KARS GÜNLÜKLERİ ; 1’inci GÜN

KARS GÜNLÜKLERİ ; 1’inci GÜN

Haber & Fotoğraflar Şahika Öner

Bu sene Şubat’ ayını Kars yolculuğuyla taçlandırdık. Nur Ay arkadaşım teklifiyle, dört gün üç gece olan yolculuğa aheste aheste hazırlandım. İlk gün sabah sekiz uçağıyla Antalya’dan Van’a iki saatlik bir yolculuk yaparken, bulutlar ve Kars manzarası bize eşlik etti. Güneşli ve aydınlık bir günde Van’daydık. Kahvaltı için Van gölü üstü geniş teraslı cafede Van’a özgü peynir çeşitleri ve yöresel yiyecekleriyle donatılmış sofranın keyfini çıkardık. Göl manzarasını seyrederken, en çok dikkatimi çeken kedi bolluğu oldu. Müessese sahibi hepsinin karnını doyuruyordu.

Yol üstünde küçük bir Van kedisi evine uğradık. Bembeyaz tüyleri ve değişik gözleriyle bizi karşıladılar. Yan tarafda ki alışveriş merkezinden, herkes Kars’ın çeşitli bölgelerine ait hediyeler aldı.

Van’da ilk durağımız olan Kars Kalesinin görkemi altında, herkes bolca Kars hatırası çektirdi. Eski dökük evler, tarihi binalar Kars’ın önemini gözler önüne seriyordu. Gazi Ahmet Muhtar Paşa Kültür Evini ziyaret ettik.

Van turundan sonra yol üstünde Muradiye Şelalesi’ndeyiz. Giriş kaygan, karlı ve burada hava çok soğuktu. Van merkezine 80 km uzaklıkta olan şelale, adını Bağdat seferine çıkan Osmanlı Padişahı IV. Murat’tan almış. Şelalenin yüksekliği 50 metre, Şelaleye ulaşmak için, 60 m. yükseklikte bulunan bir asma köprüden geçmek gerekiyor. Şelalede, Tendürek Dağları’ndan gelen sular yaklaşık 20 m. yükseklikten Bend-i Mahi Çayı’na dökülüyor. Her mevsim ayrı güzelliği olduğu söylenen şelale, kuvvetli akış gücünden dolayı görkemli bir manzara sunuyor. Kış aylarında ise donan şelale suları buzdan kristallere dönüşüyormuş, biz yarı donmuş halini gördük. Seyir terasları bölgeyi çok güzel içine alıyordu.

Ermenistan sınır boyunca, Ağrı dağı görüntüsü içerisinde Doğubayazıt’a doğru yol alıyoruz. Yoldaki köyler, sonsuz beyazlıktaki kar manzarası, bizi adeta içine çekiyor. Doğubayazıt’a 5km kala, dağın yamacına kurulmuş İshak Paşa Sarayı’na varıyoruz. 1684’de 99 yılda yapılan saray 18yy. Osmanlı İmparatorluğunun Lale Devrimdeki son anıt yapısıdır. Saraya adeta bir kale görüntüsünü veren yüksekçe çevre duvarlarıyla içindeki yapıların bir bölümü, I. Dünya Savaşı’nda bölgeyi işgal eden Rusların yaptıkları hasarlar sebebiyle yıkık durumdadır. İshak Paşa Sarayı’nın en önemli özelliği dünyanın ilk kalorifer tesisatı döşenen sarayı olmasıdır.

Mimari özelliklerine gelince; Saraya doğu cephesinin ortasındaki görkemli taç kapıdan girilmektedir. Bütün saraya yayılmış olan merkezi ısıtma donanımının ocağı da birinci avludadır. Birinci avlunun batı duvarında bulunan ikinci bir taç kapıdan ikinci avluya girilmektedir. Bu avlunun girişte solunda, bir koridor üzerinde bulunduğu tahmin edilen odaların yalnız temelleri kalmıştır. Bu avlunun sağ tarafındaki bir kapıdan sarayın selamlık kısmına geçilmektedir. Kapının arkasındaki bir geçitten ulaşılan holün bir tarafında divanhane, öbür tarafında kütüphane yer almaktadır. Holden batı taraftaki bir koridorla bitişikteki camiye geçilmektedir. İkinci avlunun batı duvarının ortasındaki üçüncü bir taç kapı ile harem bölümüne geçilmektedir. Zamanında 2 katlı olduğu anlaşılan bu bölümün, bugün yalnız alt kat duvarları kalmıştır.

Sarayın hiç çini kullanılmamış olan bezemesinde taş oymacılığı ağır basar. Bu muhteşem saray teknolojinin olmadığı o dönemde hayvan ve insan gücüyle çevre köylerden beyaz taşlar, Ağrı Dağı’ndan ise siyah taşlar getirilerek, büyük emeklerle yapılmıştır. Kesme taşlardan yapılan sarayın duvarları ayet ve beyitlerle süslüdür. Bu görkemli yapıdan sonra, Iğdır’da ilk konaklayacağımız küçük ama sevimli Dedemin Oteli’ne varıyoruz. Bütün günün yorgunluğunu çıkarmak üzere odalarımıza yerleşiyoruz.

Devam edecek.

*****

About Şahika Öner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.