ABD tarihinin en büyük gizli operasyonu!

ABD tarihinin en büyük gizli operasyonu!

Anibal GÜLEROĞLU Yazdı

Amerika’nın kendi toprakları dışında yürüttüğü operasyonlar, siyasi taktikler ve barış müdahaleciliği pek çok Hollywood yapımına konu olmuştur. Kimi vasat bir anlatım diliyle çıkmıştır seyircinin karşısına, kimi de pek bilinmeyen olayları aktarmıştır dünyaya. Irak-Afganistan müdahaleleri gibi defalarca işlenmekten cılkı çıkartılmış olan içeriklerin yanı sıra CIA skandallarının ve ‘Operasyon: Argo’ misali rehine krizli kaçış operasyonlarının içyüzünü ele alanlar da mevcuttur, Amerika’nın süper güçlüğünü sinemasal açıdan yayma çabasındaki Hollywood dünyasında.

Şimdi büyük prodüksiyonlardan orta hallisine çeşni bolluğundaki ABD öykülerine bir yenisi daha eklendi… Gerçeğe dayalı gelişmelerin ele alındığı ve ABD tarihinin en büyük gizli operasyonunun anlatımı olan ‘American Made’ yani bizdeki adıyla ‘Barry Seal: Kaçakçı’!

BİR PİLOTUN AJANLIKLA KAÇAKÇILIK ARASINDAKİ MACERASI

Biyografik aksiyonu komedi tadıyla sunan ‘Barry Seal: Kaçakçı’, 70’li yılların sonundan 80’li yılların ortasına dek süren, çapraz bağlantıların gerçekleştiği bir yaşam öyküsüne dayanmakta.

Başarılı TWA pilotluğuyla şakacı üçkâğıtçılık arasında gidip gelen sıradan hayatlı bir vatandaşken, birkaç puro kutusunu çantasına koyarken görüntülenmenin ardından hükümetin gölge biriminin oltasına takılıp ajanlıkla kaçakçılık ikileminde para babasına dönüşen Barry Seal(Tom Cruise) ile şimdiye dek duyulmamış bir gerçek hikâyeye odaklanan yapım, yakın tarihin ve sıcak soğuk savaş dönemindeki en büyük skandallardan birini seyircisine aktarmakta.

Senaryosu Garry Spinelli’ye ait olan yapım, hayli neşeli görünen TWA pilotu Barry Seal’in uçak yolcularına yaptığı eşek şakasıyla başlıyor. Soluksuz oradan oraya uçup ailesini geçindirmeye çalışırken ufak tefek kaçamaklara da yer ayıran Barry’nin tekdüze yaşamındaki kırılma noktası, hakkında dosya tutan derin devletin devreye girmesi! Puro kaçakçılığından hapse atılmakla devletin gizli örgütü için ajanlık yapma seçeneğiyle karşı karşıya bırakılan Barry’nin sağlık sigortası derdindeki karısını ve çocuklarını düşünerek aldığı karar malum. ABD hükümetinin maşası olarak Orta Amerika’daki direnişçilerin havadan fotoğraflarını çekme ve bilgi transferini sağlayan teslimatçı olma görevlerini üstlenen Barry’nin resmi sıfatı olmayan bu örgüt için çalışırken ayağına gelen kısmetse, Pablo Escobar’lı Maddelin Karteli’nin narkotik faaliyetler için kendisini kullanmak istemesi! Bundan sonrasıysa, Ronald Reagan’ın Beyaz Saray’daki sekiz yılına gölge düşüren bir skandalda ölçüsüz rol oynayan Barry’nin, ABD hükümetinin çeşitli operasyonlarına dâhil oluşu ve hem Kolombiyalılarla hem de Medellin Kartel’iyle yürüttüğü ‘silah-uyuşturucu’ şeklindeki çifte alışverişinin aksiyonu.

