DENİZLE ÖPÜŞEN KENT FETHİYE- 1

DENİZLE ÖPÜŞEN KENT FETHİYE- 1

M.Demirel Babacanoğlu Yazdı

Gezmekle, görmekle bitip tükenmeyecek gibi geliyor bana, denizin toprağın, dağların, insanların renkleriyle öpüşen Fethiye. Ne zamandır görmek istediğim böyle bir kentteyim ben…

Coşkun Karabulut’u Tariş Bank’tan tanıyorum. Yazınla yoğun uğraşlar içindeydi. Fethiye’ye taşındı banka, Coşkun Bey de görevlerini orada da sürdürdü. Fethiye Belediyesi Kültür Müdürü oldu. Belediye Başkanı Behçet Saatçi gözetiminde Fethiye Kültür Sanat Festivali’nin 9.’su düzenlendi. Adana’dan M. Demirel Babacanoğlu, Mehmet Taşar, Giyasi Aydemir, Ali Ozanemre, Durmuş Ali Özkale davet edildi, teşekkür ediyorum.

fETHİYE 024

Adana Yaşam Sanat Derneği Başkanı Mehmet Taşar ; Gülaras otobüsünden yer ayırtmış. 10 Mayıs akşamı, terminalden bindik otobüse. Durmuş Ali Özkale’yle oturuyorum, Ali Ozan, Gıyasi Aydemir’le. Taşar önceden gitmişti. Otobüs nerede dursa ben memişhaneye, Durmuş Ali Bey aşevine, Gıyasi Bey, Ali Ozanemre sigara için koşuyor..

Saat 08.00’de indik Fethiye’ye. Görevliler gelip bizi aldılar. Yel Otel’e götürdüler. Otelde kahvaltı yaptık. Öğle saatlerinde yerleşebildik. Uyumuşum. Durmuş Ali Bey uyanmış ama beni uyandırmamış! Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi’nde açık oturum varmış. Oraya gidilecekmiş. ivedi ediyorlar. Şöyle 4/5 dakika gecikmişim.Telefonum durmadan çalıyor, çabuk yetiş diyorlar…

fETHİYE 001

Açık oturum başladı. Mehmet Taşar, Veli Uğur, Tülay Akkoyun konuşmacı, Oktay Yivli yönetici. Konu bilimkurgu, kısa öykücülük. Böyle bir öykücülük sanki yeniymiş gibi sundular! Bizim masallarımız, halk öykülerimiz kurgu öykücülüğün temelidir. Peki Donkişot nedir? Cervantes, savaş karşıtlığını yel değirmenlerine, koyunlara ve olmadık şeylere karşı gelmekle anlatıyor…

Tanzimat döneminde başlamış diyorlar kurgu öykücülük filan… Deniz Altında Yirmi Bin Fersah, Uzaya Seyahat, Ergenekon Destanı, Dirse Han, Boğaç Han, Amerikan Sargısı… ne oluyor şimdi? Evet günümüzde teknolojinin gelişmesiyle Portersel öyküler kol geziyor ülkemizde. Kimi uyutuyor, kimi yönümüzü saptırıyor, kimi çeliyor aklımızı… Gerçekçilik görmezden geliniyor!

Kısa öykü, şiire yaklaşıyormuş, şiirin kız kardeşiymiş. Kısa öykünün, şiirin cinsiyetini de öğrenmiş olduk böylece. Hiç böyle bir şey olabilir mi? Şiir başlı başına bir yazın dalı. Kendisiyle ölçülebilir…

Öykü tek oturumda yazılmalıymış! Nerden çıkarıyorlar bunları? Sen tek oturumda yazıyorsan yaz, başkasına ne karışıyorsun? İster on oturumda yazar, ister yüz oturumda, yazdığı öykü mü değil mi, sen ona bak.

Cazim Gürbüz’le karşılaştık. Berfin Bahar Dergisi’nde görüyordum yazılarını. Araştırmaya dayanan, özenli ürünlerdi bunlar. Ona, yeni yayınlanan ‘Atatürk Şair Şiir; Çöp Kutusu’ adlı kitaplarımı göndermiştim. Yeniçağ gazetesi’nde değinmiş ‘Atatürk Şair Şiir’ kitabıma. Yazıyı internetten buldum, aldım, belgeliğime yerleştirdim. Tanıştık yüz yüze, konuştuk. Kocaeli’nde oturuyormuş.

fETHİYE 060

Belediye önündeki alanda halk pazarı kurulmuş. Cıncık boncuk, yiyecek, içecek, kitap mitap… satıyorlar. Biz de kitaplarımızı koyduk ama, bakan yok. Kitap kimin nesine, tek bir kitap satamadık. Birbirimize yahut gözümüzün tuttuğuna imzaladık kitaplarımızı. Yeter ki okusunlar diyorum ya, okuyacaklarından da çok emin değilim. Üste para mı versek acaba okumaları için? Eskiden zenginler iftara çağırdıklarına diş kirası verirlermiş! Kim bilir belki de, ileride okuma kirası vereceğiz biz de!

Belediye yapısı karşısında yörenin ünlü halk ozanlarından Ramazan Ünlü’nün yontusunu görüyorum. 1924’de doğmuş. Altı yaşında saz çalmaya başlamış. Kendi kendine okuryazar olmuş. Üç telli saz aşığı, ustası 6.5.2003’te yaşamdan ayrılmış. Fethiye Belediyesi Ahmet Eraslan yontusunu diktirmiş. Belediyenin kültür sanata verdiği önem daha da belirginleşiyor böylece.

“Deveciler getiriyor üzümü/ Otururken bağladılar gözümü/ Ben yandım efem// Deveciler getiriyor inciri/ Gollarıma bağladılar zinciri/ Ben yandım efem// Deveciler gide gide yol oldu/ Bizim eller geride kalıp yel oldu/ Ben yandım efem”

fETHİYE 007

Kütahyalı Ressam Sema Tecen’e kitap vermemişim! Serzenişte bulunuyor, herkese vermişim de… Yok Sema’cığım yok! Öyle değil. Ben hep seçici olmuşumdur, kim kitap okuyacak, kim kitabım hakkında yazı yazacak onlara imza etmeye çalışıyorum. Seni tanıdıktan sonara sana bir kitap değil çok kitap imzalayabilirim. Serzenişte bulunman bir bakıma iyi oldu benim için. Hemen kitap ayırdım sana: ‘Yüzsüzler Yüzünü Alsın’. Son yıllarda insanları anlayamıyorum, hele de siyasetçileri! Yalan söyledikleri halde yüzleri kızarmıyor. Ant içiyorlar, antlarının tutmuyorlar! Akşam yemekte imzaladım kitabımı. Çok da mutlu oldu.

Otelin önünde bir havuz. Değişiyor suyu saat dakika. Turistler yüzüyor içinde. Çevresinde dinlenme yerleri var. Akşam dansöz oynadı havuz başında. Çıtıpıtı bir hanım. Şöyle yakına gelince çok da genç olmadığı belli oluyor. Gençlik yıllarına gitti aklım, Ayşe Nana, İnci Birol, Özcan Tekgül , Zennube … Onları tutacak dansöz nerde şimdi?

Sabah kahvaltısını yaptık. Şimdi Ölüdeniz’deyiz. Hemen Toroslar yükseliyor. Yeşille mavi buluşuyor kıyıda. Sıralanmış gezinti tekneleri. Kızlar geziyor kumsalda denize giriyor.

“Denizle oynaşır kız/ Yüzer dalgalarla/ Örtünür denizi/…”(MDB)

About Kemal Gönüleri

2 thoughts on “DENİZLE ÖPÜŞEN KENT FETHİYE- 1

  1. Değerli Dost: Fethiye İzlenimlerinizi çok beğendim.
    Fethiye’yi biz içinde yaşayanlar böyle güzel anlatamazdık. Teşekkürler, selamlar, sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir