ışıkları oralara ulaşabilsin/ Cehaletle savaşmak, kafalardan örümcek ağlarını temizlemek/ Boş şeyler değil bilmelisin…/ Madem ki vatan senden hizmet bekliyor/ Anadolu insanını kardeş bilmeli, onu kendinden daha çok yüceltmelisin.”

SEVGİYE ÖZDENLİK

Yasak sevdalar örneği ipleri baltalıyorum/ özgür olmamak aklımıza uymuyor/ oysa bir takım koşullar vardır toplumda// Biz kendimizi özgür bulmuyoruz ki/ hep uzatılıyorum bir çorap bağı örneği/ gladyatörlerin öldüğü gibi de ölemiyoruz//  teksir makinesinden dağılan pozitif atomlar da değiliz/ basit iş yapan makine sanıyorlar bizi/ gerçi sevgimiz de çok büyüktür/ ince bir yolda koşan koşan koşan at arabaları gibi// ama dinletemiyoruz, kırıp kurtulamıyoruz ki…

Şiirler, altmışlı yılların öğütsel verilerini, coğrafyasını, sosyal yapısını, şiir anlayışını, duygularını yansıtıyor bize. O yıllarda ikinci yeni tavsamış değildi, Varlık, Çele, Meltem, Yelken, Su, Yöneliş, Heybe … dergilerinde sürüyordu. Benim, Aklı Kara, Parakan, Gülünç, Saçma … adlı şiirlerim ikinci yeninin bir yansımasıydı. Yetmişli yılların başından sonra ikinci yeni  yansısını yitirmeye başladı. Savsözlü şiirler çıktı öne… Seksenli yıllarda bu da gitti, bireysel şiirler geldi…

Diğer mektup, yani 8. mektup da tarihsiz.

13. mektup, son mektup 29.9.1975 tarihini taşıyor.

Bundan sonra kesmişiz mektupları.

Genel olarak şiir, dergiler, yazılar üzerine tartışıyoruz. Şiirlerimdeki sözcükleri, dizeleri irdeliyor, uygun bulmadıklarının yerine yenilerini öneriyor. Böyle böyle birbirimizi ilerletmeye çalışıyoruz.

Yaşar çalışkan, olgun, lisede okuyan bir gençti . Bolu adını taşıyan dergide çalışmalara başladı, sonra derginin adı Çele’ye çevrildi. Bunlarla yetinmedi, okuduğu lisede de Ülkü adında bir dergi çıkardı. Sonra Oğuz Tümbaş’ın çıkardığı Meltem dergisine yardımcı oldu. Bu çalışmaların ağırlığı içerisinde derslerini zaman ayırmayı ilke edindi.

1947 Kastamonu doğumlu olan Yaşar, üniversiteyi bitirdi, sanat tarihi öğretmenliğinden emekli oldu.

Şiir yazmayı, dergileri bıraktı demeyim amma görünmedi bir daha. Bir gün bir telefon aldım kendinden, tarihini anımsamıyorum ama iki binli yılların sonu olabilir. Yeniden buluştuk, görüştük. Akşam Sefası adı verilen Türk Sanat Müziği Korosu çalıştırıyormuş. Ankara’da görüştüğümüzde beni de davet etti. Oğlumlarda kalıyordum, yer uzaktı. Gecenin geç vaktinde evi bulama korkusuyla, kabul edemedim daveti. Şimdi düşünüyorum da keşke gitseymişim?

Benim için bulunmaz, sevgili bir insan gitti.

Tanrıdan rahmet diliyorum.

Eşine, çocuklarına, yakınlarına, sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Yattığı yer güneşli olsun hep.

 

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir