Siyah Panter’in Wakanda Rüyası

 

Siyah Panter’in Wakanda Rüyası

Anibal GÜLEROĞLU Yazdı

İnsanların renklerinden, ırklarından ve inançlarından ötürü ayrımcılığa tabi tutulması… Tüm bu farklılıklardan dolayı kıyımlar ve baskıcılık yaşanması geçmişten günümüze süregelen olumsuzlukların en kötüsü! Beyazların siyahî ırkı maddi-manevi sömürdüğü gerçeği de ne yazık ki en çok Afrika kıtasında yüzünü göstermekte. Değerli madenlerini ve pek çok doğal zenginliklerini beyazlara kaptıran yerli halk perişanlık içindeyken sömürü düzenini kuranların kazançlarının büyüklüğü malum! Her yıl Afrika’nın milyarlarca dolar değerinde yer altı kaynaklarını yasal biçimde ele geçiren Batılılar karşılığında sözde yardım yapıyorlar konuşlandıkları ülkelerin insanına ama… Afrika ülkelerindeki yaşam standartlarına bakıldığında ortaya çıkan tablo sömürü gerçeğini gayet net koyuyor ortaya.

Keza aynı ezicilik özgürlük timsali olarak lanse edilen Amerika’daki siyahîlere karşı da geçerli olan bu büyük sorunun yarattığı kazanç kapısının bir başka yüzü de, ırak ayrımcılığının ve Afrika’nın sömürülme konusunun türlü senaryolarla sinemada işlenmesiyle açığa çıkmakta… Beyazların gölgelediği yaşamlar ve baskılara karşı yaratılan özgürlük öykülerinin Hollywood için büyük malzeme kaynağı teşkil ettiğine kuşku yok. Zira bu noktada ödüllüsünden bol gişelisine sayısız örnek mevcut…

Nitekim Ryan Coogler’ın yönettiği ‘Black Panther/Siyah Panter’ de derilerinin kara renginden dolayı horlanan… Hayvancılıkla uğraşan çoban, çiftçi ve basit mesleki vasıflara layık görülüp teknoloji-bilim gibi çağdaşlıklarla bağdaştırılmayan Afrika insanının dünyasına ayna tutup görünenin arka planından tahminleri altüst edecek tabloların çıkabileceği gerçeğini vurgulayan bir film olarak beyazperdede!

Dolayısıyla basit bir aksiyon filmi olmanın ötesine geçen… Adalet, ırkçılık, kültürel mirasa sahip çıkma mücadelesi, özgürlük için silah mı yoksa bilimsel gelişim mi daha etkili gibi güncel temalarla günümüze gerçekçi bakış atan ‘Black Panther/Siyah Panter’ filmini doğru değerlendirmekte fayda var.

SİYAH PANTER’İN WAKANDA RÜYASI

Marvel Stüdyolarının çoğunluğu siyahî oyuncularla gerçekleştirdiği yapımı olan ‘Black Panther/Siyah Panter’ aynı adlı çizgi romandan sinemaya uyarlanan etkileyici bir yapım! Çünkü ırkçılık gibi marjinal ideolojilerin giderek arttığı dünyamıza yeni bir özgürlük soluğu getirmek istercesine varlık gösteriyor beyazperdede.

‘Baba bana yurdumun hikâyesini anlat’ diyen çocuğun arzusuyla açılışını yapan film, milyonlarca yıl öncesinin öyküsünü dillendirip dört kabilenin anlaşmasıyla ‘Siyah Panter’in ortaya çıkışını göstermenin ardından, ‘Hala saklanıyor muyuz? Neden?’ sorularına cevap aramak için 1992 yılına geçerek vibranium hırsızının peşine düşen kralın küçük kardeşiyle buluşmasını yansıtan akış günümüze gelerek yapıyor başlangıcını. Devamında da ‘Siyah Panter’in Wakanda rüyası ve yaşamın gerçekleri giriyor devreye.

Mükemmel bir görsellikle Wakanda’nın yeni kralının seçilme törenini izleten… Vibranium hırsızının peşine düşen yeni kral T’Challa’nın takip aksiyonunu Nijerya’daki kadın-çocuk kaçırma olaylarıyla harmanlayıp Amerikan ajanını da olaya dâhil eden akışta intikamcılık da var, miras mücadelesi de! Wakanda’nın gelişmiş yaşamını ve sahip olduğu zenginliği dış dünyadan soyutlayarak koruma baba-oğul ilişkisi de mevcut, uluslararası ilişkiler de… Yanı sıra kötülüğe karşı birlik olup kültürel değerlerine sahip çıkmak gerektiğinin altını çizen yapımda yerel barışın koruyucusu olarak Amerika’nın tek kişilik gücü de yerli yerinde!

Uzaylıları anımsatan bir gelişmişliğe sahip olan ve Afrika kültürünü, kıyafetlerden törenlerine, layıkıyla yansıtan Wakanda’nın rüya gibi atmosferini temeline alan filmin mesajcılığına gelince… İngilizlerin 007 James Bond’una kafa tutarcasına onun siyahî yansıması olarak yaratılan T’Challa karakteri ve ona meydan okuyan kuzeni Killmonger üstünden Martin Luther King-Malcolm X ikilemi yaratıp eğitimle kendini geliştirip güçlenme ile silahlı mücadeleye kafa tutma mantıklarını çatıştırmak!

‘İyi bir adamın kral olması çok zordur’ diyerek siyasetin ve ülke yönetmenin temelinde kötülüğün-sertliğin yattığı gerçeğini vurgulayan yapımda ayrıca sorumluluğun yarattığı ağır yük de yansıtılmakta. Kapitalizmin ve beyaz insanın kötülüğünü, onların düzenine adapte olanlar üstünden aktaran içeriğin en önemli yönüyse ‘iyi-kötü’ kavramlarını yoruma açık hale getirmesiyle çıkıyor ortaya. Eskilerin pasif yolundan gidip kültürel geleneklere sahip çıkmak mı yoksa yeni jenerasyonun atağa kalkma isteğine uyarak hareket etmek mi daha avantajlı diye sorgulatan gelişmelerde, kötülüğün ve iyiliğin çift yönlü algılanmaya müsait olabileceği… İyilikle kötülüğün iç içe yol alabileceği… Ve kötü sanılanın da kendince haklı sebeplere dayanarak hareket etme ihtimali akıllara düşürülmekte.

SONUÇTA: Marvel Sinema Evreni’ne yeni bir boyut açan ‘Black Panther/Siyah Panter’, dünya genelinde ve özellikle Afrika’da siyahîler ırkçılığın-sömürünün eziciliğini hissederken mutlu ve şanslı bir kısım azınlığın Wakanda rüyasına kapılıp refah içinde yaşaması ne derece doğru sorusunu ortaya atan bir içeriğe sahip. Siyahîlerin kendilerini kurtarmaları için önerdiği formül de, gençleri yetiştirmek için maddi destek ve teknolojik olanaklar sunacak fonlar-vakıflar-eğitim kurumları kurulması… Tabii Amerika’nın korumacılığı ve desteğinde!

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

*****

About Anibal Güleroğlu

İstanbul’da başlayan yaşamım, eski İstanbul'lu ailemden edindiğim kültürle, sanata yatkın bir biçimde gelişti. Müzik ve buz pateni amatörce ilgi alanlarım oldu. Birinciliklerle geçen öğretim yıllarımın üniversite ayağı, Boğaziçi’ni kazanmakla birlikte özel nedenlerden dolayı Marmara Üniversitesi’nde devam etti. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirmemin ardından hiç sevemediğim branşımda çalışmak yerine küçüklüğümden beri süregelen tutkum, yazmaya ve eleştirmeye yöneldim. İkinci üniversite olarak onur belgesiyle bitirdiğim Radyo-TV Programcılığı’yla perçinlenen sinema-televizyon tutkumun yanı sıra ön plana çıkmadan sürdürdüğüm habercilik faaliyetini daha sonra Yeniçağ Gazetesi’ndeki Ekran Arısı ve Sinema köşelerimden ismen yürüttüm. Yeniçağ Gazetesi’yle yollarımızı ayırdıktan sonra halen faaliyette olan sinematur.com’u kurdum. Milliyet.com.tr-TV sayfasındaki yazı yolculuğumu Ekran Arısı başlıklı köşemden sürdürürken kısa süreli olarak Hürriyet Avustralya Gazetesi’nde de köşe yazarlığı yaptım. Ardından Medyafaresi.com sitesinde de televizyon-sinema eleştirmeni olarak köşe yazarlığım başladı. Hâlihazırda Milliyet.com ve Medyafaresi.com’daki köşelerimden eleştirilerime devam etmekteyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.