BİR DAHA ASLA!

BİR DAHA ASLA!

M. Demirel Babacanoğlu Yazdı

Musa Dinç, Bir Daha Asla
21x14x1.5 boyutlarında, 240 s.
Arı Sanat Yayınevi. 2013, İstanbul

Kitabın başından sonuna doğru sayfaları çevirdiğimizde 33 mizah öyküsüyle tanışıyoruz. Yazar, bu öyküleri yayınlanan kitaplarından özenle, titizlikle seçmiş, sunmuş bize.

Sıralayalım:
“Tükenen Umutlar, Hafta Sonu İzinsizlik, Gardiyan, Maskot Eşref, Kurtalan mı Kurtların Alanı mı? , İçerden Tanıyormuş, Bir daha Asla! , Acıkan Karıncalar, Olimpik Kılıç Şampiyonası, Müfettiş Hep Fırça Atacak Değil ya! , Eyvah Öldürecekler! , Bıyığın Dili, Dedemi Cin mi Çarptı? , Paşa, Kilo Sorunu, Süslü Zübük, Al Haberi Turistten, Sabah Sporu, Çıldırtan Sayrılık, Maviş, Suçsuz, Çek Çek, Görü(ö)cü, Cici Bici/Buz, Namus Kâhyası ve Hüzünle Biten Aşk, Beri Gel Alanya, Saçın Mucidi, Çiğköfte Festivali, Aziz Nesin Gibi, Kitap Fuarı, Moda Bana Uysun, Cehalet, Bizim Şantiye.”
Her biri filme alınacak, tiyatroya uyarlanacak mizah öyküleri bunlar… Öykü yazmada klasik bir biçim izliyor yazar. “Giriş, gelişme, sonuç.” Tam da orta dereceli okullar için örnek bir kitap. Önce tez sunuluyor. Sonra özetleniyor. Açımlanıyor. Sonuca varılıyor.
Tükenen Umutları özetle ele alalım:
Tez: Almanya’ya gitmek.
Gelişme: Gidişin zorlukları.
Sonuç: İyi bitmiyor.
Özet: Marmaris’te yapı işlerinde çalışıyordum. Naif adında bir arkadaşım Almanya’dan sınır dışı edilmiş, bana geldi. İstersem, Almanya’ya birlikte dönebileceğimizi belirtti. Kaçak olarak Yunanistan’dan giriş yapıyorlar, yakalanıyorlar, yaralanıyorlar. İçeri atılıyorlar. Kendi yarası çabuk iyileşiyor, Hollanda’ya geçiyor, orada tutunamıyor, memlekete dönüyor. Arkadaşı uzunca bir süre hastanede kaldıktan sonra İtalya’ya mülteci olarak kabul ediliyor. Çok güçlükler çekiyor. Bir ara telefonla görüşüyorlar; “Keşke sağlığım iyi olsaydı da memlekette çöpçü olsaydım” diyor.

Bir serüven öyküsü bu.

Yazarın 15 kitabı bulunuyor.
 “ Şöhretli Eşek Arıları, Acıkan Karıncalar, Tipten Tipe, Gül ve Düşün, Efendiler Köyü, Garip Hallerimiz, Dinç Kafadan, Yalnızım(şiir), Sur Dibi, Dinç Kafadan Yorumlarıyla Taşıt Edebiyatı, Arkadaşım Ninem Adaşım Dedem, Cemilo(roman), Suçsuz, Bal Tadında Masallar, Bir Daha Asla
Yazar bir Anadolu çocuğu. Anadolu’nun her yerinde mizah kaynıyor. Bir kahveye oturun, yahut sokakta konuşan birilerini dinleyin, alaysı, mizah, güldürücü, düşündürücü konuşmalar duyacaksınız..
Ya bizim Nasrettin Hoca, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Muzaffer İzgü
Yazar bu kaynaktan geliyor. Mizah yapmak için çıkmıyor yola. Kendiliğinden doğuyor mizah. Bir yaşam biçimi. Bize Anadolu insanın güldürülerinin yansıtıyor. En katı devletler, en katı krallar, en katı yöneticiler mizah karşısında eriyip gidiyorlar!
Mizah olmasaydı ne tatsız olurdu şu dünya.
Musa düşündürüyor, güldürüyor bizi.
Onu öykülerinden rastgele seçip özetleyelim birkaçını:

