DENİZLE ÖPÜŞEN KENT FETHİYE- 2

DENİZLE ÖPÜŞEN KENT FETHİYE- 2

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Öğleden sonra Kayaköy’e götürdüler bizi. Dağların yamaçları örenleşmiş evlerle dolu. Sarnıçtan alıyorlarmış suyu. Önleri bahçeli, bakımsız ağaçlar yine de meyve durmuşlar. Dut ağaçlarından sarkıyor ballı yemişler… yedik. Burada Rumlar oturuyormuş. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ‘mübadele’ olmuş. Yunanistan’daki Türklerle Anadolu’daki Rumlar değiştirilmiş. Ama bizimkiler bu evlerde oturmamışlar, böyle dağlık bölgeleri beğenmemişler mi ne? Ovalara, verimli yerlere yerleşmişler adamlar. Osmaniye’de, Sincan’da, Adana’da görmüştüm yerleştiği yerleri… Yerliler de kepir dağlarda oturuyor, mutlular yaşamlarından!

fETHİYE 024

Şimdi yazdığım bir şiiri geçelim.

FETHİYE

Yaslanmış Babadağ’ın yamacına/ Oturmuş düzlüğüne Fethiye/ Aşınca Babadağ’ı/ Ölüdeniz başlıyor/ Akdeniz’e dost, yaşıyor/ Kıyılarında toplanmış oteller kotralar/ Bekliyor insanlar için/ Bir çay beş lira ister iç ister gezin/ Kazıklar tuzaklar sizin için/ Kaçış yok gelmişsen eğer buraya/ Vereceksin beş lirayı/ İçeceksin çayı/ Yoksa bulamazsın oturacak yer/ Turistler girip çıkıyor denize/ Biz bakıyoruz dağa, dalgalara/ Düşünüyor deniz kızı heykeli/ Dönüyoruz Fethiye’y/ Yel Otel’e/ Önünde havuz/ Değişiyor durmadan suyu/ Restoranında çay kahve yemek/ Sabah öğle akşam/ Buradayız/ Yiyin için torunlarınız ödesin/ Yok canım, yok canım/ Sanatsever belediye ödüyor hesabı/ Sağolsun Varolsun/ Teşekkür/ Elli altı kişiyiz hepten/ Kayaköy’e gidiyoruz/ Hayalet köy/ Evleri bomboş mübadilden beri/ Harabe/ Hüzün dolu dağlar/ Kimin umurunda/ Hayaletten bile kazananlar var/ Kurdukları pazardan/ Cıncık boncuk antik eşya satarak/ Müzik çalarak/ Çay kahve içerek/ Bakıyorlar hayalete/ Düşünüyorlar/ Ne insanlar gelip geçti buradan/ Şimdi nerededirler/ Yaşıyorlar mı/ Anıyorlar mı torunlar/ Dede yurtlarını/

fETHİYE 007

Akşam Belediye alanına gittik. Dev bir sahne kurulmuş. Teknoloji çağını yaşıyoruz. Bütün demirsel, elektronsal aygıtlar insanın buyruğunda. Rus şarkıcılar çalıp söylediler. Üç Rus dilber keman, viyola çaldılar, büyülediler bizleri. Ruslar olunca Amerikalılar olmaz mı? Esmer uzun boylu bir genç kemanıyla çıktı, hem kendi, hem kemanı oynadı. Yankılar getirdi Amerikan dağlarından. Sıra bizimkilerdeydi, Maraş’tan iki aşık (İhsan Öksüz- Öksüz Ozan/ Rıza Çiftçi- Aşık Rıza) çıktılar sahneye. Karacaoğlan’dan, Mahzuni’den, Sefil Selimi’den ve kendilerinden (…) çalıp söylediler.

Öksüz Ozan “GİTMEZ OLAYDIM” dedi: “Gitmez olaydım nereden gittim/ Bak başıma ne hal geldi Maraş’ta/ Seninle oturup muhabbet ettim/ İşte n’oldu ise oldu Maraş’ta// Ben de kolay kolay bozulmaz idim/ Çetin muammaydık çözülmez idim/ Başka şey çaldırsam üzülmez idim/ Birisi kalbimi çaldı Maraş’ta// Ben Öksüz Ozan’ım böyledir huyum/ Sakın sözlerime darılman beyim/ Kimi suçlayayım kime ne deyim/ İşte aklım fikrim kaldı Maraş’ta

fETHİYE 060

Aşık Rıza da “SORDULAR BENİ” dedi: “Nasıl yanılttı hislerim/ Dalımdan kırdılar beni/ Kıymet verdiğim dostlarım/ Kolumdan kırdılar beni// Omuz verdim geldim halta/ Güreş tuttum girdim alta/ Sırtıma vurdular balta/ Belimden yardılar beni// Aşık Rıza mı horlayıp/ Gönülden bir dost arayıp/ Tanımadan yargılayıp/ Elimden sardılar beni”

Öğle saatlerinde belediye alanındaydık. Ünal Şöhret Dirlik gelmiş, Fethiye Şair Yazarlar Derneği Standı’nda görüştük. Sekiz kitabını (Fethiye dedikleri/ Halk Nelere İnanıyor/ Ramazan Manileri/ Mezar Taşı Edebiyatı/ Fethiye Fethiye/ Güney Havaları/ Fethiye Atasözleri/ Fethiye’de Söylenen maniler) imzalamış bana. Ben de kendi kitaplarımdan (Yüzsüzler Yüzünü Alsın, Atatürk Şair Şiir, Çöp Kutusu) imzaladım. Yüz yüze ilk görüyorum Ünal’la. Aksu İlköğretmen Okulu 1957 bitirgeli. Halkbilim üzerine çalışıyor. Fethiye gelenek göreneklerini, manilerini anlatıyor. Belediye, Ünal Şöhret Dirlik adını taşıyan bir kütüphane açmış. Çok güzel. Sevdim belediyeyi.

ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği)’nde Cazim Gürbüz, Betül Başar’ın konuşmaları vardı, birlikte gittik Şöhret’le. Şiirden, kitaptan söz edildi. Betül, “Aşkzede” diye bir kitap yazmış. Aşkzede olmayan var mı dünyada? Biri de benim. Cazim Bey kitapların işlevini anlattı. Kitaplarından üçünü (Türk’e Baştan Başlamak/ Cennet’in Kütüphanesi/ Atatürk Ekonomisi) imzaladı bana. Ardından ‘Karnaval Yürüyüşü’ başladı. Beş-altı km. yürüdük. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz, Türkiye laiktir laik kalacak, Ya istiklal ya ölüm…” savları atıldı…

Son güne gelmiştik, Adalar gezisine götürüldük. Doruk 1 teknesindeyiz. Akdeniz nazlı nazlı bakıyor bize. Katrancı denen kıyıda durduk. Mayosu olanlar girdi denize, yüzdüler, geldiler. Kalktık, yine deniz yüzündeyiz. Görevliler piliç, balık pişiriyor mangalda. Çok geçmeden ikram ediyorlar…

Saat 17.00, oteldeyiz. Vedalaşıyoruz.

About Kemal Gönüleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir