Babacanoğlu’ndan Bey oğlu musun?

BEY OĞLU MUSUN ? – Öykü

M. Demirel Babacanoğlu

Kafıküf dağının arkasında bir memleket varmış. Orada da insanlar yaşarmış! Dul kalan karılar iki dişli de olsa kocaya varmak isterlermiş! İşte o memlekette bir aile varmış, ana baba oğul birlikte mutlu, sevinçli, kıvançlı yaşarlarmış. Günün birinde baba ölmüş. Ağıt figan etmişler… Evin düzeni buzulmuş. Oğul babanın yerini almış, çekip çevirmiş, yeni bir düzen kurmuş… Ana oğul ballım güllüm yaşayıp gidiyorlarmış… Oğlanın evlenme vakti gelmiş evlendirmişler… Kaynana gelin sıkıntısı artmış biraz, amma anne belli etmiyormuş..

Oğul gelenektir diye her Perşembe annesine soruyormuş:

“Bir isteğin var mı anne?”

“Sağol, yedirip içiriyorsun, iyi de bakıyorsun bana, beni sırtına al gezdir şu dağları bu dağları” demiş.

“Peki anne” deyip annesini sırtına alıp gezdiriyormuş.

Yine soruyormuş perşembe günü…

“Bir isteğin var mı anne?”

“Sağol oğlum, beni sırtında gezdirdin, çok mutlu oldum, senin gibi oğlum olduğu için övünüyorum, beni Umre’ye, Hicaz’a götür…”

“Peki anne!”

O yıllarda şimdiki gibi motorlu araçlar, uçak muçak yok. At, deve sırtında, ya da yaya gidiliyormuş. Oğulun böyle bir olanağı da yok. Annesini sırtına almış, götürmüş, getirmiş..

Yine sormuş bir Perşembe günü.

“Anne bir isteğin var mı?”

“Var” demiş, “beni kocaya ver.”

Oğul düşünmüş, taşınmış, nasıl yanıt vereceğini şaşırmış!

“Anne çok yaşlandın, dişlerin bile kalmadı… kocayla ne işin var?”

“Olsun oğlum, beni kocaya ver!”

“Anne bu yaşta…?”

“Yaşımda ne varmış oğlum, bir kocam olsun başımda, beni sırtında taşımaktan kurtulursun?”

“Olmaz anne.”

“Nikah altında olmak istiyorum…”

“Yapma anne, etme anne, bu yaşta koca kahrı çekemezsin…”

“Bak oğlum” demiş anne, “seni emdirdim, çimdirdim, büyüttüm, evlendirdim, şimdi sıra bende…”

“Anne elin ayağın tutmuyor, gözlerin görmüyor, saçların dökülmüş, yüzün kırış kırış, seni kim alır bu halinle?…

Oğul annesine böyle yalvarıp, diller döktüyse de, annesini kocaya varmaktan vazgeçirememiş.

Anne, İlle de koca isterim diyormuş;

“Yoksa hakkımı helal etmem!”

Oğul sonunda “peki anne, seni kocaya vereceğim” demiş, “hazırlan.”

Anne kokular sürünmüş, en yeni giysilerini giymiş, hazır olmuş..

Oğlu, perşembe günü annesini sırtına almış, Kafıküf dağının ardındaki inlerden birinin önüne bırakmış, “bekle anne birazdan kocan gelir” demiş.

Az sonra büyük, kıllı bir ayı görünmüş… Bakmış ki inin ağzında oldukça kart bir yiyecek… Çok da açmış ayı, “olsun” demiş içinden… karıyı ısırmış.

Karı;

“Öpmeden ıştırdın, acemi misin ne?” demiş, ayıyı kucaklamış, kıllarını okşamış, “samur sumur kürkün var, Bey oğlu musun ne?” demiş.

Sonrası mı?

Ne olmuştur?

Siz söyleyin…

*****

About Kemal Gönüleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.