Acıkan Karıncalar: Karıncalar simge olarak bizim toplum yapımıza benziyor. İşçi, memur, kral karıncalar. Kral karıncalar toplumu korkutuyor. Çok vergi topluyor. Canından bezdiriyor halkı. Emekçi, işçi karıncalar acıktıklarını bile söyleyemiyorlar. Ölüm pahasına da olsa krallarını doyurmaya çalışıyorlar.
Aziz Nesin Gibi: Tatvan-Doğu Anadolu Fuarı’na giden yazar, kitaplarını İmzalarken kökten dinciler, “sen ne yazıyorsun” diye soruyorlar. “Kara mizah” diyor yazar. Kara mizahtan anlamıyorlar; “kim gibi yazıyorsun” diyorlar.. “Aziz Nesin gibi” yanıtını alınca, “seni zındık seni” diyorlar, ellerindeki demir çubukla saldırıyorlar. İki arkadaşı, atak davranıp önlüyorlar saldırıyı.

Olimpik Kılıç Şampiyonası: Dünya devletlerinin spor bakanları toplanıyorlar, sporda neler yapacaklarını konuşuyorlar. Arabistan Spor Bakanı, Japonya’da yapılacak karşılaşmalarda, Dünya Olimpik Kılıç Şampiyonluğu yarışması, öneriyor. Yarışmaya, Arabistan, İngiltere, İtalya, Türkiye katılıyor.
Koşullar şöyle belirtiliyor:
Havaya sinek uçurulacak, kılıçla sineğin bir tarafı kesilecek, sinek ölmeyecek.
Sinek uçuruluyor, yarışma başlıyor.
İtalyan yarışmacı savurur kılıcı, sineğin ayaklarını; İngiliz yarışmacı kanatlarını; Arap yarışmacı başını koparır.
Türk yarışmacı sallar kılıcı, ama sinek uçuyor. Tutarlar sineği bakarlar, sinek sünnet edilmiş.. Küba bağımsız devletler topluluğu olayı protesto eder.
Kitap Fuarı: Yazar, fuara katılabilmek için edebiyat derneklerine üye olur. İzmir Kitap Fuarı’na gider, kitaplarını imzalamaya çalışır. Gelen giden olmaz, ilgi yok. Araştırır ilgisizliğin nedenini; şu sonuca varır:
Sakal uzatılacak, askılı pantolon giyilecek, pipo içilecek, kentün-pentün edilecek. Öyle de yapıyor. Dikili Festivaline gidiyor. Hollanda’dan geldiğini söylüyor. Poz bin beş yüz. İlgi büyük. Flaşlar patlıyor yüzünde. Geç vakte kadar kitap imzalıyor.
Artık her öyküden bir ders çıkarabiliriz.
Görüyorsunuz, birkaç öyküde bile yazar toplumsal aynamızı tutuyor yüzümüze.. Diyor ki bize; halk çalışıyor, krallar yiyor. Boşuna doyurmayın onları.. Doymaz, doymaz, doymazzz.. Daha çok daha çok isterler. Benimki de, benim, seninki de benim derler.
Doğruları yazar, söylerseniz. Hoşlanmazlar…
Yazar, halk anlatılarından, deyimlerden, atasözlerinden, mizah ustalarından büyük ölçüde yararlanarak oluşturuyor yapıtlarını.
Söz gelimi; “dil dökmek, taburcu etmek, düşman çatlatmak, işi pişirmek, kulağını bükmek, (…) gibi deyimler kullanarak güçlendirmiş yazılarını. Şiirsiz de kalmamış. “Düşün artık kimse bizi yakmasın/ Düşman gülerek bize bakmasın/ Halkın yaralarından kan akmasın/…”

Mayıs 2014, Adana

*****

About Kemal Gönüleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.