ABD hükümetinin Orta Amerika’daki komünistlerle mücadelesine ve kontra savaş çabasına fon sağlamasına yardım için uçuşlar yaparken bir yandan da kendisine sunulan fırsatları sonuna kadar değerlendirip hem paraya kavuşmak hem de heyecan yaşamak isteyen Barry’nin gerçek öyküsünde pek çok çarpıcı detaya rastlamak mümkün. Bunlardan biri, normal hayat yaşayanların bir anda nasıl mecburi ajanlığa dönüştürüldüğünü ve sonunda kendi kaderine terk edildiğini göstermesi! Bir diğer ayrıntı, uyuşturucunun Amerika’ya sokulma sürecinin başlangıcında, ABD’nin görünmeyen güçlerinin dolaylı yoldan parmağı olduğunun işaret edilmesi. Ayrıca Nikaragua’nın özgürlük savaşçılarının gönülsüzlüğünü vurgularken onları motive edip Sandinistalara karşı silahlandırmada ABD hükümetinin nasıl saman altından su yürüttüğünü resmetmesi de yapımın değerini artıran yönlerden. Kaçakçılıkla vatanseverlik arasında sıkışıp kalan bir anti kahraman konumundaki yapımın, ABD’nin uluslararası faaliyet sisteminin yozluğunu hicivle ele alırken fırsatçılığın dibine nasıl vurulacağını da işaret eden bir yöne sahip olması cabası.

Bu pilotun traji komik ve aynı zamanda ironik öyküsünde, devletin tüm mali birimlerini devreye sokan paranın önemsiz bir meta olarak sunulması da ayrıca kayda değer. Barry’nin yaşam anlayışındaki bu detay o denli güzel verilmiş ki, her yaptığı uçuştan çantalar dolusu kazanılan paradan ziyade adamın iki tarafı birbirinden haberdar etmeden yürüttüğü işlerin temposu ve zorluklara meydan okuma tarzındaki sevkiyatlar önem kazanmakta. Tabii bir de ABD hükümetinin gizli işlerini yapması karşılığı göz yumduğu uyuşturucu kaçakçılığı parasını sağlam bir yere saklamak yerine Mena’daki evine dolduran, ayakkabı kutularına-dolaplara-hangara tıkıştıran, bahçeye gömen Barry’nin aile sevgisiyle harmanlanmış eğlenceli kişiliği olayların üstüne çıkmakta.

SONUÇTA; Amerika’daki kanun dışı faaliyetlerin yeri geldiğinde CIA kanalıyla yürütüldüğünün ve dünyadaki kritik bölgelerde ne dümenler çevrildiğinin en renkli ve gerçek kanıtı olup ABD tarihinin en büyük gizli operasyonunu ele alan bir çalışma ‘Barry Seal: Kaçakçı’!

Ronald Reagan’dan Manuel Noriega’ya, Bill Clinton’dan Oliver North’a kadar 80’lerden çok sayıda isimle yolları kesişen ve sonunda tüm yaşadıklarını kayıt altına alarak tarihe miras bırakan Barry Seal de tam anlamıyla ‘Amerikan yapımı’ bir karakter. Kurguda yaşananların gerçeklere dayanıyor olmasıyla etkisini artıran ve hükümetlerin derin meselelerinde maşa olanların ne kadar kolay harcanabildiğini gösteren yapım tavsiyemdir.

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

*****

 

 

About Anibal Güleroğlu

İstanbul’da başlayan yaşamım, eski İstanbul’lu ailemden edindiğim kültürle, sanata yatkın bir biçimde gelişti. Müzik ve buz pateni amatörce ilgi alanlarım oldu. Birinciliklerle geçen öğretim yıllarımın üniversite ayağı, Boğaziçi’ni kazanmakla birlikte özel nedenlerden dolayı Marmara Üniversitesi’nde devam etti. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni bitirmemin ardından hiç sevemediğim branşımda çalışmak yerine küçüklüğümden beri süregelen tutkum, yazmaya ve eleştirmeye yöneldim. İkinci üniversite olarak onur belgesiyle bitirdiğim Radyo-TV Programcılığı’yla perçinlenen sinema-televizyon tutkumun yanı sıra ön plana çıkmadan sürdürdüğüm habercilik faaliyetini daha sonra Yeniçağ Gazetesi’ndeki Ekran Arısı ve Sinema köşelerimden ismen yürüttüm.
Yeniçağ Gazetesi’yle yollarımızı ayırdıktan sonra halen faaliyette olan sinematur.com’u kurdum. Milliyet.com.tr-TV sayfasındaki yazı yolculuğumu Ekran Arısı başlıklı köşemden sürdürürken kısa süreli olarak Hürriyet Avustralya Gazetesi’nde de köşe yazarlığı yaptım. Ardından Medyafaresi.com sitesinde de televizyon-sinema eleştirmeni olarak köşe yazarlığım başladı. Hâlihazırda Milliyet.com ve Medyafaresi.com’daki köşelerimden eleştirilerime devam etmekteyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir